İbrahim Titiz yazdı: Erbakan Hoca'nın bir günü böyle geçerdi

İlk olarak sabah namazından bir saat önce kalkar, namaz için hazırlık yapar, sabah namazını eda ettikten sonra yatmaz, kuşluk vaktine kadar Kur’an-ı Kerim okur, zikirle meşgul olur, ardından da kuşluk namazını kılardı. Sabah namazına ayırdığı üç saatlik bir zaman diliminden sonra programı çok yoğun değilse biraz istirahate çekilirdi. Günün diğer saatlerinde, çalışma bürosunda bazen gece yarılarına kadar süren bir yoğunlukla teşkilatın tüm işleriyle meşgul olurdu ve ilgili teşkilat mensuplarımızla görüşmeler yapardı. Teşkilatın işleriyle ve geleceği ile alakalı çalışmalar yapardı.

Bilindiği gibi Hocamızın dört sefer partisi kapatıldı, kendisi hakkında davalar açıldı. Bütün bunlarla alakalı olarak hukuki mücadeleyi Hocamız bizzat kendisi yönetti ve takip etti. Çok yetkin bir hukukçu grubuyla neredeyse her gün toplantılar ve çalışmalar yapardı. Bu savunmalar ve hazırlıklar Hocamızın en az yirmi yılını aldı.

Bütün gününü en verimli şekilde ve yoğun olarak kullanırdı. Zamanın kıymetini çok iyi bilir, zamanı da hiç israf etmezdi, bir günü diğer bir günüyle eşit olmazdı, enerji dolu idi, çalışkan, disiplinli ve programlı bir insandı.

Hocamız, cemaat ile namaz kılmak konusunda çok hassastı. Sağlığı elverdiğince sabah ve yatsı namazlarında mutlaka camiye giderdi. Mecbur olmadığı müddetçe namazını yalnız kılmaz, her zaman cemaatle namaz kılmaya çok büyük özen gösterirdi. En önemli toplantılarda bile ezan okununca toplantıya ara verilir, namazlar cemaat halinde kılınır, tekrar toplantıya dönülürdü. Bu, istisnasız her zaman böyleydi.

Dünya hayatının son anlarında, su ile abdest alamayacak kadar takatten düştüğü anda bile bizden teyemmüm için bir tane tuğla getirmemizi istedi ve teyemmüm abdesti alarak namazlarını eda etti.

İsrafı hiç sevmezdi. Yemek yiyeceği zaman tabağa bitiremeyeceğini düşündüğü yemeği koydurmaz, yiyebileceği kadar yemek alırdı. Gereksiz yanan bir lamba var ise kapatılmasını rica eder veya kalkar kendisi kapatırdı. Yarısı kullanılmış bir müsvedde kâğıdı dahi kullanılan yerin haricinde kalan boş yeri makasla keser, onu daha sonra kullanmak üzere bir yere koyardı. Ayrıca Hocamız, soğuk suyu çok severdi. Mesela içtiği suyu bitiremediği zaman o suyun ziyan olmaması için döktürmez, daha sonra içmek istediğini söyleyerek dolaba koyulmasını rica ederdi.

Kendisini sabah kaldırdığımız zaman, ilk sözü önce “Selamun aleyküm” olurdu. Her işine Besmele ve Fatiha ile başlar, işlerini ve toplantılarını bitirirken yine Fatiha ile bitirirdi.

Yapacağı her işi mutlaka plânlar, önünde bir ayı görebilecek şekilde mutlaka bir ajandası bulunur ve o ajandanın sağ üst tarafına önce “Bismillah…” yazardı.

Cuma, kandil ve bayram günlerinde büyük küçük demeden akrabalarını ve yakın dostlarını arar, hal hatır sorardı. Eğer kendisini ondan önce aramışlarsa, “Bizden önce siz aradınız, sevabı siz aldınız.” derdi.

Çok az insan, Hocamızın yaşadığı hayat kadar dolu ve örnek alınacak bir hayat yaşayabilir.

- Milli Gazete, Gündem bölümünde yayınlandı
https://www.milligazete.com.tr/haber/6552661/ibrahim-titiz-yazdi-erbakan-hocanin-bir-gunu-boyle-gecerdi