Düşünmenin çilesi

Ali Haydar Haksal
Ali Haydar Haksal

Zor bir iş ve yol. Düşünmek, acı içinde çile çekmek. İnsan ruhunun mıncıklanması, acılar içinde kıvranması.

Hayat ve bize bağışlananları sıradan geçip gidemeyiz. Verilenlerin karşılığının verilmesi gerekiyor, bu, bir zorunluluk. İnsanız, insan diğer varlıklardan ayrılıyor, sorumlulukları var. Bu da bir bilinç gerektiriyor. İnsana düşünme edimini sağlayan Allah’a sonsuz şükretmek bir gereklilik ve bir ibadet.

Dünyamız çok kirli, bulanık ve karmaşık. Bunu yapan da insan. Bundan çıkış yolu gerekiyorsa bunu sağlayacak olan da insan. Hiçbir şey kendiliğinden gelişmiyor. İnsanın insana yaptıkları olumlu ya da olumsuz hayatlara yansıyor. Zalim olanlar insanlara çok acı çektiriyor. Zülüm vahşi bir tutum.

Günümüzde dört bir yanda kaynayan bir karanlık ruh var. İnsanların acımasız ölümleri, işkenceleri kaldırılabilir bir durum değil. İnsan psikolojisi bunlar karşısında dayanamaz. Dayanamadığından bunalım insanlığı genel anlamda kuşatıyor.

İslâm milleti kendisin huzura erdirecek ruh hâlini yaşamadıkça huzur bulamaz. Aşırılıklar insanı uçurumlara sürükler. Nereden bakılırsa bakılsın insanı aşan aşırılıkların yoğunluğu kuşatmış. İnsanlık bundan çıkış yolu aralayacağına bu sarmalın içinde deviniyor, çırpınıyor giderek çıkmazlara sürükleniyor.

Manevi yoksunluk, insan değersizliği, insanlar arasında büyüyen uçurumlar, tüketim çılgınlığı, lüks gibi bir sürü neden sıralanabilir.

Batı emperyalizminde insan “beyaz”dır. Bu beyaz diğerlerinden farklıdır. Onların beyazları üstündür. Amerika beyazı, Avrupa beyazı, yani Hıristiyan dünyanın beyazları özeldir. Savaşlarda öldürdükleri insanlar onlar için çerez gibidir, sıradan veya zararlı varlıklardır. O insanlara insan olarak bakılmaz. Kendilerine eğer çıkar sağlayacaksa yaşamasında yarar vardır. Değilse yok edilmesi onlar için daha hayırlıdır. İnsanı kurtarma, yaşatma duygusu onlar için değildir.

Müslümanlar üzerinde sürdürdükleri doğrudan veya dolaylı savaşların sonuçları ortada. Öldürdükleri için acı çekmezler asla, sevinç duyarlar. Kendi insanları değerlidir ve azizdir. Başına bir şey geldiğinde dünyayı ayağa kaldırırlar.

İlahi tecelli ise farklı seyrediyor. Dünyayı saran şu salgın döneminde bir kurşun atmadan, herhangi bir savaşa girmeden yüzbinleri bulan insan ölümleri için insan olarak acı çekiyoruz. Mazlum her insan için acı çekilir ve duyulur. İnancımız gereği insanı yaşatmak temel ilke. Böyle olunca insanı düşman görmeden, hedef almadan gönüllerine girme, kazanma bir hedef idealdir. İnsanın insana karşı olan sorumluluğu. Bizimkisi ise çok daha fazladır.

Acı çekiyoruz. Dört yanımızda zulüm akıyor. Bize düşen her anımız ve adımımız insanın kurtuluşu için olmalı. Kendimizden başlayarak, tuzaklara düşmeden düşünmenin acısını çekmek. Toprağa atacağımız bir tohum, dikeceğimiz bir fide, ortaya koyacağımız düşünce insanın geleceği içindir. Sadece insanın değil diğer canlılar için de geçerlidir.

Düşünme insana verilen en büyük bağış. Kendisine yol bulması için, idealleri için, yapacakları için. Yanlışlara, tuzaklara düşmeden. Her insanı kendine bir gönül ehli bilerek varması. İstenen budur. İnsan insanın yol arkadaşıdır, hayat arkadaşıdır, dostudur, canıdır en sevdiğidir.

Bunaltan cinayetler, tehditler, ölümler, gasplar, haksızlıklar insana genel anlamda acı çektirir. Her adımımızdan, davranışımızdan, sözümüzden sorumluyuz. Bunların her birinin insana hayırlar getirmesi içinse bu sonsuz güzel olur. Değilse kötülüklere saçılan zehirler ve kötülükler olur.

Sevgi dili aşk dilidir. Aşk dili gönül dilidir. İnsanın dünyasına buradan girilir. İnsanın özü ve binasıdır bu. İçten gelen sevgi dili ve duygusuyla her an bismillah diyerek adımlar atmalıyız.

- Milli Gazete, Ali Haydar Haksal tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5715752/ali-haydar-haksal/dusunmenin-cilesi