İstanbul Sözleşmesi unutuldu mu?

* İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011 tarihinde AKP- MHP- CHP ve HDP milletvekillerinin oylarıyla TBMM’den geçirildi…

* İstanbul Sözleşmesi kadına şiddeti önlemedi, aksine şiddetin daha da artmasına sebep oldu… Anayasamızın ruhuna aykırı öğeler içeriyor ve aile kurumunu ortadan kaldırıyor.

* Sözleşmede alenen kadın ve erkek dışında cinsiyet tanımlaması yapılıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği tanımında, kişi kendini hangi cinsiyetten hissediyorsa odur denilerek Allah’ın yarattığı erkek ve kadın cinslerinin dışında cinsler türetilerek, cinsiyeti bozma girişimi planlı bir şekilde sürdürülüyor.

* Kız çocuklarımızın suiistimal edilmesine ve 764 bin babanın 2,5 yıl içerisinde ailesinden uzaklaştırılmasına yol açtı. İstanbul Sözleşmesi aileyi korumamaktadır, aksine daha tahrip etmektedir.

* Sözleşme, sapkın ilişkileri de kapsıyor. Sapkın ilişkiler adeta koruma altına alınıyor.

* İktidar mensupları başta olmak üzere iktidara yakın yazar ve düşünürler bugüne kadar İstanbul Sözleşmesi’nin mutlaka feshedilmesi gerektiği noktasında birleşiyor. Ama bugüne kadar bu alanda somut bir adım atılmadı

* Ailenin altına dinamit koyan İstanbul Sözleşmesi’ne birçok ülke karşı… İmzalayan bazı ülkeler daha sonra iptal etti.

* Sözleşme Türkiye’de de aileyi tehdit etmeye devam ediyor. Kanun tamamen aileye vurulan bir darbe niteliğinde. Kadın cinsiyetçi bir yaklaşımla hazırlandı. Bütün erkeklerin suçlu ve kötü olduğu ön kabulü var! Sözleşmede, “aileyi koruma” başlığı yer alsa da hedefte kesinlikle aileyi daha kolay dağıtma hedefi var.

* STK’lar, yazarlar, gazeteciler toplumun tüm kesimi İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini istiyor.

* Milli Gazete başından bu yana sözleşmenin behemehal feshedilmesi gerektiğini ifade etti. Bir sayısının tüm sayfalarını bu konuya ayırdı.

Yeni Akit Gazetesi yazarı, ünlü Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı, Psikiyatrist Prof. Dr. Sefa Saygılı bugünkü yazısında şu soruyu yöneltti; “İstanbul Sözleşmesi unutuldu mu?”

İşte o satırlar;

“Feminist örgütlerin, HDP’nin ve CHP’nin sahiplendiği İstanbul Sözleşmesi ve uzantısı 6284 sayılı yasa uygulandıkça şiddet artıyor, insanlar ölüyor/öldürülüyor, aileler parçalanıyor. Yıllardır feryat ediyoruz. Şiddet, feminist ideolojinin politikaları ile bitirilemez, bilakis artar. Üstat Necip Fazıl’ın deyişiyle “Bu cadde çıkmaz sokak!”

“Halkımız ve vicdanlı aydınlarımız ilk defa bu yoğunlukta, uluslararası (Batı’nın dayatması) sözleşmeye ve içerideki işbirlikçilerinin hazırladığı/iktibas ettiği yasaya itiraz etmişlerdir. Değerli aydınlarımız; Yusuf Kaplan, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Prof. Dr. Burhanettin Can,  Av. Sibel Eraslan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Dr. Mücahit Gültekin, Sema Maraşlı ve “İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN İNSANI VE AİLEYİ KORUMAK”  adlı başucu kitabını yazan/hazırlayan Av. Muharrem Balcı’nın inanç değerlerinin, ailenin, doğru usûllerle kadının korunması için verdikleri mücadele sonuçsuz kalmayacaktır.”

“Medeniyet tasavvurumuzu dert edinmiş tüm vakıf ve derneklerin bir araya geldiği MİLLİ İRADE toplantısında yaklaşık 750 vakfı/derneği temsil eden yöneticiler ve kanaat önderleri, KADEM temsilcisi bir avukat, İstanbul Sözleşmesi’ni ve uzantı yasasını överek savununca onu ağır tepkiler göstererek ve yuhalayarak protesto etmişlerdir. Büyük infial karşısında Sayın Cumhurbaşkanımız topluluğu sakinleştirerek “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NAS DEĞİLDİR” sözünü sarf edip, protestolarının haklılığını ve sözleşmenin kaldırılabileceğini ifade etmiştir. Devam eden süreçte Prof. Dr. Numan Kurtulmuş sözleşmeden çekileceğinin sinyalini vermiş, aynı şekilde T.C. Kamu Denetçiliği Kurum Başkanı-Ombudsman Av. Şeref Malkoç, Sözleşme ve 6284 sayılı yasayı fesih etme tavsiyesinde bulunmuştur. Komisyonlar kurulmasına, konferanslar yapılmasına, makaleler yayınlanmasına rağmen duymak/görmek istemeyen siyaset, gazetemiz yazarı Abdurrahman Dilipak’ın yazısında geçen kastı aşan bir ifadeyi bahane ederek karşı atağa geçip, tüm illerde suç duyuruları/eylemleri yaparak haklı davayı baltalamışlardır.”

“Feministlerin, HDP ve CHP’nin dümen suyunda ilerleyen aile politikaları, insanımızın geleceğini karartmaktadır. Telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğmuştur ve doğacaktır. Evlilikler azalmış, boşanmalar artmıştır. Şiddetin kaynakları olan fuhuş, alkol, uyuşturucu ve kumar illetleri ile mücadele etmeden şiddet önlenemeyecektir. Cezaların artırılması yeterli değildir, kaldı ki orantısız cezalar kişileri suç makinesine çevirme tehlikesi taşımaktadır. Ailenin yok edilmesi şiddete davetiye çıkarmaktır. Şiddet, boyut değiştirmiştir. Şiddete başvuran kişilerden eşzamanlı olarak intihar edenlerin sayısı artmaktadır. Bu vahşetin sebeplerini konuşamıyoruz. Aydınların, vakıfların ve derneklerin sesleri duyulmaz hale getirilmiştir. Feminist örgütlerin, kadına şiddet çığırtkanlığı karşısında çare ve çözümlerimiz duyulmamaktadır. Kadına şiddeti önleme amacıyla çıkarttırdıklarını iddia ettikleri yasalar ve bu yasaların uygulama sonuçları şiddetin arttığını göstermektedir.”

“Feminist örgütler, şiddet arttıkça,  sözleşme ve yasaların daha etkin uygulanmamasını bahane etmektedirler. Gerçek ise, şiddeti artıran İstanbul Sözleşmesi ve uzantısı yasası ile dünyada eşi ve benzeri bulunmayan 6284 sayılı yasanın uygulama sonuçlarıdır. Aynı şekilde fuhuş yapmayı suç saymayan, cinsel özgürlüğü önceleyen Ceza Yasası ile aile kurumunu tahrip eden Medeni Kanundur. Kolluk kuvvetlerinin koruması, uzaklaştırma, tedbir kararları ve ceza yaptırımları şiddeti engellemeye yeterli değildir. Şiddetin önlenmesi; milli ve manevi değerlerimize uygun yasalar, ahlak seferberliği ve ailenin güçlendirilip korunması ile mümkün olacaktır.”

- Milli Gazete, Gündem bölümünde yayınlandı
https://www.milligazete.com.tr/haber/5762123/istanbul-sozlesmesi-unutuldu-mu