Acı reçete, seferberlik…

Burak Kıllıoğlu
Burak Kıllıoğlu

Ekonomi, hukuk ve demokraside “yepyeni bir seferberlik” başlatılacağı söyleniyor son zamanlarda… “Yepyeni” dendiğine göre 18 yıllık süreçte daha önce de seferberlikler başlatıldı demektir bu. Ancak bugüne kadar ekonomi, hukuk ve demokraside ne gibi bir seferberlik başlatıldı ve hangi neticeler alındı, pek bilinmiyor gibi.

Durup dururken neden “yepyeni” bir seferberliğe ihtiyaç duyuldu acaba? Yapılan propagandalar ve halka, kamuoyuna yönelik söylemlerde çok iyi bir noktada olduğumuz, herkesin bizi kıskandığı, bir yükseliş dönemine girdiğimiz türünden şeyler söyleniyordu. Şimdi ne oldu da bu söylemler yerini “acı reçeteye”, “yepyeni bir seferberliği” bıraktı? Yoksa bugüne kadar söylenenler doğru değil miydi, halka yanlış bilgiler mi verildi? Bu sorular geliyor akla ister istemez.

Gerek iktidarın gerekse de onun sesi konumundaki medyanın kullandığı ifadelere bakarsak, “ekonomide dünyanın en büyük 10 ülkesi arasında girmeye hiç olmadığı kadar yakın” olduğumuz söyleniyordu mesela. Büyümede rekorlar kırdığımız, OECD ülkeleri arasında birinci sırada olduğumuz ifade ediliyordu daha düne kadar. Bir kısım medya, 2019 senesi için “atılım yılı olacak” derken, 2020 yılı için de aynı ifadeyi kullanmış, ekonomik kriz yok, “kriz algısı pompalayanlar var” propagandalarını kamuoyuna boca ediyorlardı yakın zamana kadar. Ne veya neler değişti de birden bire ekonomide “gerekirse acı reçete içeceğiz” noktasına geldik?

Hukuk ve demokrasimizi bütün dünyanın kıskandığını söylerken, şimdi ne oldu da bir “seferberlik” ihtiyacı hasıl oldu? Demek ki bugüne kadar söylenenlerin hepsi basit propaganda cümleleriymiş ve gerçeklikle bir bağı yokmuş demek.. Demek ki, halka gerçekler söylenmemiş, realite olduğundan çok farklı şekilde aksettirilmiş. Bunun böyle olması, “yepyeni bir seferberlik”ten çok daha önemli bir nokta aslında.

Şeffaflığın olmadığı yerde kamuoyunun, halkın gerçekleri olduğu gibi bilebilmesi de mümkün olmuyor. Gerçek vazifesini yapmayan, bunu yerine “sahibinin sesi” gibi davranmayı ve güce tapınmayı marifet sayan bir acayip medyanın da varlığı eklenince, başarısızlıklar “başarı”, yanlışlar “doğru”, hatalar da “erdem” diye sunulabiliyor. O zaman da insanların, “her şey madem çok iyiydi de nereden çıktı bu seferberlik hali?” diye sorması abes kaçmıyor.

“Yepyeni bir seferberlik”, ortada duran ve çözülmek yerine daha da büyütülen sorunlar nedeniyle ortaya atılıyor aslında. Ekonomideki, hukuktaki, demokrasideki sorunlar bir noktadan sonra kangrenleşti çünkü. Bu “bir noktadan sonra”, yeni hükümet sistemine geçilmesidir. Türkiye’nin mevcut sorunlarına ilaveten bir de “yönetememe” sorununu eleyen bir dönüm noktasıdır yeni hükümet sistemine geçiş..

İyi veya kötü işleyen parlamenter sistemi tadil edip kuvvetlendirmek ve güçler ayrılığı prensibini tahkim etmek yerine, gücü her anlamda tek elde toplamayı öngören ve “güçler birliği” gibi bir acayip hali kurumsallaştıran yeni hükümet sistemi, mevcut sorunları büyüttü, içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Asıl mesele budur. Bakan değiştirmek, seferberlik açıklamak, reform paketi ilan etmek sonuç vermemektedir.

Basit bir istifa meselesinin bile kaotik bir hal aldığı, “istifa” mı yoksa “görevden af talebi” mi diye tuhaf ötesi bir şekle büründüğü daha geçen hafta yaşandı. Türkiye’nin en önemli bakanlıklarından birinin koltuğu, 25 saat boyunca boş mu dolu mu bilinemedi. Bu olay yeni sistemle birlikte daha da kronikleşen “yönetememe” halinin zirvesi oldu belki de.

Birkaç ay önce ekonominin çok iyi olduğunu söyleyip de bugün “acı reçete”den bahsetmek veya ekonomi, hukuk, demokraside “seferberlik” başlatmak, halka karşı şeffaf ve açık olmadıktan, hesap vermedikten sonra anlam ifade etmeyecektir. TÜİK’in verilerine kamuoyunun güvenmemesi veya Kovid-19 meselesinde tüm dünya vaka sayısı açıklarken “hasta sayısı” diye bir şey icat etmek, aynı zihniyetin neticesidir.

Türkiye, algılara oynayarak ve propaganda bombardımanları vasıtasıyla değil, ayakları yere basan, sorunları reddetmek yerine üzerine giden ve halka karşı şeffaf bir anlayışla idare olunabilir. Yoksa bu “yönetememe” hali giderek derinleşecek gibi görünüyor.

- Milli Gazete, Burak Kıllıoğlu tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5713106/burak-killioglu/aci-recete-seferberlik