Cennet veya cehennem

İsmail Hakkı Akkiraz
İsmail Hakkı Akkiraz

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, rahman ve rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Bizler için dünya hayatı geçici, ahiret hayatı ise ebedidir. Ölümle sınırlı dünya hayatının bir imtihan olduğu kavranmadan İslam’ın kıymetini bilmek ve Yeni Bir Saadet Dünyası kurmak için cihad şuuruna sahip olmak zordur. Müslüman olarak ölmeyi başarmak da bir kulluk görevidir. Ali İmran 102: “Ey iman edenler, Allah'tan nasıl ittika edip sakınmak gerekiyorsa öylece ittika edip sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka bir din ve düzen üzerinde ölmeyin.” Dünya imtihanının konusu İslam’dır. İslam, Allah’ın rızasıdır. İnsanlar; dünyalarını İslam ile tanzim etmeleri halinde kazananlardan olacak, ahiret hayatında cennette ebedi bir hayat süreceklerdir. Batıl Allah’ın gazabıdır. İnsanlar; dünyalarını batıla göre tanzim etmeleri halinde kaybedenlerden olacak ve ilahi gazaba müstahak olup ahirette cehennemde ebediyen azap göreceklerdir. Dünya ve üzerinde meydana gelen bütün hadiseler, imtihanımızın laburatuvar malzemeleri gibidir. Kehf 7-8: “Biz insanların hangisinin salih amel işleyeceğini imtihan edelim diye yeryüzündeki her şeyi dünyanın kendisine mahsus bir ziynet yaptık. Ve biz mutlaka oradaki her şeyi kupkuru bir toprak yapacağız.” Bu ve benzeri ayetler, bize dünya hayatının özetini sunuyor.

İMTİHANDAYIZ

Dünya imtihanı; Hak ile batılın mücadelesidir. Hz. Ali, dünya imtihanını kazanıp ahirette cennete girmenin esaslarını veciz bir şekilde beyan etmiştir: “Kim altı şeyi kendinde toplarsa, cennete girmek için gerekli olan şeyi yapmış, cehenneme gitmemek için de lazım olan her şeyden sakınmış olur. Bu şeyler şunlardır: 1. Allah’ı tanımak ve O’na itaat etmek, 2. Şeytanı tanımak ve ona isyan etmek, 3. İslam’ı tanımak ve ona uymak, 4. Batılı tanımak ve ondan sakınmak, 5. Dünyayı tanımak ve ondan sakınmak, 6. Ahireti tanımak ve onu aramaktır.”

Dünya, müminin zindanı ve kâfirin cennetidir. Mümine, ahirette göreceği iltifatlar ve nimetler yanında dünya sanki zindan ve cehennem gibidir, kâfire ise ahirette karşılaşacağı azap yanında bu hayat adeta bir cennet gibidir.

DÜNYA SEVGİSİ

Dünya sevgisi her türlü hatanın başıdır. Bir şair dünya hayatını şöyle tasvir etmiştir: “Seslenir Allah’ın iki meleği sabahında her günün/Derler ki, yıkılmak için yapın ve ölmek için doğurun.” Dünya; inkârcı, müşrik ve münafık zalimlerin geçici sığınağıdır. Onlar, Allah’ın azabına kadar bir süre burada barınırlar. Dünya, şuurlu müminler için yer ve yuva değildir. Sen de; şuurlu müminlerden isen, aklınla ondan ayrıl, düşüncenle ondan uzaklaş, hakiki ve ebedi bir yer ve yurt olan cennet için çalış. Deniz dalgaları üzerine bina yapmak imkânsızdır. Dünya da bir denizdir. Onun için dünyada kalıcı bir şey yapmak imkânsızdır. Allah katında baki olan kişinin imanı ve cihadıdır. Cihat ise bütün insanlığın saadet bulması için çalışmaktır.

