Köken mi dediniz?

Mehmet Biten
Mehmet Biten

Köken kelimesi sözlüklerde, “Memba, bir kişinin aslen ait olduğu memleket, 2. Fide yetiştirme yeri.” [Ahmet Vefik Paşa, Lügat-ı Osmani (1876)] olarak geçiyor. ‘Soy’ ve ‘asl’ manasına da geliyor. O zaman bir şeyin kökeninden bahsettiğimiz zaman onun kökü ile olan irtibatından bahsetmemiz gerekir. Bu bakımdan sıklıkla kullanılan bazı siyasi figürler için şu kökten geliyor veya şu kökenli kişiler rahatsız ibareleri bir hakikati ifade etmiyor. Bir kişinin bir ekolun içinde olmuş olması o kişinin fiillerinin bugünkü nedenlerini köke indirgemeyi doğru kılmaz. Çünkü o an için rahatsız olduğu konuların ilkesel mi yoksa konjonktürel pozisyon alma ile alakalı mı olduğuna bakmak gerekir. Bunu çözümlemenin en kolay yolu aynı ilkeye denk düşen bir konuda kendi pozisyonuna bir halel gelmiyorsa es geçebilir ya da bazı refleksler sergiliyor diye bu refleksleri kökene indirgemek durumu doğru okuyamamaktır. Böyle okunması o kişinin konjonktürel pozisyonlanmasına sadece yarar sağlayabilir.

Son zamanlarda iktidar partisindeki birtakım olayları değerlendirirken bazı politik figürler için sıklıkla bir köken atfı yapılarak Millî Görüş kökenli oldukları ifade ediliyor. Yahu kim bunlar? Hangi kök bu? Belli ki geçmişte siyasete başladıkları nokta ifade edilmek isteniyor ancak bu ifade biçiminin son zamanlarda kullanılmaya başlamasının iktidar kadrolarının bir kaçış alanı olarak kullandıkları bir durum olarak görmek gerekiyor. Erbakan Hoca’nın vefatının ardından daha çok sıkıştıkça bu alana kaçış yapmaları onun yokluğundan alınan cesaretten kaynaklanıyor. Çünkü artık fiili olarak karşılarında olamadığı ve cevap veremediğini düşündükleri için önce atıflar sonra birtakım yaklaşımlar sergilemeleri onların çok da isteyerek yaptıkları bir şey olduğunu göstermiyor. Ki Erbakan Hoca ortaya koyduğu ilkeler ve cevapları ile halen yaşayan bir liderdir. Onun en büyük cevabı Saadet Partisi’nin varlığıdır ve de ‘canlı kuş’ betimlemesi ile de bunu unutulmaz kılmıştır. 

Ne yazık ki her fırsatta bir takım zevat için bu “eski” olarak betimledikleri kimliğe vurgu yapmak onlara birtakım imkânlar sağlıyor. Elbette bu yaklaşımlarındaki ikircikli hali gerçek davranışları ile açıkça gösteriyorlar. Özellikle başta Genel Başkan Temel Karamollaoğlu olmak üzere siyasi kadrolara yönelik ağır hakaretler ve ithamlar bunun en büyük göstergesidir. Zaten şurası da açık bir durumdur kök, aslolandır; ondan uzaklaşmış, başkalaşmış kimselerin birtakım hareketlerini köke hamletme oldukça zorlama bir yorumdur. Bununla birlikte iki farklı dünya algısı ve hedefi de bunun en önemli ayrıntı noktasıdır. Millî Görüş yani Saadet Partisi ‘önce insan’ der ve hedefi insanların yaşadığı hayatı daha yaşanabilir hale getirmektir. Bunu gerçekleştirirken kişilerin ikbalinden çok toplumun, halkın istikbali ve ikbalini önceler. Bu kadrolar attıkları her adımın hesabının verilebilir olmasını öncelerler. Ve hakka girmekten ise her şeyden vazgeçmeyi yeğlerler.

Onun için kendi önceliklerini değil halkın önceliklerini her zaman önde tutarlar. 50 yıllık siyasal birikime bakıldığı zaman hep bila-bedel veren siyasal aktörleri görebilirsiniz. Çünkü Saadet Partililer için fillerinin kaynağını Allah’ın rızasını kazanmak belirler. Bu yürüyüşü benimseyemeyenler 70’lerde, 80’lerde, 90’ larda ve de özellikle 2000’lerde sıklıkla yapmışlardır. Gidenlerin gerekçelerini ve gitme ve de eyleme biçimlerini gördükten sonra bir kökenden bahsetmek en basit şekliyle insafsızlık olur. Bu bakımdan ‘siyasal bilinci/şuuru’ çok kuvvetli olan Saadet Partililer her şeyin farkındadırlar. Farkında olmasalardı bu kadar badireyi kaldıramazlardı. Bugün kendilerini ister muhafazakâr ister dindar olarak tanımlayan insanların başlarını dik bir şekilde tutmaları için çok önemli ithamlara göğüs germektedirler. Bu noktada farklı hesapları olan birtakım heveskârlar olabilir zaten insanın fıtratı gereği bunlar hep olmuşturlar ve yine olacaktırlar. Bunlar bu duruştan yorulmuş olabilirler, benzeşmek isteyebilirler. Bu yozlaşmadan pay almak isteyebilirler, onların bu istekleri ancak kendilerini bağlar.

Saadet Partisi var oldukça köken de renk de hep Saadet Partisi’nin durduğu yerle ilintili olacaktır. Saadet Partisi ve Millî Görüş bir bütündür, parçalanamaz. Onun için Millî Görüşçü olmanın başat ölçütü Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi’nin ve onun dünya görüşünün yürüyüşüne ters olan her şey, Millî Görüş ve onun esasları ile çelişir. Bu yüzden ambara darı taşımayan her eylem beyhude bir yorgunluktur. Kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. Kendini sadece Millî Görüşçü olarak tarif etmek ise aldatmacadan ibarettir. Onun için büyük idealler, büyük emek ve uzun soluklu yürüyüşleri gerektirir. Kök de bellidir, köken de… Yürüyüşü büyük olana hiçbir durak zafer değildir. Onun için ‘gönlü’ ve ‘zihni’ bu dünyadan aşkın olana yol mu dayanır? Hoşça bakın zatınıza…

- Milli Gazete, Mehmet Biten tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/7234982/mehmet-biten/koken-mi-dediniz