Neden birbirimize inanmaz olduk?

Remzi Çayır
Remzi Çayır

Cumhurbaşkanı açıklama yapıyor. Türkiye’ye müjdemiz var. Şaşıracaksınız. Hazine Bakanı, arkasından, Türkiye’nin ekseni değişecek diyor. Yani, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Türkiye eski Türkiye olmaktan çıkacak… Nasıl? Yeraltı zenginliğine ulaştı. Yerin altından, geleceğini garantiye alacak, enerjiyi buldu.

   Sevinmek gerekmez mi? Şükür duası etmek lazım gelmez mi? Ne güzel, bize ait karasularda, sismik gemimiz, araştırmış, bulmuş. Doğalgaz rezervine ulaşılmış. Ne güzel.

  Gelin görün ki, toplumda, heyecan yok. Millet, temkinli yaklaşıyor. Ne cumhurbaşkanın heyecanı var yüzlerinde, ne hazine bakanının mutluluğu. Sadece bakıyor millet, olacaklara.

  Sonuçta, iki gün geçtikten sonra, yirmi yıl bize yetecek doğalgaz ocağına rastlandığı beyan ediliyor.

  Basının bir kısmı heyecanlanır gibi yaptı, bir kısmı, soğuk baktı. Halk, yine coşmadı, sevincini de, yeisine de dışarı vurmadı.

  Piyasalar ilk anda olumlu tepki verdi. Döviz bir miktar düştü. lakin, sonrasında hiçbir şey olmamış gibi, yine bildiğini okudu.

  Soru şu? Neden, hükümetin açıklamasına halkımız gerektiği gibi ilgi göstermedi? Naralar neden atılmadı? Sonuçta, rüya olan bir hadise vuku bulmamış mıydı? Yerin altında bize ait petrol, doğalgaz, madenler yatıyordu. Yetkililer, az da olsa bulduk, enerji bulduk demişlerse, yüzler gülmeli değil miydi?

  Yine toplum ikiye bölündü. İnananlar ve söylenenlere itibar etmeyenler. İktidara gözü kapalı bağlanmış olanlar, iktidarın her sözünü yalan kabul edenler… Toplum ne yazık ki ikiye bölündü.

  Bu bölünmüşlüğün mimarı kim? Neden, insanlarımızın bir kısmı nefretle dolu iken, diğerleri sorgulamadan, düşünmeden ram olabiliyorlar?

 Ektiğimiz ne varsa, yarın bir gün karşımıza çıkacağını unutuyor insanlar. Empati yok, fikir yok, zikir yok. Varsa da yoksa da sandalye, masa… İstikbali kurtarma telaşı.

  Türkiye’nin mutlaka eksen değişikliğine ihtiyacı var. Bu eksen, yani bastığımız zemin, doğruluk olmalı, dürüstlük olmalı, adalet olmalı.

  Eksen, yüce Yaradan’ın rızası, milletin takdiri olmalı.

  Yeni eksen, bireylerin düşündüklerini rahatlıkla, küfre ve hakarete varmadan açıkladıkları bir ortam, zemin olmalı. Farklılığı içselleştiren anlayışlar geliştirilmeli. Farklı düşünenin, bizim gibi kanaat bildirmeyenleri hain ilan etmek… İnsanları hain, kahraman diye ikiye ayırmak, istikbali karartmaktır.

  Akıl sahipleri hiç düşünmezler mi ki, yanlışın tekrarından yanlış çıkar. Ders alınmalı olup bitenden. Halka suçlamak, muhalefeti yerin dibine batırmak kolaycılıktır. İnsan önce kendine bakmalı değil mi?

  İktidara söyleyeceğim şudur ki, birileri kısa yoldan suçlamak… Bize inanmayan hainler demek, ucuz yoldur. Ben ne yaptım da insanlar bu şekilde davranıyorlar diye sormak, daha doğru olacaktır.

  Bilgi, müminin yitik malıdır.

  Ülkeyi yönetecek sınıf mutlaka, görev süreleri iki dönemle sınırlanmalıdır. Sonsuz, görev ve makam bağlılığı, fıtratı, fıtratın genetiğini zorlamaktadır.

  Söyleyeceğim son söz şudur. Başkasını suçlayanlar, kabahatlerini ve yanlışlarını gizleyenlerdir. Yanlışı, önce kendinde arayanlar, hakikate ulaşırlar.

 

- Milli Gazete, Remzi Çayır tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5146833/remzi-cayir/neden-birbirimize-inanmaz-olduk