Konumuz “millî”lik (2)

Burhan Bozgeyik
Burhan Bozgeyik

“Millet” Ne Demek?

“Millî”lik bahsine “Bismillah” diyerek başladık. “Millî” demek, “millete ait” demek. Peki millet ne demek? Bu tâbirin ne mânaya geldiğini, ilmî eserlerdeki îzahlarını vererek açıklamaya çalıştık. Geçen yazımızda “Münazarat ve Şerhi” isimli eserden iktibaslar yaptık. Bu yazımızda da Yusuf Kerimoğlu’nun “Kelimeler Kavramlar” isimli eserinden iktibaslar yapacağız. Bu eserde “MİLLET” kelimesi şu şekilde îzah edilmekte:

“Günümüzde yanlış kullanılan kavramların başında millet kavramı gelir. Batılı sosyoloji uzmanlarının ‘dil, ırk, ortak kültür ve ortak tarih’ özelliklerine sahip insan topluluğunu nation kelimesiyle ifade ettiği bilinmektedir. İngilizce olan bu kelime; dilimize millet olarak tercüme edilmiştir. Bunun tabii sonucu olarak bazı çevreler; ‘Doktriner milliyetçilik’ adını verdikleri, siyasî bir akımı başlatmışlardır. Genel olarak ‘Türk Milliyetçiliği’ diye ifade edilen bu siyasî hareketin mahiyeti malûmdur.

“Arapça olan millet kelimesi; din, şeriat, tarikat ve sünnet gibi manaları ifade eder. İmam Kurtubî; ‘Millet ve şeriat aynı mânâdadır. Allahu Teâlâ’nın (cc) kullarını yapmaya davet ettiği şeylerin tamamına verilen isimdir.’ şeklinde tarif etmiştir. Tabii bu tarif; doğrudan doğruya, hak olan şeriatın mahiyetini beyan ediyor. Millet kelimesi; müfred (tekil)dir, çoğulu milel gelir. Din tarihi hususunda tartışılmaz otorite olan Şehristani’nin meşhur eseri el-Milel ve’n-Nihal’dir. Bilindiği gibi Nihâl kelimesi nıhlenin çoğuludur, nıhle ise; ‘kupkuru zan ve vehim’ manâsına gelir. Dolayısıyla el-milel, vahye dayanan dinlerin (milletlerin) tarihi, en-nihâl ise vahye dayanmayan sistemlerin mahiyetidir. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından (dolayısıyla resmî olarak) yayınlanan Sahih-i Buhârî muhtasarında; ‘Millet din manasındadır. Millet-i İslâmiye, millet-i Yahudiye, millet-i Nasraniye gibi!..’ denilmektedir.

“(…) Resûl-i Ekrem’in (sav) sünnetinde de; millet kelimesi, din karşılığında kullanılmıştır. Aynı şekilde, ‘İki millet ehli birbirine mirasçı olamaz’ hadis-i şerifi, bunun en güzel misalidir. Nitekim fukaha, mirasa engel olan halleri zikrederken; ‘Müslüman’ın kâfire, kâfirin de Müslüman’a mirasçı olamayacağını’ sünnete dayanarak izah etmiştir. Hanefi fukahası: ‘Küfür tek bir millettir’ hükmünde müttefiktir. Dolayısıyla zimmet ehlinden olan; bir Yahudi ile (onun karısı ve çocuğu olan) Hıristiyan birine mirasçı olurlar. Çünkü ikisi aynı milletten (millet-i vahide) sayılır. İki ayrı milletten (dinden) olan kimselerin de, birbirlerinin üzerine yapacağı şahitlik, kabul edilmez. Yani, Müslümanların kâfirlerle, kâfirlerin de Müslümanlarla ilgili şâhitlikleri geçersizdir. Zira aralarında; millet (din) ayrılığından kaynaklanan bir mücadele söz konusudur.

“Sanıyorum millet kelimesinin; günümüzde ne kadar yanlış kullanıldığı ve bu kavram anarşisi yüzünden ne kadar insanın telef edildiği sabit olmuştur... Bu noktaya nasıl gelindi? Şimdi meşhur müfessir Elmalılı Hamdi Yazır’ı dinleyelim: ‘Hukukî şahsiyetini tamamlamış ve faaliyete geçmiş bulunan millet, İslâm şeriatı lisanında ümmet mefhumuna tekabül eder, Emrullah Efendi merhum ümmet kelimesinin ümmî kelimesiyle ilgili olduğunu zannederek nation tâbirini, millet diye ifade etmeyi tercih etmiştir. O zamandan beri ümmet mefhumu zayi edilmiş ve istihfaflı bir telakkiye maruz kalmıştır. O (Istılâhat Encümeninde) sonradan buluştuğumuz zaman; bu kelimenin ümm veya ümmi tabiriyle değil, imam tabiriyle alâkalı bulunduğunu izah etmiş ve kabul ettirmiştim. Maatteessüf hatayı tashihe fırsat elvermeden Emrullah Efendi vefat etmişti.’ Görüldüğü gibi millet; ortak bir itikada sahip olmakla birlikte, bir imam etrafında toplanmayan ferdlerin durumunu beyan eder… Her Müslüman, İslâm milletinin bir ferdidir. Eğer bir imama bey’at ederlerse, ümmet olarak anılırlar. Dünya üzerinde yüzlerce kavim vardır. Bu kavimlerin fertleri içerisinde ‘İslâm milletine’ tâbi olanlar bulunduğu gibi, ‘küfür milletinden’ olanlara da rastlanabilir. Dolayısıyla yeryüzünde iki millet vardır. Birisi ‘İslâm milleti’, diğeri de ‘küfür milleti’dir. Resûl-i Ekrem (sav), Hz. Ebû Ducâne’yi mezara koyarken ‘Bismillâh!.. ‘Alâ milleti Resûlillah’ demiştir. Hangi kavimden olursa olsun; her mü’min mezara konurken aynı sözler tekrar edilir. Bu mahiyet iyi tefekkür edilmelidir.” (Kelimeler Kavramlar, s. 295-298)

- Milli Gazete, Burhan Bozgeyik tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5109740/burhan-bozgeyik/konumuz-millilik-2