Derenin kuşu

İshak Koç
İshak Koç

Yaşamı onurluca idame ettirmek, her yönüyle insan olmaktan taviz vermemek ve hayatın bu yüzünde mütekâmil olanı tespit edip taklit yoluyla da olsa tatbik etmeye uğraşmak yaratılışa işlenmiş özgünlük olsa gerektir. Farkına varabilen insanın, zamanın yaşadığı kısmında bu dünyadan onurla geçip gitmekten gayrı bir derdi bulunmaz. Sınırlı süreli bir zaman dilimi nasılsa çarçabuk geçer gider. Kendini bilen, yaşamı anlayan, yaşananı fark edebilen insan kendi benliğini aşmak, başkalarının yaşamına bulaşmak zorundadır. Böylece hayat adına işteşlik kurulur. Her bir insan, kendisi ve kendisi dışındakiler için hayatı daha yaşanabilir kılmanın derdine düşer.

Birbiri için hayatı yaşanabilir kılma uğraşısı kesinlikle otoriteden bağımsızdır. Zira otoritenin işleri yürüttüğü yahut işe karıştığı yerde ayrıcalıklı tipler peyda olur. Bu ayrıcalıklı tipler, yeryüzünde her ne varsa onu sömürmenin, kendine bağlamanın, daha olmadı bir başkası istifade etmesin diye işlevsiz hale getirmenin derdindedir. Doğada var olan yahut üretim sonucu elde edilen herhangi bir şeyi istismar için ayırt etmezler. Hepsi birer metadır. Her şey ele geçirilmeli, satılabilmeli, her varlık üzerinden kâr edilmelidir.

Her karış toprak ve topraktan elde edilen mahsul, insan, hayvan, hatta her damlasına kadar su birer ticaret eşyasıdır. Tatlı suların çağıldadığı ırmaklar bir yana deniz; suyuna, kumuna, manzarasına kadar alınıp satılabilen bir unsurdur. Bir ulaşım yolu olarak deniz ticaretin belkemiğiyken, çevresi ve deniz ürünleri de söz konusu deniz ticaretinin omurgasıdır. Dibine kadar inilir; gaz, petrol çıkarmak derdine düşülür. Tepesine kadar çıkılır; karadan çıkarılan toprak, beton, moloz kifayetinde dolgu malzemesi diye sahiller kilometrelerce ötelenip üstüne bina dikilir. Sahilin, plajın doğal görünümü güç sahibi ayrıcalıklı tiplerin gözüne, gönlüne batar; onları yenileyip insan elinden çıkma, yapay, plastik yahut beton palmiye dikmelik yürüyüş yolları oluşturulur. Kıyılara şerit eklenip deniz insanlardan, insanlar denizin kıyısından hızla uzaklaştırılır.  

Metalaşma su ile sınırlı tutulmaz; dört unsurdan her biri su, hava, ateş ve toprak bugünün uyanıkları için temel ticaret malzemesinden başka anlam taşımaz. Böyle bir işleyiş elbette yabancılara toprak satışı cinsinden anlaşılmamalı; yaratıcının kişi ayırmaksızın insanoğlunun istifadesine sunduğu ve işleyenin üzerinden ekmek yiyebileceği toprağın nasıl olup da birkaç kişinin elinde alışveriş malzemesine dönebildiği sorgulanmalıdır. Ayrıcalıklı tiplerin eline geçen, bir nevi gasp sonucu kondukları topraklar, hususi olarak asıl işlevinden uzaklaştırılmış, üzerinde ürün yetiştirilmez, canlı yaşamaz, kuş dahi uçmaz hale getirilmiştir. Toprak artık altındakilerle değerlidir ve üstüne konan altına da sahiptir. Çıkarılan madenler itina ile işlenip tüketiciye satılır. O tüketici, madeni bizzat çıkaran madenci, kamyonlara dolduran kepçe operatörü, tesise taşıyan kamyoncu, tesiste topraktan arındıran işçi, işleyen zanaatkâr, piyasaya süren elemanlardır. İnsan istifadesinden arındırılmış arazinin sahibi olduğu gibi madenin de bir sahibi bulunur. Toprağın üstünde ürün yetiştirebilme imkânından alıkonan işçi, açılan her yeni maden ocağıyla, evine ekmek götürebilme imkânı doğduğu için sevinir. Oysa çalınan kendisinden çalınmıştır. Toprağını gasp edenler, maişetini sağlamak için sarf edeceği gayreti, gücünü, kuvvetini, hayatını da çalmıştır. Geriye, nefes alıp verebilmesi kalmıştır ki madende çalışanın kömürden başka bir şey soluyamaması, açıkta dolaşanın bir maskenin ardında nefes alıp vermesi yaşamın idamesiymiş gibi görünür.

Bir yandan madenci, emeğinin karşılığını alamamanın, tazminatının ödenmemesinin hesabını sormak için yollara düşer. Kendisi gibi işçilere yaptırılan yolda yürümesine izin verilmez. Onun yeri yerin altıdır. Yerin üstünde insan olanın nefes alıp verebilmesi otoritenin iznine bağlanmıştır ki şu zamanda artık güç sahiplerinden gayrısı maskesiz nefes alabilemez. İnsanın yaşam boyunca sınırlı sayıda alabileceği nefesini kısıtlayan maskeler, yine asgari ücrete çalışan işçiler tarafından imal edilmiştir. Bu işçiler maskesini indirip iki dakika nefes almaya kalksa ekmeğinden edilir; ekmeğini kazanmaya kalksa nefesi kesilir. Hâsılı yine derenin bir inşaata çakıl olarak kullanılıp dereden alındığı deprem sonrası fark edilecek olan ve artık derede yer almayan taşıyla derenin artık uçmayan kuşu itina ile katledilir.

- Milli Gazete, İshak Koç tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5883371/ishak-koc/derenin-kusu