Dünya, canlıların ortak bir yaşam alanıdır

Fatma Tuncer
Fatma Tuncer

Dukha Türklerinin hayatlarını ele alan belgeselde iki husus dikkatimi çekmişti: Birincisi, doğa ile iç içe yaşayan bu insanlar suyu kirletmemek için ellerindeki kabı ırmağa daldırıp bir miktar alıyor ve ellerini dışarıda yıkıyorlardı. Suyu kirletmemeye büyük özen gösteriyor ve doğayı kullanırken hiçbir tahribata yer vermiyorlardı. İkincisi, sahip oldukları her şey için şükrediyor ve azla yetiniyor, israfa yer vermiyorlardı. Mesela hasta çocuğu için dağdan kekik toplayan anne sadece ihtiyacı kadarını alıyor ve kalanı doğada bırakıyordu. Fakat ne ilginçtir ki, kendilerini çağın normlarına uygun yaşayabilen ileri görüşlü fertler olarak tanımlayan modern insan hayatını israf ve tahribat üzerine kuruyor.

Yeryüzünü bütün varlıklar için müşterek bir yaşam alanı olarak yaratan Yüce Allah, evrendeki ahenk ve düzenin korunmasını tavsiye etti. Fakat bütün canlılar Allah’ın yasasına uyarken, insan bitmek bilmeyen ihtiraslarına yenik düştü ve ağır tahribatlar verdi. İnsan Allah’ın bahşettiği ahengi, intizamı sarsarak sırf kendi fıtratını değil toprağın, suyun ve tükettiği ürünlerin de fıtratını bozdu ve büyük bir fecaate yol açtı. Tek başına yaşayabileceğini düşündü oysa havaya, toprağa, suya ihtiyaçlıydı ve bu değerler olmadan hayatını sürdürme şansı yoktu.

Hiç düşündünüz mü, insan her türlü ekonomik imkânlara sahipken neden ağacın, yeşilin hayat bulduğu alanlara gidip zihnini ve ruhunu dinlendirmeye çalışır? Çünkü Allah varlık âlemini birbirlerini tamamlayacak düzenekte yaratmış ve bunu ihtiyaç haline getirmiştir. Ağaç dallarında taşıdığı ürünleri insanın hizmetine sunma ihtiyacı içindedir, insanın ise ruhunu dinlendirecek yeşile gereksinimi vardır. Fakat insanoğlu doğayı tahrip ederek kendisini bu imkânlardan mahrum bıraktı… Ozon tabakasının incelmesi, su kaynaklarının kuruması, küresel ısınmanın artması, iklim değişikliği, tükettiğimiz ürünlerin genetiğinin değiştirilmesi, hayvan neslinin tükenmeye yüz tutması insanın tutunduğu dalı keserek kendi sonunu hazırladığının bir göstergesidir.

İnsan sadece ekmeğe ihtiyaç duymaz, temiz havaya ve tabiatın enerjisine de ihtiyaç duyar. Fakat ne yazık ki, insan gölgesinde serinlediği ağaçları, ciğerlerimize çektiğimiz temiz havayı ve suyu kirleterek yaşadığı ortamı çoraklaştırdı. Tabiat üzerinde tasarruf hakkının olduğuna inandı ve toprağın fıtratını bozarak bütün canlıların haklarını gasp etti.

Kapitalist sistem sürekli büyüme, yeni pazarlar oluşturma ve tüketen kitleler oluşturma hevesi ile hareket ediyor ve bunun için bütün argümanlarını kullanıyor. İnsan ise bu ağın içinde eriyor ve tüketen, tükettikçe kendinden uzaklaşan bir nesneye dönüşüyor. Ve insan kendini, doğayı ve hayatına anlam verecek bütün değerleri tüketiyor.

- Milli Gazete, Fatma Tuncer tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/7332178/fatma-tuncer/dunya-canlilarin-ortak-bir-yasam-alanidir