Ümmet sınır tanımaz

Elif Örs
Elif Örs

Kendi cümlelerini kuramayan bir ümmet olduk. Çünkü elimizde kendi kelimelerimiz ve kavramlarımız yok. Günlük hayatımıza her ne kadar sabah namazı ile başlasak da günümüzün geri kalanında kendi dilimizi konuşmuyoruz/konuşamıyoruz. Dayatılan gündemler etrafında dolanıyoruz, dolandırılıyoruz ve ömrümüzü tüketiyoruz. Dünya hayatımızı kurtarmak(!) adına düştüğümüz yollar bir türlü İslam dünyasına çıkmıyor. Çocuklarımızın geleceği hedeflerine bir türlü yaratılış amacı olan yaşadığı dünyaya şahit olmayı, yeryüzünde hakkın temsilcisi olmayı, İslam’ın geliş sebebi olan her insanın canının, malının, neslinin, aklının, inancının koruması üzerine bir sistem kurması gerektiği ilkesiyle yetiştiremiyoruz. Kendi dertlerimizi, kendi acılarımızı, sevinçlerimizi, kutlamalarımızı konuşamıyoruz. Koşuşturmalarımızın hangisi Allah’ın bizden istediği çabalar?

Kendi dilimizi bir türlü konuşamıyoruz. Bir ortamda imam hatip mezunu arkadaşlarımla konuşurken onlara, “Neden Irak’taki zulme karşı çıkmadınız? Irak’taki Müslüman kardeşlerimize neden sahip çıkmadınız? Ümmet bize emanet değil miydi?” diye sorduğumda altı-yedi senesi imam hatip sıralarında geçen arkadaşımın, “Biz kendi ümmetimizle bakarız” demişti. (Kendi ümmetimiz’den kastettiği Türkiye sınırlarının içinde yaşayan ‘vatandaş’lardı.) İmam hatipli arkadaşımın cevabını başta anlayamadım ve işgale destek veren partiyi desteklediği için öyle dediğini düşündüm. Ama mesele körü körüne bir partizanlık değilmiş maalesef. Konuşmanın ilerleyen anlarında gerçekten “ümmet” kavramını bilmediği ortaya çıktı. Diğer üzücü olan ise konuşma sırasında orada olan diğer imam hatip mezunları da arkadaşın baktığı gibi bakıyorlardı ümmete. Biz ‘kendi ümmet’imizden(!) sorumluyduk onlara göre. Kendi ülke sınırlarımız dâhilinde olanlardan.

İnsan neye üzüleceğini şaşırıyor. Vatandaş olma ile ümmet olmanın farkının bilinmemesine mi üzüleceksiniz? Vatandaşlık ile ümmeti aynı kefeye koymasına mı kahrolacaksınız? Yoksa bunu söyleyenin en azından lise mezunu olmasına mı? Yedi sene beraber dirsek çürüttüğün kişilerin dünya algısının ülke sınırları içerisinde sınırlandırılmasına mı üzüleceksiniz? Her mümin kulun bilmesi gereken en temel kavram olan ‘ümmet’ kavramını yanlış bilmesine mi üzüleceksiniz? Allah’ın müminler için “kardeş” olmayı; aynı kandan ve asabiyetten olmaya değil de, inanmaya dayandırdığını idrak edememiş insanların, geleceği kuracak olan Fatih’leri yetiştirmesi beklenen anneler olmasına mı üzüleceksiniz?

Oysa bu arkadaşlar en azından bir Miraç Kandili programında, kainatın yüzü suyu hürmetine yaratılmış olan Hz. Peygamberin (s.a.v.), Allah’ın huzuruna çıktığında ‘ümmet’ini istediği meselesini dinlemişlerdir. Her peygamberin bir duasının olduğunu bizim Peygamberimizin (s.a.v.) duasının yine ‘ümmetini istemek’ olduğunu da duymuşlardır. Sınıf geçmek için bile olsa okudukları Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinden biri olan, “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız” uyarısına muhatap olmuşlardır. Eminim ki, bir defa bile olsa Peygamber Efendimizin (s.a.v.), “Yeryüzü bana mescit kılındı” hadisi ile karşılaşmışlardır. Peki, bu “ümmet” olma konusundaki bu durumun sebebi nedir? Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sınırların ve çağların ötesine gönderilmiş bir peygamber olduğu imam hatipte öğrenilememişse hayatın başka alanlarında nasıl öğrenilecek?

Sonra düşündüğüm zaman ben de “ümmet” olmayı imam hatipte öğrenmediğimi anladım. Ben ve benim yaşlarımda olanlar “ümmet”i Erbakan ve Milli Görüş sayesinde öğrendiler. Bizler haritada yerini bile bilmediğimiz ümmet coğrafyasını, o coğrafyadaki mazlum kardeşlerimizin zulümden kurtulması için yaptığımız kermeslerden öğrendik. Dünyanın diğer coğrafyalardaki kardeşlerimizi, onlara katkı olsun diye açtığımız fotoğraf sergilerinden tanıdık. Bizler “ümmet”i mazlum coğrafyalarda zalimler tarafından katledilen kardeşlerimiz için kılınan gıyabi cenaze namazlarında öğrendik. Bizler Türkiye’nin dışındaki mümin kardeşlerimizi İstanbul’un Fethi kutlamalarında Müslüman ülkelerden gelen liderlerin kortejlerinden öğrendik. Biz, Erbakan Hocamız; “Bizim davamızda kimse kendisi için yaşamaz. Herkes kardeşi için yaşar” derken sözde geçen “kardeş” kelimesinin Türkiye ile sınırlı olmadığını bilerek büyüdük. Dünyanın her coğrafyasında yaşayan Müslümanların kardeş olduğunu, ümmet olduğunu; dünyanın her toprağının bizim için “mescit” olduğunu; mescitlerin “kan” gibi necasetlerden temizlenmesinin Müslümanlar için farz olduğu şuuruyla yetiştik. Ümmetin sınırları tanımayan bir kavram olduğunu, bizim kavramımız olduğunu Erbakan Hocamız ve Milli Görüş sayesinde öğrendik.

***

Şimdi yine beklemedeyim… Bir umut imam hatipli arkadaşlarım ümmetin ne demek olduğunu öğrenmiştir ve Doğu Türkistan’daki yapılan zulme karşı dururlar…

- Milli Gazete, Elif Örs tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/6371064/elif-ors/ummet-sinir-tanimaz