Bakanlıkta böcek kuşkusu!

Adnan Öksüz
Adnan Öksüz

Siyasetçilerde hep bir ‘dinlenme’ kuşku ve kaygısı olmuştur.

Geçmişte de bu fazlasıyla böyleydi…

Mesela, Yusuf Bozkurt Özal… Eski Cumhurbaşkanlarından Turgut Özal'ın kardeşi…

Yusuf Bozkurt Özal, 1986 ara seçimlerinde milletvekili olarak parlamentoya girdikten bir süre sonra Özal tarafından ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olarak atandı.

Hazırlık yapıyordu, büyük kısmı Malatyalı danışmanlarıyla birlikte...

Bakanların göreve henüz başlamadan önce bakanlık süresince kullanacakları makam odalarını güvenlik ve istihbarat birimlerine şöyle bir kontrolden geçirmeleri neredeyse gelenek, teamül halini almıştı. Acaba yanlış bir durum var mı diye? Acaba yabancı devlet birimleri tarafından dinleme cihazları yerleştirilmiş olabilir mi diye…

Danışmanları da bu gelenek çerçevesinde merhum Yusuf B. Özal’a telkinde bulunarak istihbarat yetkililerinin makama gelip araştırmada bulunmasını teklif ediyorlar.

Ancak Yusuf Bey buna umulmadık bir cevap veriyor: “Gerek yok! Bakanlık makam odasının kontrol edilmesini istemiyorum...”

Bakan Özal’ın makam odasının kontrol edilmesini istemeyişi de ayrıca sorgulanması gereken bir diğer husustu, o yıllarda…

***

Yeri gelmişken, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Çankaya Köşkü’nde önemli görüşmeler yaparken olası bir dinlemeye tedbir olarak, salondaki şadırvanı ‘seslerin karışması için’ açtırdığı hep konuşulmuştur…

BİR TELEFON DİNLEME ÖYKÜSÜ!

Hasan Celal Güzel…

* Türk siyasetinin farklı isimlerindendi…

* Aslen Gaziantepli…

* Türkiye’nin en genç Başbakanlık Müsteşarı oldu… Milli Eğitim Bakanlığı yaptı.

* Darbelere karşı durduğu için, “Tank Hasan!” lakaplıydı…

* Herkesle tokalaşır, sarılır, öperdi… “Tokalaştığım kişiler bana oy verse başbakan olurdum” cümlesi kendisine ait…

* “Yeni Türkiye” isimli iki aylık akademik dergiyi yayınladı, yıllarca…

***

Hasan Celal Güzel'in bir şapkası daha vardı; Yeniden Doğuş Partisi'ni (YDP) kurdu ve bir dönem Genel Başkanlığını yaptı...

Hani bu “uğur böcek”li parti... Partisinden bahsederken hep, “Kebapçıya olan lahmacun borçlarından…” söz ederdi.

Merhum Hasan Celal Güzel, yıllar önce bu satırların yazarına anlatmıştı;

Sıhhiye'de bulunan YDP Genel Merkezi'nde telefonla konuşurken telefonunun dinlendiğini hisseder…

Ve basar telefondan kalayı; “Benim telefonumu dinleyenin anasını, avradını...” diye devam eden cümlelerle dümdüz gider...

Telefonu kapatır...

Ertesi gün, sekreteri 'bilinmeyen', ‘randevusuz’ bir konuğun kendisini ziyaret etmek istediğini iletir…

“Gelsin…” der Hasan Celal Güzel...

Kısa bir merhabadan sonra misafir kendisini tanıtır;

“Efendim, ben devlet memuruyum. Dün telefonda küfür ettiğiniz kişi benim! Sizin telefonunuzu dinleyen devlet görevlisiyim. Ama inanın ki biz de emir kuluyuz, bize 'dinleyin' diyorlar biz de dinliyoruz. Lütfen bir daha küfretmeyin. Benim de ailem, çocuklarım var…”

Hasan Celal Güzel olayı kahkahalarla anlatırken bir yandan da şunu dile getiriyordu; “Devletin işleri bir âlem… Ben Başbakanlık Müsteşarlığı yaptım, bakanlık yaptım. En gizli, mahrem evraklar benim elimden geçti. Devlet şimdi beni de dinletiyor...”

