Alınan gazlar, verilen sözler

Ekrem Şama
Ekrem Şama

Fransa’da bizi şaşırtmayan olaylar olmakta.
***
Müslümanlar hakkında hoş olmayan sözler ve davranışlar ile Peygamberimiz hakkında hakaret içeren karikatür, resim ve filmler ve bunları yapanları şımartıp himaye eden yöneticiler. Bunların başında Cumhurbaşkanı E. Macron gelmekte.

***
İslam dünyasında bu rezaletlere karşı protesto ve üst düzeyden sert mesajlar ile mukabele edilmekte.

***
Türkiye’de ise bir kıpırdanma olmakla birlikte, beklenen yoğunluk ve içerikte protestolar ve eylemler yok.

***
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu yetersiz protestoları çoğaltmak ve Fransız mallarını ülkemizde boykot etmek gibi bazı eylemler geliştirmek için her gittiği yerde sert mesajlar vermesine rağmen istediği yola halkı sevk edemiyor. Bize göre bunun sebepleri var.

***
Birinci sebep, aynı rezaletler 2009 yılında Hollanda’da olmuştu. O zamanın Hollanda Başbakanı Rasmussen, bugün Macron ne yaptıysa o gün de o öyle yapıyordu. Aynı Rasmussen NATO Genel Sekreterliği’ne aday gösterildiğinde, o günün Başbakanı Erdoğan bu İslam düşmanı Rasmussen’in NATO’nun başına seçilmesine bir iki mırın kırın ettikten sonra oy vermişti. Üstelik güya Müslümanlardan özür dilemek için Türkiye’ye geldiğinde kırılan kolunu bahane edip herkesle alay etmişti. Sonraki dönemde ise Başbakan Erdoğan mırın kırın bile etmeden ikinci defa Rasmussen’e onay vermişti.

***
İkinci sebep, 2012 yılında Fransa’da Peygamberimize hakaret eden rezil bir sinema filminin vizyona sokulması dolayısıyla İslam dünyasında büyük protestolar olurken, Türkiye’de çoğunluğu Milli Görüşçüler olmak üzere sınırlı toplulukların protesto ve açıklamalarının dışında AKP sempatizanı büyük çoğunluk suskun kalmış, kılları bile kıpırdamamıştı. Bu suskunluğun sebebi o günkü Başbakan Erdoğan’a sorulduğunda, 17 Eylül 2012 tarihli gazetelerde de yayınlanan şu ibretlik cevabı vermişti:

***
“Bu suskunluğun sebebi, 10 yıldır bizim halkın gazını almış olmamızdır. Biz aşırılıkları törpüledik, paratoner görevi gördük.”

***
10 yıl boyunca gaz almaya çalışmışlar. Müslümanları harekete geçiren İslami hassasiyetleri törpüleme görevi yapmışlar. Adeta bir yerlere bunu yapmak için söz vermişler gibi.
Başka sebepler de var ama bugünkü Türkiye’de bu suskunluğun ana sebebi bu olsa gerek. Sayın Cumhurbaşkanı’nın halkı bir türlü sokağa döküp, coşkun protestolar yapıp, Fransız mallarını boykot ettirmeyi başaramaması bu tür eski icraatlarından ileri gelmektedir, diye düşünmekteyiz.

***
Sayın Cumhurbaşkanımızın çevresinin ve sempatizanlarının gazları boşalmış, dini hassasiyetlerini oluşturan “aşırılıkları” törpülenmiş vaziyettedir. Onların, Fransa’dan gelen malları dini hassasiyetleri yüzünden gazlarının boşalmış olması sebebiyle boykot etmeleri zordur. Malum gazları boşalmış ve havaya karışmıştır. Bu gazların havadan süzülüp tekrar yerine doldurulması düşünülemez. Aileyi tahrip edip sapıklıkları himaye eden İstanbul Sözleşmesi’ne ve ilgili kanunlara karşı çıkamamaları dini hassasiyetlerinin törpülenmiş olması yüzünden değil midir?

***
Dini hassasiyetler o kadar törpülenmiş ki, gazı alınmış ilim adamları dâhil, 14 asır önceki (yani Asrı Saadet’teki) uygulanan İslami hükümlerin bu güne aynen uygulanamayacağı gibi en yüksekten söylenen üzücü sözlere karşı taş gibi hissiz kaldılar. Bazıları da kendi kendilerine tevil ve tefsire yeltendiler.

***
Gazı alınmışların dışında bu hassasiyetleri halen bulunan çevrelerin ve Milli Görüş camiasının ise sanırız Cumhurbaşkanı’nın bugünkü çağrılarının samimi olup olmadığı konusunda şüpheleri bulunmaktadır. Muhtemelen bir seçim yatırımı gibi algılanmaktadır.

***
Bugün olduğu gibi geçtiğimiz yıllarda da Fransa’nın bu nevi İslam’a saldırı ve hakaretleri sonrası çıkan olaylarda işlenen ve provakatif olduğu bariz olan cinayetleri bahane ederek ve bunları İslam’a ve Müslümanlara saldırı gayesiyle kullanmak için Paris’te düzenlenen yürüyüşe başbakan seviyesinde katılım sağlandığını, yürüyüş esnasında Müslümanlara ve başbakanın şahsında Türkiye’ye aşağılayıcı muamelelerin yapılması karşısında gerekli diplomatik cevapların verilmeyişi sebebiyle de halkın sessiz kalması bu gazı alınmışlığın bir sonucu değil midir?

***
Ahlak ve maneviyatı önemseyip önceleyici çalışmalarla halkımızın ve öğrencilerimizin yeniden doğru yönde motivasyonunu sağlamayı başaramazsak çok şeyler kaybedeceğimiz açıktır.

Maalesef bu tür çalışmalar Milli Görüş’ün dışındaki çevrelerin gündeminde bile yok.

***
GAZ OLMAYINCA

İslam dünyasını yıkarken, kasırga, tipi;
Boşaltılmış gazlar, sinirler, kanlar, ilikler!
Ortaya çıktı istedikleri Müslüman tipi;
Zalime selam durur, zulme yaka ilikler!

- Milli Gazete, Ekrem Şama tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5663889/ekrem-sama/alinan-gazlar-verilen-sozler