Toprak, tarım ve pek çok şey nasıl öldürülür?-1

Reşat Nuri Erol
Reşat Nuri Erol

Onlarca yıldır Japonya’dan Meksika’ya (ve Türkiye de dâhil dünyanın dört bir tarafına) endüstriyel sistemin ya da dünyayı ve bütün insanlığı sömüren tekel Sermaye’nin tüm çiftçilere önerdiği tek şey; KİMYASAL GÜBRE KULLANMAK!

Ne de olsa gübre zehir değil ya.

Onun için çiftçiler kendilerince etik değerlerine uyarlar, içleri rahattır.

Gidip bir çuval gübre alınır.

Bunun adı tüm dünyada NPK gübresidir.

Genellikle 3 adet ana element, bazen de birkaç iz element içerir.

Ana elementler N (azot), P (Fosfor), K (Potasyum).

AZOT uçucu bir gazdır, yerinde durmaz, havaya karışır. Ama aldığımız gözenekli naylon çuvalın içinde nasıl gaz olabilir?

POTASYUM suya temas edince yanıcıdır!

FOSFOR havayla temas edince yanıcıdır!

Ama çuvalın içinde hep birlikte öylece dururlar.

Çünkü AZOT, FOSFOR VE POTASYUM kararlı olarak bekleyebilsinler diye, TUZ KRİSTALLERİ ile karıştırılmış olarak üretilirler.

Tuz kristalleri olarak genellikle tuz bileşikleri kullanılır, örneğin Cadmium tuzu.

TUZ KRİSTALLERİNE bindirilen N, P, K bir arada dengeli ve katı halde tutulur.

Bu kristaller suda çözülebilir yapıdadır, bu sebeple, toprağa atılan gübre sulanıncaya kadar toprakta kuru halde durur, bir etkinlik göstermez.

TUZ bileşikleri, sulama veya yağmur ile suda çözünür ve toprak altına inip köklere ulaşır. Fakat bitkinin kılcal kökleri tarafından alınamaz, çünkü köklerin alabileceği mineral yapısında değildir. Bu sebeple kazık kökler tarafından alınır.

Kazık kökler yapıları gereğince hidrolik pompa gibi çalışırlar.

Kökler, “suyun içinde çok tuz var” demez, gelen suyu emer de emer!

Böylece biz, “gübreli ve bol tuzlu suyu içmesi için” bitkiyi zorlamış oluruz!

Ama neyse ki zehir değil diye çiftinin içi rahattır.

Çünkü sadece gübre verdik; sadece gübre!

İşte burada dananın kuyruğu kopar!

Bitki, köklerinden emdiği tuzlu suyu dengelemek için daha fazla su emer.

Biz nasıl tuzlu yediğimiz zaman susarız, aynen öyle.

Bol su alması, görünüşte bitkiyi hızlı bir büyümeye teşvik eder, çiftçi de sevinir.

Yapraklar canlanır, parlar, irileşir. Bitki, gübre sayesinde aşırı şişer…

Bu aşamada kök işlevleri yavaşlar, daha fazla su çekmemek için.

Topraktaki iz elementleri (eğer varsa) alamaz.

Aşırı şişen ve sudan dolayı canlı görünen aynı cins bitkiler, etraftaki tüm böceklerin ilgisini çeker ki, bu da monokültürün diğer bir olumsuz sonucudur.

Ördeklerin sulu yer araması ve suyu bulunca oraya koşmaları gibi, birçok böcek, er veya geç, bitkilerdeki suyu fark eder ve su kaynağından faydalanmak için bitkiye hücum eder. Böceklerin niyeti bitkiye zarar vermek değildir. Onlar bitkideki suya ulaşmak isterler. Bir de bakarsınız ki, bitkileriniz böcekler tarafından istila edilmiştir.

O kadar yatırım ve harcama yapıldı…

Bitkiler böceklere teslim edilecek değil ya, etikten birazcık uzaklaşmak o kadar da ayıp değil diye, böcek ilacı püskürtülür!

İlaç sadece bitki üzerindeki böcekleri öldürmez, yerçekimi ile toprağa işler.

Karıncalar, solucanlar ve diğerleri de ölmeye başlar.

Sonra sırayla toprak yapısını düzenleyen ve aralarında simbiyotik ilişkiler olan mikroorganizmalar yok olur.

(Bitmedi; maalesef musibetin DEVAMI VAR…)

- Milli Gazete, Reşat Nuri Erol tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5156478/resat-nuri-erol/toprak-tarim-ve-pek-cok-sey-nasil-oldurulur-1