BİR NASİHAT

Ashaptan Ebüdderda, bir vaazında bakınız ne diyor: “Din kardeşleri iken, neden birbirlerinizi sevmiyor, birbirlerinizin iyiliğini istemiyor ve birbirinize nasihat etmiyorsunuz? Sizi birbirinizden ayıran şey, kalplerinizin bozukluğu ve doğru olmayan fikir ve düşüncelerinizdir. Çünkü hak birleştirici, batıl ise ayırıcı ve bölücüdür. Neden şahsi çıkar umduğunuz dünya işlerinde bir araya geliyor ve yardımlaşıyorsunuz da din ve ahiret işlerinizde birbirinizden ayrılıyor ve birbirinize karşı çıkıyorsunuz. Bu hal imanınızın azlığını gösteriyor. Bu demektir ki, nefsiniz, dünyanız için nasıl davranmanız gerektiğini size söylüyor da, imanınız ahiretiniz için nasıl davranmanız gerektiğini size söylemekten aciz kalıyor. Eğer, “Dünyayı seviyoruz, çünkü o bize yakındır, yakın olan sevilir ve uzak olana tercih edilir” derseniz, doğru söylememiş olursunuz. Çünkü çok kere, uzak olan bir şeyi daha çok seviyor ve onu yakın olana tercih ediyorsunuz. Bu sebeple, ileride kazanç elde etmek için kendinizi yoruyor, zorluyor ve hırpalıyorsunuz. Ve umduğunuz çıkarı da çoğu kere bulamıyorsunuz. Eğer ahiretin hak oluşundan şüphe ediyorsanız, bunu açıkça söyleyiniz ve ne siz var olduğunu iddia ettiğiniz imanınızla yaşayışınız arasında çelişkiye düşünüz ne de biz bu çelişki yüzünden sizi anlamakta zorluk çekelim. Yemin ederim, ne aklınız eksiktir ki, sizi mazur görelim ne de ameliniz doğrudur ki, sizi takdir edelim. Dünya işlerinizde ne yapmanız gerektiğini iyi biliyor, fakat din ve ahiret işlerinizde aklınız şaşıyor ve doğru ile yanlışı birbirine karıştırıyorsunuz. Dünyadan az bir şey bulunca onun sevincini duyuyorsunuz, az bir şey kaybedince de onun hüznünü yaşıyorsunuz. Bu duygular, sizin yüzünüzde de belli oluyor. Ve siz, bulduğunuza nimet, kaybettiğinize de musibet diyorsunuz. Ve musibetiniz için matem tutuyorsunuz. Hâlbuki dininizden çok şey bırakmış ve ahiretinizden çok şey kaybetmiş iken, bu umurunuzda bile değildir. Onun hüznü ne yüzünüzde okunuyor ne de halinizde bir belirtisi var. Bu durum karşısında görülen odur ki Allah, sizden yüz çevirmiş ve sizi tevfik ve hidayetten mahrum bırakmıştır. Çünkü O’nun tevfik ve hidayeti üzerinizde olsaydı, kârınızı zarar, zararınızı kâr saymaz ve dünyanızın hatırı için ahiretinizi feda etmezdiniz. Siz kalplerinizle birbirinizi sevmediğiniz halde, münafıklar gibi birbirinizi okşuyor ve tepki almamak için birbirinize acı gerçekleri söylemiyorsunuz. Kendiniz bu durumu zarafet sayıyorsunuz. Aslında ise bununla birbirinizi aldatıyor ve birbirinizin kötülüğünü istiyorsunuz. Lakin ben size gerçekleri söylüyorum. Sizde hayır varsa söylediklerimden istifade edersiniz. Ve şayet Allah’a dönecek olursanız, dünyadaki şeylerin aksine, O’nun yanındaki şeyleri kazanmanın çok kolay olduğunu göreceksiniz.” Selam hidayete tabi olanlara…

- Milli Gazete, İsmail Hakkı Akkiraz tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/7489822/ismail-hakki-akkiraz/cennet-veya-cehennem