Açık yaraya kurt düşmez

Remzi Çayır
Remzi Çayır

      Hangi işi yaparsanız yapın, gizli saklı… Örtülü, örtüsüz ilişkiler, işler yoksa korkmayın… Hele, devlet işi görüyorsanız, daha doğrusu milletin işine amade iseniz, her tarafınızın açık, her an hesap verebilir olmanız, aslında temel bir haldir.

    Ancak, ülkemizde… Bize benzeyen ülkelerde durum biraz farklıdır.

    Zamanında, hangi banka olduğunu yazmaya gerek yok… Rahmetli Demirel’e sordu gazeteciler. Yeğeniniz falanca bankadan şu kadar kredi kullanmış… Şöyle olmuş, böyle olmuş diye… Cevabı enteresandı:

    “Verdimse ben verdim, size ne.”

     Babasının bankası gibi konuşan… Milleti malı gören… Devletin varlığını varlığı sananlar, ne yazık ki, kendileriyle birlikte, birçok kuralı, kaideyi, ahlakı yozlaştırabiliyorlar.

     Türkiye bir haftadır dışardan gönderilen videolara kitlenmiş durumda. Garip olan, bu arkadaşın, yıllar yılı, suçladığı insanlarla yan yana olmasıdır.

     Genelde, bu memlekette, kimi uygunsuzlukları duymamıza neden olanlar, ya evlilikleri biten kişiler oluyor, ya ticari, siyasi olarak anlaşmazlığa düşenler oluyor.

     İSKİ’yi hatırlıyorsunuz herhalde. Adam, evdeki hanımını boşayıp, sekreteri almaya kalkışınca, kadının intikamı, pis işleri gün yüzüne çıkardı.

     Dudak uçuklatan vakalara tanıklık ettik…

     Sonra, bankanın genel müdürü iken hapse düşen. Engin Civan… Yediklerini inkâr etmişti. Parayı veren, o günlerde dile pelesenk olmuş sözü sarf etmişti. Civan, hani belgesi, belge gösterin deyince, “Ne belgesi lan” demişti muhatabı, “Rüşvetin belgesi mi olur?”

     Bir kişinin sözleriyle, insanların suçlanması doğru değildir, vicdani değildir, hukuki değildir.

    İntikam hırsıyla, bildiklerini, bilmediklerini… Duyduklarını duymadıklarını… Yaptıklarını, yapmadıklarını… Deşifre eden insanın sözleri, hemen delil kabul etmek, siyaseten buradan yol devşirmek pek doğru gelmiyor bana…

    Lakin iddiaların araştırılması… İncelenmesi gerekir. Böyle yapılırsa doğru yapılmış olur.

    Her önüne gelen başkasını suçlayabilir… Hele, sosyal medya ortamında. Yayınla videoyu, sonra da kuyudan taşı çıkar çıkarabilirsen… Böyle vakalar da az değil…

    Ancak… Adı geçen arkadaşın ahvalini, yaptığı işleri bilmeyen yoktur herhalde. İlişkileri de aleni idi. Meydanlarda bir siyasetçi gibi, başkalarına racon kesmede sınır tanımıyordu. İktidarı övüp, muhalefete gözdağı verip duruyordu.

    O vakitler, sen kimsin, ne diye burnunu bu işlere sokuyorsun diyen yoktu.

    Bazı kötülükler, iki ucu pis değnek gibidir… Dahası, iki ucu keskin bıçak da denebilir. O nedenle, bu tür bıçaklara da değneklere de yaklaşmamak gerekir…

    Ama Türk siyasetinde, ne yazık ki, kimi ilişkilerde paldır küldür hareketlere tanıklık ediyoruz. Ahlaki normlar çoğu kez unutuluyor. Sonra da, toplum nezdinde, büyük bir açmaz ve yara oluşuyor… Güvensizlik başlıyor. Siyasetçiye yüklenen manasız algının temelinde benzeri hastalıklar yatıyor.

    Onun için, her şeyi açık aleni konuşmalıyız… Hesap verebilir olmalıyız. Açık yaraya kurt düşmez…

    Ne yazık ki, Türk siyasetinin içine çoktan kurtçuklar düşmüş vaziyette… Hastalık içeride. Hastalığın çaresi de, yara çıktıysa açık tutmaktır, üstünü örtmemektir.

- Milli Gazete, Remzi Çayır tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/7214450/remzi-cayir/acik-yaraya-kurt-dusmez