Dünya düzeni ya düzelecek ya da batacak ve...-3

Reşat Nuri Erol
Reşat Nuri Erol

Geçen gün, Din İşleri Yüksek Kurulu’nun yeni üyelerinin belirlenmesi dolayısıyla düzenlenen toplantıda Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş bir konuşma yaptı. Erbaş konuşmasında kurulun misyonunu anlatırken ‘sorunlar ve sistemler’ ile ilgili geniş bir çerçeve çizdi ve “işiniz sadece fetva vermek değil” dedi. “İslam toplumlarında dinî açıdan kaos, kriz ve karmaşa” yaşandığına işaret etti ve “Müslüman toplumlar acilen doğru dini bilgiyi üreten, koruyan ve güvence altına alan sistemler kurmak zorundadır” dedi.

Bu BİR!

Dün (08.10.2020), “Macron’un kötülüğü ve bizim sorunlarımız” başlıklı yazısının sonunda, Ahmet Taşgetiren şu uyarıları yapmış; okuyalım: “Bir durum tespiti yapmak söz konusu olursa şu söylenebilir: Bir yanda İslam-Müslüman ilişkisinde sorunlar var, bir yanda Müslüman-Müslüman ilişkisinde sorunlar var, bir yanda Müslüman-Ötekiler arasında sorunlar var ve bir yanda da İslam’ın çağdaş sorunları nasıl çözdüğüne ilişkin arayışlar var. Müslümanlar olarak bütün bunların sorun olarak masaya yatırılması ve çözümler üretilmesi gerekiyor. Çünkü her bir alandaki sorunlar, bedeli İslam’a ödetiyor.”

Bu İKİ!

Taşgetiren ile aynı gazetede yazan ve bir katılım bankasının genel müdür yardımcısı da olan Mehmet Ali Verçin’in son dört yazısı dikkat çekiciydi; hele dünkü (08.10.2020) son yazısının SONUÇ bölümü daha da DİKKAT çekiciydi! Sırasıyla yazı başlıkları şöyle: “Hani faiz sebep enflasyon neticeydi?” (29.09.2020); “Yüksek enflasyon kader değildir fakat…” (01.10.2020) “Döviz arzı kısılınca…” (06.10.2020). Son yazısının önce başlığına bakalım; “Son Analiz: Türkiye’de enflasyon ve faizleri düşürmek neredeyse imkânsız.” Sonra da “sonuç” bölümünü dikkatlice okuyalım: “SONUÇ / Tartışmaya ‘faiz mi sebep enflasyon mu…’ tartışmasıyla başlamış ve ‘eğer, enflasyon %2’ye düşürülürse faiz oranlarının düşebileceğini ve önemsizleşebileceğini’ ima etmiş ve analize öyle başlamıştım; bu dördüncü köşe yazısı. / Bu yazıları yazmadan önce, enflasyonun düşürülmesiyle ilgili umutlarım vardı. ‘Bu hükümet yapamazsa, bir başkası gelip gereğini yapabilir’ inancını taşıyordum. / Buraya sonucunu yazdığım ve yazmadığım fakat üzerine düşündüğüm (mesela 2002-2007 döneminde arz yönlü dezenflasyona rağmen enflasyonun artış sebepleri) bütün analizlerimin sonunda enflasyonu indirmek için ‘bir çözüm reçetesi’ ve başka parlak fikirler önermeyi umuyordum. / Artık böyle bir umudum yok. Mevcut veri setine göre Türkiye’de enflasyon kalıcı olarak düşürülemez. Bu hükümet hiç düşüremez. / Sonuçta, faiz oranları da indirilemez. İndirilemeyecektir. Biz, yüksek enflasyon ve yüksek faizler ayrılmaz üçlüyüz; maalesef; son analizim bu, velev ki ben yöneteyim, sonuç değişmez.”

Bu da ÜÇ!

Bu durumda ne yapalım?

Bence, birinci yazımızın SONUÇ bölümünü tekrar okuyalım ve hep hatırlattığımız üzere, hayatımızın her alanını kapsayan ve artık SOSYAL TUFAN seviyesine varmak üzere olan DİNÎ-İLMÎ-İKTİSADÎ-İDARÎ/SİYASÎ SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜMÜ için yapılması gerekenleri hiç vakit kaybetmeden yapmaya başlayalım…

“SONUÇ / Evet, sonuç olarak ADİL DÜZEN ve ADİL EKONOMİK DÜZEN gelmeden ekonomi düzelmez. Gerçek üretime dayalı ekonomi sadece ve sadece Adil Düzen ile Adil Ekonomik Düzen’de vardır. Adil Dünya Düzeni de ancak bunlar sayesinde gerçekleşebilir ve bütün dünya kurtulur; bütün beşeriyet bu kurtuluşu bekliyor…

Karşılıksız para basmaya dayalı ve bunun sonucu olarak faize dayalı olmak zorunda olan mevcut ekonomik düzen nereye kadar götürecek sizi?

Düşük faizli konut kredileri ile mi ekonomiyi şahlandıracaksınız?!

Çözüm gayet açıkken, bu kadar olumsuz ve sonuçsuz çaba niye?!”

- Milli Gazete, Reşat Nuri Erol tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5586679/resat-nuri-erol/dunya-duzeni-ya-duzelecek-ya-da-batacak-ve-3