Üslubu sertleştirmek sorunları çözmüyor

Abdülkadir Özkan
Abdülkadir Özkan

Salgın, giderek toplumu daha fazla tedirgin etmeye başladı. Vaka ve hayatını kaybedenlerin sayısının her gün artması ister istemez herkesi rahatsız ediyor. Bu rahatsızlık salgın aile fertlerinden birisine ulaşmış ise daha da artıyor. Çünkü insanlar yakınlarını hastaneye yatırabilmişlerse hastalarının yanında bulunmakta, bir başka ifadeyle anlık haber alma konusunda ciddi zorluklarla karşılaşıyorlar. Bilgi alabilmek için birilerini arıyorlar. Bir yakınları ya da tanıdıkları hayatını kaybetmiş ise o da ayrı stres, bir sıkıntı. Kısacası, bu salgın sebebiyle insanımız diken üzerinde. Elbette sadece ülke olarak bizler diken üzerinde değiliz, hemen hemen tüm dünya aynı çaresizliği yaşıyor.

Salgının verdiği tedirginlik sadece hastalığa yakalanma ihtimalinden de ibaret değil. Salgının önünü almak uzadıkça bir de işin ekonomik boyutu devreye giriyor. Buna küresel sermaye çevrelerinin daha fazla kazanma hırsı eklenince tüm dünyada ekonomik alanda daralma söz konusu oluyor. Çalışma süreleri kısalıyor ya da bazı fabrikalar üretimlerine ara veriyorlar. Buna bir de ürettiklerini satamamak eklenince pek çok alanda işçi çıkarmalar gündeme geliyor.

Tüm bunlara bir de bizim gibi yüksek iç ve dış borç stokları eklenince işler daha da zorlaşıyor. Çünkü durduk yerde dövizdeki yükseliş Türk parası cinsinden borcumuzu artırıyor. Kısacası, çok ciddi bir salgın ve ekonomik olumsuzluklarla boğuşmak durumundayız. Böyle bir noktada toplum olarak omuz omuza vermemiz gerekirken siyasiler özellikle iktidar ortakları siyaset dilini sertleştirmeye sarılıyorlar. Belki böylece tüm olumsuzlukların sorumluluğunu muhalefete ya da yakın zamana kadar birlikte ülkeyi yönettikleri ancak ortaya çıkan problemler sebebiyle ya gemiyi terk etmek zorunda kalanlar ya da tasfiye edilenlere yüklemek bu kavga ortamında işe yarıyor mu?

Ama gerek salgının sebep olduğu gerek ekonomik şartların giderek ağırlaşması sebebiyle bunalan insanımızın gözünden kaçmadığını düşünüyorum. Böylesine sertleşmiş bir siyasi ortamda oluşan toz duman bulutu, ya da siyasilerin artık birbirlerini dinlemez oluşlarından mı yararlanılıyor kestirmek mümkün değil. Ancak kesin olan husus ülkemizin içinde bulunduğu durum olağanüstü şartlar oluşturuyor v e bu olağanüstü şartlarda siyasilerin birbirleriyle kavga ederek toplumu kamplaştırmaktan vazgeçerek kol kola girmeleri gerekmez mi?

Netice itibariyle yaşanan sorunlar tuzu kurular hariç hepimizi tedirgin ediyor, hepimizi üzüyor. Böyle olunca öncelikli olarak başta iktidar ve tüm siyasiler olmak üzere sorunlara çözüm bulmadan bu ülkede kimse rahat edemeyecektir. Gürültüler arasında sorunları gizlemek mümkün olsa bile bir süre sonra saklanamaz hale gelecek, o zaman çözüm de zorlaşacaktır. Bunun için siyasi beklentiler uğruna şu sıkıntılı dönemde ortamı gererek toplumu ayrıştırmaktan vazgeçip birbirimize kulak vermemiz gerekiyor. Hepimiz birbirimizin görüş düşüncesine ihtiyacımız olduğunu bilerek, birbirimize oluşan kavga ortamında kulak tıkama kolaycılığını terk etmek mecburiyeti vardır. Hangi düşüncede olunursa olunsun bu ülke hepimizin ve bu ülkede iyi günde de kötü günde de birlikte yaşayacağız.

- Milli Gazete, Abdülkadir Özkan tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5755244/abdulkadir-ozkan/uslubu-sertlestirmek-sorunlari-cozmuyor