Düşün yakamızdan, düşün!

Nedim Odabaş
Nedim Odabaş

104 emekli amiral canları sıkılmış olacak ki, darbe imalı bir gece yarısı bildirisi yayımladı. Cunta heveslisi hadsizler! Darbelerle dolu bir demokrasi tarihimiz var. 1960 darbesinde başbakan ve bakanlarımızı uyduruk suçlama ve mahkemelerle darağacına yollayan cuntacılar, 1970’de hükümete muhtıra verdi, 12 Eylül 1980 gecesi yönetime el koydu. Terör, şiddet, tedhiş almış başını giderken, sağ-sol çatışmasıyla millet birbirini yerken; militarizm, ülkedeki yangını bilerek söndürmüyor, arka planda darbenin olgunlaşması için fırsat kolluyordu. Birilerinin kutsayıp, pohpohlayıp tepemize çıkardığı militarizm, ülkeyi koruma-kollama ayaklarıyla demokrasiye ayar vermeyi, siyaseti dizayn etmeyi meşru görür. Bunların orta oyunlarını seyretmek zorunda kalırız her dönem. Tarihimizin en başarılı hükümeti Refah-Yol’u hedef alan “demokrasiye balans ayarı” denilen, kepaze 28 Şubat postmodern darbesine gelelim. Üstümüze karabasan gibi çöken, hükümetin iç ve dış mihrakların dalaveresiyle görevinden edildiği meşum bir süreçti 28 Şubat. Bu dönemde militarizm bürokrasiyi, yargıyı, medyayı hizaya soktu, akıl almaz algı operasyonuyla zihinlerde korku iklimi oluşturuldu. Medya, Fadime-Müslüm yaygaralarıyla zihinlere irtica paranoyası sokuşturdu; madrabazlıklar yapıp o gün akil adam saydığı(!) hain FETÖ elebaşından bile beyanat alıp manşetleriyle cennetmekân Hoca’mızı köşeye sıkıştırmaya çalıştı. Sincan’da yürütülen tanklar aslında demokrasimizin üzerinden geçmişti. O dönemin kudretli generalleri çok sonra yargılandı, cezalar aldı ama hepsinin rütbeleri sökülmeli, emekli maaşları kesilmeli, yaptıkları fitil fitil burunlarından getirilmeliydi. Daha sonra işbaşına gelen hükümetler döneminde bankalar hortumlanıp içleri boşaltıldı. Gelmiş geçmiş en ruhsuz Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer, Bülent Ecevit’e Anayasa kitapçığı fırlatınca ekonomi çöktü, gecelik faiz yüzde 700’lere çıktı, döviz uçtu, herkes mahvoldu. Tükenen bir esnaf Başbakanlık’ta Ecevit’in önüne yazar kasa fırlattı. Bunları unutmadık, unutmayacağız! 15 Temmuz ise askeriyeye sızan-sızdırılan yılanbaşı FETÖ’nün komuta kademesinin iktidara el koymak için darbeye kalkıştığı geceydi. Dirayetli milletimiz bu kalkışmaya fırsat vermedi; sokakları, caddeleri doldurarak yürütülen tankların üstüne çıktı, altına yattı; bedenini kurşunlara siper etti. Kahramanımız Ömer Halisdemir, şehadeti göze alıp  FETÖ’cü hain komutanı tek kurşunla cehenneme yolladı. Militarizmin emekli bile olsa siyasete ayar verme hevesi bitmiyor. Çok güzel ölü numarası yapıyorlar, fırsatını bulduklarında harekete geçip kaos çıkartıyorlar. Bu bildiri emeklilerin kendilerini millet iradesinin üstüne koyma psikolojisinden okunmalı. Ahir ömürlerinde aralarında geyik yapması gereken bu emeklilerin aklına siyasete ayar vermek fikri nerden düştü, aralarında geyik muhabbeti yapması gereken bu emeklilere sormak gerek. Siz kimsiniz? İrapta mahalliniz var mı? Bu cüreti/cesareti kimden, nereden alıyorsunuz? Arkanızda kimler var? Kartvizitinizde emekli oramiral yazması size siyasete ayar verme hakkı veriyor mu? Haddinizi bilin, oturduğunuz yerde oturun! Millet salladığınız parmağı kırmasını, paçavra bildirinizi yırtıp atmasını iyi bilir! Yargımız bunlara süratle dava açmalı, ağır cezalar vermeli, rütbelerini sökmeli, emekli maaşlarını kesmeli. Ülkeyi tapulu malı gören, cunta özlemiyle yanıp tutuşan, canları sıkılınca ültimatom, muhtıra gibi abuk sabuk bildiriler hazırlama niyetinde olanlar da ağır cezaları görüp millete parmak sallamaya kalkışmamalı. Evinizde ikinci baharınızı yaşayın, torun torba sevin, bahçede, saksıda çiçek sulayın. Düşün yakamızdan, düşün! Tepemizden inin! Pandemide zaten bitmiş tükenmiş bu milleti cuntacılık özlemi ve hevesiyle neden yoruyorsunuz? Emeklisiniz bildiri yayınlıyorsunuz, muvazzaf olsanız darbe mi yapacaktınız? (Emeklilerin bazıları gözaltına alındı. Ne olacak bakalım?)

- Milli Gazete, Nedim Odabaş tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/6905127/nedim-odabas/dusun-yakamizdan-dusun