Siyaseti normal çizgisine çekebilsek!..

Abdülkadir Özkan
Abdülkadir Özkan

Muhalefetin de aynen iktidar kanadı gibi düşünmesi mecburiyeti mi var? Bu ülkede iktidardan farklı düşünmek yasak mı? Eğer öyle ise siyasi partilere ne gerek var? Tüm bunları niçin sorduğuma hemen cevap vereyim. Başkanlık sistemine geçildiğinden bu yana iktidar partisinin her türlü ittifak yapma hakkı var. Daha doğrusu her parti ile ittifak yapabilir. Ancak, diğer muhalefet partilerinin aynı sofra etrafında bir araya gelmek, daha doğrusu bir konu üzerinde görüş alışverişinde bulunmak yasakmış gibi bir tavır sergileniyor. Çünkü böyle bir hareket tarzı iktidar kanadı tarafından ihanet ve vatan hainliği olarak nitelendiriliyor. Böyle bir anlayış siyasete hâkim kılınmaya çalışılıyor. Bu istek ve yaklaşımda medya tarafından topluma adeta dayatılıyor. Böyle olunca da siyaset çirkinleşiyor. İşin daha garip tarafı iktidarın yanına almadığı/alamadığı partilerden bir kaçı herhangi bir konuyu konuşma ve tartışma hakkına sahip değilse ki, mevcut sistem içinde böyle bir yaklaşım düşünülmez. Böyle bir tavır sergileyenler kendi varlıklarını inkâr etmiş olurlar.

Bunun da ötesinde bu iktidar kanadının her şeyin doğrusunu sadece kendilerinin bildiği ve düşündüğünü iddiası anlamına gelir ki, böyle bir yaklaşıma ülkeyi selamete çıkaracağını, sağlıklı bir yaklaşım olduğunu iddia etmek ne derece doğrudur? Bunun ötesinde toplumun büyük bir kesimini düşmanlaştırmak ve karşıya itmek anlamına gelir ki, iktidar sahiplerinin bütün güçleri ile böyle bir durumu engellemeleri gerekirken adeta fırsat arar bir tavır sergilemesi insanı ülkenin geleceği açısından endişeye sevk ediyor.

Başkanlık sistemi ülkeyi siyasette bir takım yeni uygulamalara ve söylemlere itmiş olabilir ama bu, toplumun önemli bir kesimini ötekileştirme hakkını kimseye vermez, vermemesi gerekir. Bu arada, iktidar kanadının toplumun bir kesimini ötekileştirme hakkını kendinde görüyor olması, kendisini anayasa ve hukukun üstünde gördüğü anlamına gelir. Çünkü, bu ülkede hâlâ yargı kurumu vardır ve insanların suçlu olup olmadığını, bir başka ifadeyle hain ve terörist olup olmadığına yargının karar vermesi gerekir. Eğer, bu karar vermek hakkı yargının elinden alınır, bazı siyasilere bırakılırsa o zaman iktidar mensuplarından farklı düşünenlerin hain ya da terörist ilan edilmesi yaygınlaşır. Bu ise kuvvetler ayrılığının iptali anlamına gelir ki o zaman sistem değişikliği sırasında söylenmiş olanların bir kandırmacadan ibaret kaldığını göstermez mi? Bunun da ötesinde mevut kurumlar kurulmuş olan siyasi partilerin seçimlere girmesine izin vermiş, varlığını kabullenmiş ise bunun ardından söz konusu partilerin yasa dışı ilan edilmesi sanıyorum bu tavrı sergileyenleri yasa dışı duruma düşürür. Unutulmasın ki, bırakın seçimlere girmiş partilerin suçlu ve yasa dışı ilan edilmesini babanın işlediği bir suçtan dolayı evladının suçlanması bile yasalara aykırıdır. Kısacası, bazı partileri dışlayıcı, bunun da ötesinde hain ilan edici üslup terk edilmediği sürece ülkenin sorunlarına barışçıl çözüm bulmak zorlaşır. Bununda ötesinde adaletin yerini zulüm almış olur. Bir toplumda zulüm yaygınlaşmaya başladığında bugün zulme göz yumanlar bir gün aynı uygulama ile karşı karşıya kalabilirler. Kısacası, bırakın insanlar yan yana yürüyebilsinler, farklı görüşlerde de olsalar karşılıklı konuşabilsinler. Bizden başka herkesin konuşması yasak anlayışının yaygınlaştığı bir ortamdan bir süre sonra herkes rahatsızlık duyar. Bunun unutulmaması gerekiyor.

- Milli Gazete, Abdülkadir Özkan tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5715751/abdulkadir-ozkan/siyaseti-normal-cizgisine-cekebilsek