Türkiye ABD ve AB’nin neresinde?

Şakir Tarım
Şakir Tarım

Bismillâhirrahmânirrahîm;

ABD seçimleri sonrası, en çok Türkiye ve ABD ilişkilerinin nasıl seyredeceği konuşuluyor. Bunda ABD’nin yeni başkanı Biden’in İsrail ve Türkiye hakkında söylediği sözlerin de etkisi büyük. Biden, daha 1988’de, ABD Senatosu Dış İlişkiler Başkanı iken, Türkiye’nin Filistin davasını desteklemesi sebebiyle; “Türkiye’nin etrafını ateş çemberine çeviririz” demişti. Biden’in, Theodor Herzl ödüllü bir başkan oluşu da, İsrail’e yakınlığının ispatı.

ABD ve AB ülkelerinin, sömürgecilik temeli üzerine kurulmuş plan, hedef ve idealleri var. Özelde ABD, dünyanın jandarmalığına soyunmuş durumda. Dünya egemenliği için çırpınıyor. ABD’nin yanlış veya doğru bir hedefi olması tabiî! Ancak, Türkiye’nin şartlarına göre yerini belirleyememiş olması düşündürücü. Selçuklu, Osmanlı gibi büyük bir mirasa sahip olan Türkiye’nin sömürgecilerin planlarına figüran olması tarihî müktesebatına ters düşer.

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ı özgürlüğüne kavuşturma mücadelesine Türkiye’nin büyük destek vermesi ABD ve AB’yi çok rahatsız etti. Elbette, Türkiye doğrusunu yaptı. Haklı ve mazlumun yanında yer aldı. Ama Batılı yalnız menfaatini gözetir. Onun özgürlük anlayışı kendi menfaatleridir. Ermenistan saldırır, yakar, yıkar, sivil hedefleri bombalar, savaş ve insanlık suçu işler; Batı yine de menfaati gereği Ermenistan’ın yanında yer alır.

Türkiye’nin Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Libya ve Suriye’deki politikaları da ABD ve AB’yi tedirgin etmişti. Haklı oldukları için değil; menfaatlerine ters düştüğü için.

YERİMİZ AB OLAMAZ

AKP Genel Başkanı Erdoğan, 22.11.2020 günü partisinin bazı il kongrelerinde yaptığı konuşmalarda; “Kavga niyetimiz yok, Türkiye’nin yeri Avrupa’dır” mesajı verdi. ABD ve AB’ye verilen mesajda, “Kendimizi Avrupa’da görüyor; geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz” denilerek ABD’ye gönderme yapılıyordu: “Amerika ile uzun ve yakın müttefiklik ilişkilerimizi; bölgesel ve küresel tüm meselelerin çözümünde aktif olarak kullanmak istiyoruz.”

ABD ve AB yalnız kuru söze itibar etmez. Menfaatlerine aykırı politikalardan tavizler bekliyorlar. Fransa mesajı aldı. Dışişleri Bakanı Jean Ywes D’rian aracılığı ile, “Açıklamalar yeterli değil; eylem bekliyoruz” cevabını verdi.

ABD’nin gerçek niyeti, ABD’li Senatör Van Hollen’in Yunanistan Kathimerini gazetesine yaptığı, “Biden’in Türkiye’den hesap sormasını dört gözle bekliyorum” açıklamasından anlaşıldı. Hollen, “Biden’in  Trump’a göre Türkiye’ye daha sert davranacağını” söyleyerek gerekçesini açıkladı: “NATO üyesi olduğu halde, Rusya’dan S-400 savunma sistemini aldı. NATO’nun güvenliğini tehdit etti. Maraş’la ilgili BM kararlarını ihlâl etti. Ciddi insan hakları ihlâli yaptı.”

İşte Batı bu! Erdoğan’dan sık sık “AB’nin sözlerini tutmadığını” dinledik. Suriyeli sığınmacılar konusunda, “AB sözünü tutmadı” (İstiklâl, 10.10.2018) demişti. Yine, “AB sözünü tutmuyor; ama AB’ye bağlıyız” (Akşam, 31.05.2019) sözü manşete yansıdı. Akif, bir asır önce uyarmıştı: “Ehl-i Sâlib’in asla güvenilmez sözüne!” Buna rağmen, AB’ye böylesine teslim olmanın gerekçesi nasıl açıklanır?

YERİMİZ İSLÂM ÂLEMİ

BATI’DAN yediğimiz darbelere rağmen, Avrupa’yı “medeniyet projesi” olarak görmenin mantığı var mı?  Erbakan Hoca, 42 yıl Avrupa gerçeğini anlattı. Hâlâ anlayamadınız mı: “AB dediğin ne senin be! Ne aile kalmış, ne çocuk kalmış. Çökmüş, çürümüş. Sen hangi inancın evlâdısın; hangi milletin çocuğusun? Neyi bırakıp nereye gidiyorsun? Deli misin be, deli misin?”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da, İslâm Birliği Forumu Kongresi’nde, “Müslümanların dünya barışında çok etkili olacağını” gerekçelendirmişti: “Sömürgeci ülkeler menfaatleri söz konusu olduğu zaman vicdanı, adaleti rafa kaldırıyorlar. Batı zihniyeti barışın önündeki en büyük engeldir.” (23.07.2018)

Hayret ediyorum: Türkiye, kendisini yok etmek isteyenlerle birliktelikler kurmaya çalışıyor da, Müslüman kardeşleriyle bir araya gelmeyi düşünemiyor. Ne büyük “akıl tutulması”dır bu! Hâlbuki dünyanın en büyük zenginlik kaynakları, en büyük potansiyel İslâm ülkelerinde. Ecdadımızın, “öncü”; “lider”; “kurucu”; “insanlık öğretici” özelliklerinden hiç mi nasibimizi almadık? 61 senedir anlaşıldı ki, Haçlılar bizi aralarında görmek istemiyorlar. Yüzsüzlüğe gerek yok!

Türkiye merkez ülke! Öncelik, ülkemizde birlikteliğin sağlanmasında… Yöneticilerimiz kavgayı bıraksınlar. Müzakere ve uzlaşma üslûbunu öğrensinler. İstikrarsız bir ülkenin itibarı olmaz. Pompeo’nun Türkiye ziyaretinde yöneticileri selâmlamadan İsrail’e uçması; Alman firkateyninin uluslararası sularda bir yük gemimizi hukuksuz arama yapması bize ne anlatıyor? Kavgacı aileler itibarsızdır. Türkiye içte ayrıştırmayı bırakmak zorunda…

- Milli Gazete, Şakir Tarım tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5759980/sakir-tarim/turkiye-abd-ve-abnin-neresinde