Validebağ Korusu

İsmail Kıllıoğlu
İsmail Kıllıoğlu

Validebağ Korusu’yla ilgili daha önce bir yazı yazmıştım. Koruyu kısaca tanıtıcı nitelikteydi söz konusu yazı. Yazının bir bakıma nedeni, Üsküdar Belediyesi’nin burada bir düzenleme yapmak istemesiydi. Çevrenin, özellikle çevre sakinleri kadınların öncülüğünde gerçekleştirilen tepkiler, bir süreliğine sorunun çözümlendiği algısını doğurmuştu. Bir gün önce verilen bir haberde Üsküdar Belediyesi’nin, korunun ortalarında, Haydarpaşa Lisesi’nin koruya açılan kapısı önüne düşen ve çoğunlukla kadınların ve yaşlıların yürüyüş yaptığı, ayrıca oyun alanı olarak da kullanılan alana bir otopark yapmak istediği bildiriliyordu. Hemen söylenmelidir ki, söz konusu yere otopark yapılması, korunun geri kalan alanlarının işlevsizleştirilmesi anlamına gelmektedir. Daha önce de, Acıbadem tarafındaki tepede bulunan cami için küçük bir oturma bahçesi yapılacağı girişimi olmuştu. Bir süre de, belediye tarafından korunun bakımı için görevlendirme yapılmıştı. Bütün bu girişimler, koruda bir inşaatın başlatılmasına yönelik görülüyordu.

Belirtilen yere otopark yapılmasının hem korunun doğal yapısı, hem de ihtiyaç bakımından mantıklı bir açıklaması söz konusu edilemez. Kaldı ki, Öğretmenevi’ne tahsis edilen yerde ihtiyaca cevap veren bir otopark yıllardan beri işler durumdadır.

Bütün bunlar bir yana, Validebağ Korusu, Bağlarbaşı’ndan Altunizade’ye, hatta Zeynep Kamil’den Barbaros Mahallesi, Koşuyolu’ndan Acıbadem Caddesi’ni içine alan bölgede yaşayan insanların soluk aldıkları, biraz dinlenebildikleri, doğal olanı ve doğayı hatırlatıcı, yürüyüş yapabilecekleri sınırlı bir alandan ibarettir. Günün herhangi bir saatinde gittiğinizde, anaokulu öğrencilerinden tutun, ancak küçük adımlar atarak yürüyebilen yaşlı kadın ve erkeklere, beden eğitimi derslerini öğretmenlerinin gözetiminde gerçekleştiren öğrencilere, buluşup yürüyüş yaparken sohbet eden dost ve arkadaş gruplarına, kendilerince piknik yapanlara rastlarsınız. Öyle ki, anaokulu öğrencilerine öğretmenlerin, onların toprağa dokunmalarını, ıslanmış toprağı çamur halinde karıştırmalarını, minicik parmaklarıyla çimene dokunmalarını, yaprağı okşamalarını teşvik ederek doğanın farkına varmalarını öğretmeye çalıştıklarını gözleyebilirsiniz. Dala tünemiş ve öten kuş sesini doğallık içinde görüp işitmek sadece çocukları değil, hemen bütün insanlara mutlaka huzur dolu bir duygu vermektedir.

Varsayalım burada inşaata izin verildi, bir veya birkaç müteahhit gösterişli villalar yaptı, zenginlikler sağladı. Sınırlı bir azınlık huzur içinde yaşamaya başladı. Böyle kamu arazileri üzerine yapılmış birçok siteler vardır. Bunların toplumsal ve kamusal yarar bakımından değerlendirilmesi, herhalde öncelikle kamu kuruluşlarının, başta da belediyelerin gözetmesi gereken değerler olması beklenmez mi?

Daha önemlisi, doğaya bu tür yabancılaşmanın önüne öncelikle kamu yetkilerini kullanmak durumunda olanların geçmesi gerekmiyor mu? Doğal haliyle Validebağ Korusu, çevre sakinlerinin ihtiyaçlarını gidermektedir. Sadece insanların değil, kuşların, böceklerin, ağaçların, çimlerin, hatta toprağın varlıklarını sürdürmelerine, geliştirmelerine, yaşamalarına bir imkân oluşturmaktadır. Onların da birer can taşıdıklarını, yaşama haklarının olduklarını anlamak, kavramak, kabul etmek neden bu kadar zor oluyor? Orada bir hayat var ve belediyenin öncelikli görevi buna saygı duymak, korumak, karşılaşacağı müdahaleleri, saldırıları önlemek olmalı değil mi?

Validebağ Korusu bu doğal haliyle güzeldir, yararlıdır, gereklidir.Bütün okuyucuların ve Müslüman kardeşlerimin Ramazan-ı Şerif Bayramı’nı, Filistinli kardeşlerimize yapılan son menfur saldırıların burukluğu içinde kutlarım.

- Milli Gazete, İsmail Kıllıoğlu tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/7078132/ismail-killioglu/validebag-korusu