İktidar yoğalımı-III

İsmail Kıllıoğlu
İsmail Kıllıoğlu

İktidarın, eş deyişle, hükmetmenin, güç sahibi olmanın, bir olgu olarak tesbit edilmesiyle onun farklı şartlarda ve ortamlarda tezahürlerini, gerçekleşmelerini, etki ve doğurduğu sonuçları birbirine karıştırmadan ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Aksi takdirde çok önemli, yerine göre de çok aldatıcı önyargılara ve yanlış yargılara varmak kaçınılmaz hale gelir, gelmiştir de.

Sözgelimi insanın doğasından kaynaklandığı ileri sürülen kendini koruma, kendi menfaatini veya çıkarını önceleme gibi güdüleri gerekçe olarak gösteren ve “Kapitalizm” biçiminde adlandırılan anlayışın, son birkaç yüzyılın düşünce tarihinde ve uygulamada ağırlıklı tartışma konusu olduğu bilinmektedir. Ayrıca şu da bilinmektedir ki, “Kapitalizm” olarak adlandırılan anlayışı, salt iktisadi bir olgu ve etkinlik olarak görmek ve sadece öyle değerlendirmek, sınırlandırıcı, giderek yalıtıcı, hatta yanıltıcı bir yaklaşımdır. Sözgelimi XIX. yüzyılın sonlarına doğru yapılan Berlin, Paris Konferanslar, yine XX. yüzyılda gerçekleştirilen Yalta/Postdam görüşmesi ve burada alınan kararları göz önüne almadan ekonomi-politik’i kavramak, açıklamak, yorumlamak ve değerlendirmek hem eksik, hem de yanıltıcı olur.

Son elli-altmış yıllık siyaset dünyamızda gerçekleşen ve nerdeyse periyodik olarak her on yılda bir gerçekleşen hareketlere kabaca bakıldığında geri planda bir güç ve istemin varlığını tesbit etmek, en azından sezinlemek mümkün olmalıdır. Daha doğrusu mümkün olmalıydı. Görünen o ki, bunun tam olarak tesbit edildiği ya da yapılan tartışmaların açıklayıcı, anlaşılır bir sonuca bağlandığı söylenemez. Sözgelimi ’60 İhtilali sonrası yürürlüğe giren ’61 Anayasası, daha önceki, yani ’24 Anayasasına göre kıyaslanamayacak biçimde birtakım bireysel ve toplumsal hak ve özgürlüklerin yanında yeni bazı kurumlar da getirmişti. İktisadi ve sosyal haklar, devlete yüklenen bir takım yeni ödevler, Anayasa Mahkemesi gibi yeni kurumlar, sonuç olarak iktidarın yoğalımını, yani tek veya belli ellerde odaklarda toplanmasını nispeten sınırlandırabilmişti. Anayasacılığımız bakımından ’61 Anayasası önemli kazanımları düzenlemişti. Ne var ki, bireysel ve toplumsal açıdan önem taşıyan söz konusu kazanımlar, ’71 Muhtırası’nın yapılmasına gerekçe olarak ortaya konulacak ve “toplumsal gelişme, siyasal gelişmenin önüne geçti” şeklinde ifade edilecekti. Yani siyasi iktidarın mutlak olarak bir elde veya merkezde toplanmasını önleyici ve dağıtıcı bir mekanizma olarak Yasama ve Yargı Erkleri, Yürütme organını sınırlandırıcı ve denetleyici bir konumda düzenlemekteydi. Bu nitelikleriyle ’61 Anayasası, Anayasa Hukuku ölçeğinde farklı bir yerde durmaktadır. İşte ’71 Muhtırası, bireysel, toplumsal hak ve özgürlükler ile iktidarı sınırlayıcı ve denetleyici mekanizmayı zayıflatıcı adımı atacak ve asıl olarak düşünsel gelişmeyi saptırmaya çalışacaktır. Bir ölçüde de başarılı olduğunu söylemek mümkündür. Öyle ki, Ankara Hukuk Fakültesi öğrencisi olarak yaşadığımız o günlerde, bir daha basılmayan ve yeniden edinemeyeceğim bazı kitapları, Solfasol’da din görevlisi olan bir arkadaşın evine götürmüştük. O da, boş bir yer bulup kitapları toprağa gömmüş, ama sonradan yerini tesbit edemediği için öylece kalmıştı. Ancak ’71 Muhtırası, öğrenci hareketlerinin, yani toplumsal gelişmenin önünü kesmek yerine, bütün ülkeyi anarşinin mekanına dönüştürmüştür. Sonunda toplum, ülke ve devlet, ’80 Darbesi’ne razı hale getirilmiş ve “Devlet bakkal dükkanı işletir mi?” safsatası gerekçe yapılarak, “Liberalizm”, “Küreselleşme” avuntusuyla “vahşi” Kapitalizm’in kucağına atılmıştır.

Benzer bir durum 2010, 2017 Anayasa değişiklikleriyle birlikte, “Türk usulü” safsatasıyla “Başkanlık Sistemi” tanımlamasıyla gerçekleştirilmiştir. Kapitalizm’in, onun ekonomi-politiği olarak sürekli yenilenen ve güncellenen Emperyalizm’in sürekli değişen yüzünü ayırt etmek feraset ve basiret gerektirir. Ama kendisini, kendi insanı ve toplumu, tarihi ve kültürüne karşı öyle konumlandıran anlayış ve tutumlarda feraset ve basiret, karşıt erdemler olarak değerlendirilir.

- Milli Gazete, İsmail Kıllıoğlu tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/7383790/ismail-killioglu/iktidar-yogalimi-iii