Neofobik belirtiler

Fatma Tuncer
Fatma Tuncer

Son yıllarda sık sık işittiğimiz “neofobi” sorunu kişinin kendini yeniliklere kapaması ve değişime karşı direnç göstermesi olarak tanımlanıyor. Aslına bakılırsa hepimiz bir miktar neofobikizdir ancak bir şey normal sınırları aştığında sorun olarak karşımıza çıkıyor. İşte neofobi bu sınırları aşanların maruz kaldığı bir sorundur.

Alzheimer hastalarında daha sık görülen neofobik belirtiler normal insanlarda ortaya çıkınca sorun haline geliyor ve yardım almayı gerekli kılıyor. Başta da dediğim gibi alıştığımız kişilerle, objelerle, nesnelerle bir bağ kurarız ve aslında kısmen de olsa bağımlı hale geliriz. Ancak bu durum rahatsızlık boyutuna ulaştığında büyük sorunlara neden oluyor. Düşünün hayat akıyor, bilgi gelişiyor, her şey değişiyor fakat kişi otuz kırk yıl önce tutunduğu bir objeye, öğrendiği bir bilgiye yapışıyor daha iyisini daha gelişmişini sunduğunuz halde reddediyor, direnç gösteriyor. Kişi değişimden korkuyor zira değişim onun için dilini bilmediği bir adaya taşınmak gibi bir şey. Elbette adada yaşamak ilk günler belli sorunları da beraberinde getirecektir ancak uyum sağladığınızda her şey normal seyrine dönecek belki de hayat beklediğinizden daha iyi olacaktır ama bunu göze alamıyorsunuz.

Değişime karşı direnç gösteren kişi yeniliklere karşı tepki geliştiriyor, öğrenmeye kapalı hale geliyor, aşırı düzen takıntısına sahip oluyor, eski alışkanlıklarından vazgeçemiyor, tutunduğu nesnelerden uzaklaşmayı göze alamıyor. Öyle ki kişi yaşadığı mekândan taşınmaktan, çalıştığı odayı değiştirmekten, eşyalarını yenilemekten dahi korkuyor, bütün bunların felaketle sonuçlanacağı vehmine kapılıyor.

Nefobik kişi bulunduğu ortamdan uzaklaşmayı göze alamaz, daima aynı yerde oturur, aynı eşyaları kullanır, aynı yolu takip eder… Oysa hayat akıp giden bir ırmak gibidir ve yenilikleri de beraberinde getirir. Fakat kişi bu sürece uyum sağlayamaz. Bu durum geniş bir öğrenme potansiyeli olan insanın kapasitesini köreltir ve onu dar bir alana hapseder.

Allah insana derin bir öğrenme potansiyeli ihsan etmiştir, kişi bu potansiyeli doğru ve verimli şekilde kullanarak hayatını güzelleştirebilmelidir.

EŞYALARIN GİZEMİ

Büyük ebeveynlerimiz kullandıkları eşyalara bizim anlayamadığımız bir anlam yüklerler. Eski, yıpranmış bir eşyayı hele bir atmaya kalkın nineniz bir genç çevikliğiyle uzanır kollarınıza ve size engel olur. Elinizdeki eski bir tabak, kırık bir tencere, yarı tırtık bir kilim parçasıdır belki ama onun için bu eşyaların sizin göremediğiniz özel anlamları vardır. Bunu atalım da yenisini alalım dersiniz ama kabul etmezler. Zira bu eşyalar onların hatıralarından izler taşımaktadır. Asırlık olayları, sevgi ve muhabbetin kokusunu taşır o eşyalar. Siz elinizdeki kırık tencereyi atmaya niyetlenirken nineniz kalkar ve o tencere üzerinden koca bir hikâye anlatır, kitaplar dolusu nasihatler yapar. Tencereye ne kadar para ödediğinden tutun da, o zamanki şartlara, yaşanan muhabbete kadar her şeyi özetleyiverir. Atmaya niyetlendiğiniz kap hele bir de büyüklerden kalma bir yadigârsa siz bunu teklif dahi edemezsiniz. Peki, ne yapabiliriz? Büyük ebeveynlerimizle çatışmak yerine onları dinlemeye, anlamaya ve tecrübelerinden faydalanmaya çalışmak lazım diye düşünüyorum.

- Milli Gazete, Fatma Tuncer tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5759974/fatma-tuncer/neofobik-belirtiler