***

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi ve ailesinin telefonlarının dinlendiğini ileri sürdü. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da, “Telefonlarımızın ve mekânlarımızın mutlaka dinlendiği kanaatindeyim” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kılıçdaroğlu’nun bu iddiasına yönelik, “Sayın Kılıçdaroğlu'nun, tamamen gündemi değiştirme çabasıyla yaptığı ve gerçekle hiçbir ilişkisi olmayan açıklaması, devletimize ve güvenlik güçlerimizle ortaya konulan tüm mücadeleye iftiradır, bühtandır” açıklamasını yaptı.

Ancak gerçek olan şu ki, bu ülke “legal” ya da “illegal” ‘telefon dinleme’ öyküleri ile dolu…

Tıpkı, devlette çok önemli görevler üstlenen, Başbakanlık Müsteşarlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Celal Güzel’in dinlendiği gibi…

HASAN CELAL GÜZEL: DARBELERE KARŞI DURAN İSİM!

Dedim ya, ‘Tank Hasan’ derlerdi, Hasan Celal Güzel’e…

Öne çıkan özelliklerinden biri darbelere karşı olmasıydı. 28 Şubat Darbesi’ne ilişkin şu görüşlerini hemen her platformda dile getirdi;

* “Darbe öncesi ortamı hazırlamak için medya ile kol kola ‘irtica’ senaryoları hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur.”

* “28 Şubat MGK toplantısında Başbakan’a ve mevcut Koalisyon Hükümeti’ne, tehdit ve şantajla baskı yapılmıştır.”

* “TSK içinde, tamamen ‘illegal’ şekilde, Deniz K.K.’dan başlayarak bütün birliklere kadar uzanan ‘Batı Çalışma Grubu’ (BÇG) cuntası kurulmuştur. Bu cuntanın kuruluşu konusunda hiçbir yasal dayanak yoktur.”

* “BÇG cuntası, Suriye’deki Nusayrî azınlığın tahakkümünü örnek alarak mezhepçi bir yapılaşmaya gitmiştir. Yüce Allah, aziz milletimizi, o karanlık günleri tekrar yaşamaktan korusun.”

ÇÜRÜTÜLEN ATASÖZLERİMİZ!

* “Bal tutan parmağını yalar” diyerek, hırsızlığı mubah gösteriyorlar.

* “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” diyerek, devleti soymayı mubah gösteriyorlar.

* “Dünyaya bir daha mı geleceksin? Yemeyenin malını yerler…” diyerek, bencilliği  değer haline getiriyorlar..

* “At binenin, kılıç kuşananındır” diyerek, haksızlığı, gaspçılığı mubah gösteriyorlar.

* “Kol kırılır, yen içinde kalır” diyerek,  haksızlığa karşı çıkmamayı mubah gösteriyorlar.

* “Söz gümüş ise sükût altındır” diyerek, ortamı yalancıya bırakmamızı istiyorlar.

* “Komşuda pişer, bize de düşer” diyerek, hazırcılığı teşvik ediyorlar.

* “Kaz gelecek yerden, tavuk esirgenmez” diyerek, menfaatçiliği rüşvet vermeyi yaygınlaştırıyorlar…

* “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” diyerek, yalan söylemeyi mubah gösteriyorlar…

* “Gemisini kurtaran kaptandır. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek,  nemelazımcılığı, pasifliği ve korkaklığı, merhametsizliği meziyet olarak sunuyorlar.

* “Üzümünü ye, bağını sorma" diyerek, sorgulamamayı, araştırmamayı, mubah gösteriyorlar.

* “Köprüden geçene kadar, ayıya, dayı de” diyerek, kurnazlığı, tâkiyeyi, onursuzluğu, mubah gösteriyorlar…

Yerinde ve anlamında kullanıldığında, altın değerinde olan bu sözlerimizi, öyle bir tavır ve tonlamayla söylüyor, öyle anlam çarpıtması yapıyorlar ki,  gerçek değerlerimize kurşun sıkıyorlar. Bizi, bizim sözlerimizle çürütüyorlar. (Mahmut Kılıç, Doğu)

- Milli Gazete, Adnan Öksüz tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5864570/adnan-oksuz/bakanlikta-bocek-kuskusu