Kemal Tahir’i dinlerken…

Remzi Çayır
Remzi Çayır

Kimi musibetler vardır ki, hayır doğurduğunu sonradan öğrenirsiniz. O an can sıkıcı, bunaltıcı, sizi tahammülsüzlüğe sevk eden vakalar bir zaman sonra, hayırlı neticeler doğurur da, siz geç fark ederseniz… O iyilikler, yeni güzelliklere kapı aralar umut, huzur çoğalır.

Sürüp giden tantanalı hayatın az dışına çıkartır sizi… Dışarıdan kendinize bakma fırsatı yakalarsınız. Yakalarken, devridaim ömrün o kadar da ölüm kalım savaşı olmadığını anlarsınız…
Her şeyi kendi tabii mecrasında görmek, değerlendirmek, sizi normale götürür.

Dedim ya, altı yedi aydır kitapların içinde bulunmanın hazzını yaşıyorum. Kitaplar, arkasını bilemediğimiz dünyalar gibi... Haneler, kalpler gibi... Açarsınız kapağını, yeni bir dünyanın kapısını açmak gibi… Önünüze, hiç de hayal etmediğiniz, aklınıza getirmediğiniz eşikler, yüzler, hayatlar, umutsuzluklar, acılar, sancılar sizi karşılar. Ama heybenize mutlaka, hayattan bir şeyler düşer… Öğrenmeye, bilmeye devam edersiniz.

Kemal Tahir’i okurken, dinlerken, Osmanlıyla ilgili tespitleri, Cumhuriyet’le ilgili sözleri, düşünceleri ilginç… Hele, Osmanlı’ya savaş açmış cumhuriyetçileri pek anlamaz o. Neticede, 4 milyon kilometre karelik bir alana hükmeden koca Osmanlı…

Sendeliyor… İçerden, dışarıdan, balyozlarla vuruluyor… Kemal Tahir, Yunanlıların denize dökülmesini sıradan bir savaş olarak görüyor. Ama zaferden sonra, 780 bin kilometre kareye büzüşüyoruz… Toprak kaybederek zafer kazanıyoruz.

İlginç değil mi? Elbet mandacıların, esareti peşinen kabul edenlerin varlığına bakılırsa; yorgun, bitik Anadolu çocuklarının başlattığı İstiklal Harbi’ni kimsenin küçümsemeye hakkı yoktur… Yoktur da, sonuçta toprak kaybedişimiz de bir gerçek.

Sonra her dönem iktidarlar, zararlı, faydalı cetveli oluşturmaktan geri durmamışlar… Kimlerin faydalı, kimlerin zararlı olduğuna dönemlerin iktidarları karar vermişler… Hatta fikir ve düşünce zemininde, tehlikeli, az tehlikeli, çok tehlikeli kategorisini iktidarlar belirlemiş. Hainlik, sıradan bir damgaya dönüşmüş çoğunlukla.

Olağanüstü dönemlerde, dönüşümün yaşandığı dönemeçlerde, ortak akıldan ziyade, hâkim güç yolu yöntemi belirlemiş hep… Osmanlı’yı kuran irade, ocak, kara Osman’ın kültür coğrafyası, renkliliğe, çokluğa işaret ediyor. Tekçilik yok orada… Ne oluyorsa sonradan oluyor… Kara Osman’la saf tutan, onun askerleri olan nice Rum, Ermeni var. Müslüman Türk’ün içinde kendilerini hiç yabancı saymayan bu topluluklar sonradan başkalaşım göstermişler. Nedenleri çokça düşünülmelidir.

Serbest Fırka deneyimi tam bir fiyasko… Hâlâ da demokrasiye dönüş maceraları devam ediyor... Oturmadık olmamız gereken yere bir türlü, oturmayınca da, at sırtından inemedik. At binince az düşünür olduk.

Bize ne ettiyse, az düşünmek ya da düşünmemek etmiştir. Dahası, düşünme melekelerimizi başkalarına emanet verişimiz bizi düşürmüştür çukurlara…

Kemal Tahir yahut nice hayata farklı bakan insanları ara ara da olsa dinlemek, yürüdüğümüz yola, yaşadığımız ortama, şehre, sokağa, caddeye, insana daha bir başka açıdan bakmamızı sağlayacaktır.
Hayatın eksantrik pencerelerine oturmayı becerebilen ve düşmeden dışarıya bakabilen kazanacaktır. O kazanç sizi Allah’ın mutlak adaletine götürecektir.

- Milli Gazete, Remzi Çayır tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5495542/remzi-cayir/kemal-tahiri-dinlerken