Bayramdan geriye kalanlar

Fatma Tuncer
Fatma Tuncer

Yaklaşmak, yakınlaşmak ve takdim etmek manasına gelen “kurban” Müslümanların yerine getirmekle yükümlü oldukları bir ibadettir. Dünyevi hırsların yoksullaştırdığı insan Allah’la kurduğu rabıtayı zayıflatarak duyarsızlaşır ve ne olduğunu, nerede durması gerektiğini unutur, kibre kapılır. İşte Allah insanın bu değerleri yeniden kuşanarak güçlenmesi için bazı sorumluluklar yükler ki, bu sorumluluklar aynı zamanda namaz, oruç, zekât, hac, kurban gibi asli görevlerimizdir ve İslam’ın şartlarındandır.

İnsanlarımızın kurbana iki farklı pencereden baktıklarını görmekteyiz. Kurbanı bir ziyafet merasimi olarak anlamlandıranlar, ibadeti eğlenceye çevirip ihtiva ettiği manadan uzaklaşıyorlar. Bu kişiler kurbanın manevi kazanımlarından istifade edemiyor ve dikkatlerini elde ettikleri ete ve verilecek ziyafetlere çevirerek fıtratlarıyla çelişiyorlar. Onlar için bayramla bayram öncesi ya da sonrası arasında elde edilen et dışında bir fark yok. İkinci kategoride yer alanlar ise kurbanın bir et merasimi değil, ibadet olduğunun bilinciyle hareket edip dua ve şükürle bu özel günün bereketinden faydalanmaya çalışırlar. Bu insanlar kurbanın bir teslimiyet, bağlılık, itaat, sabır, fedakârlık, yardımlaşma ve merhamet gibi değerlerin yeşermesine vesile olan bir değer olduğunun farkındadırlar ve ihtiyaç sahiplerine kucak açarak yüreklerindeki sevgiyi onlarla paylaşırlar. Bu kişiler ceplerini ve yüreklerini açarak uçsuz bucaksız bir sevgi denizine açılmış ve burada kendilerine yer bulmuşlardır. Onlar kurbanın bir hayvanı boğazlamak olmadığının, aksine Allah için almak ve Allah için vermek olduğunun farkına varmış ve sevdikleri her şeyi Allah için kurban etmişlerdir.

 İslam kültüründe kurban, kalpleri birleştiren bir ibadet olarak görülür ve bayramın ruhu ile buluşan akrabalar bir araya gelir ve hasbıhalleşirler. Bayramın bereketi ile yumuşayan kalpler birbirine yakınlaşır ve küsler birbirlerine kucak açarlar. Sevgiye akan bir nehir gibidir bayram, gönlünü açan herkes için hayat olur, şefkat olur, sevgi olur...

Kurban, merhametin insanlık âlemini kuşattığı anın adıdır. Aynı anda onlarca kurban Allah’ın katına ulaşır ve yeryüzü rahmetle dolup taşar. Yoksulla zengin arasındaki mesafeler kaybolur ve insanlar sevgide buluşurlar. Zayıfların şefkatle buluştuğu günün adıdır kurban ve o gün gönülden gönüle köprüler oluşur. Yaşlıların elleri öpülür, gönülleri alınır ve dualarına tanıklık edilir. Çocuklar için hediyeler hazırlanır ve çocukların gözlerindeki neşe katılaşmış kalpleri yumuşatarak neşeye dönüşür. Yoksul ve yoksun bırakılmış kişiler için yardım paketleri hazırlanır ve bu hediyeler sahiplerine takdim edilir. Yılın neredeyse her gününü alarak geçiren ve almaya kurgulanmış bir hayat süren fertler vermenin manevi tadına varır ve kurbanın bereketini bütün hücrelerinde hissederler. İnsanlar vicdan damarlarını tıkayan, kin, nefret, bencillik, cimrileşme gibi marazi hastalıkları kurban edip merhamet diyarına ulaşırlar. Zira kurban, Hz. İbrahim’in nezdinde Müslümanlara inanmanın aynı zamanda teslimiyet, sadakat ve dua olduğunu öğreten ve çoraklaşmış kalpleri şefkatle buluşturan bir ibadettir.

Ağır saldırı ve şiddetin hedefinde olan İslam toplumları bayramların getirdiği manevi iklimi solurken hüzünle neşeyi aynı anda yaşarlar. Bir asırdır Filistin’de çocuklar, gençler, erkekler, kadınlar yaşlılar katlediliyor, zindanlara atılıyor, sürgün ediliyor, tehdit ediliyor ve işkenceye maruz kalıyorlar. Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, Myanmar’da, Doğu Türkistan’da Müslümanlar şiddete maruz kalıyor ve öz vatanlarında parya durumuna düşüyorlar. Müslüman çocuklar uçurtmalarını özgürce uçuramıyor, oyunların engin dünyasına koşamıyor, çocuk yaşta ağır bir yükü taşımak zorunda kalıyorlar. Savaşlar anaları dul, çocukları yetim bırakıyor. Epey zamandır tadı yok bayramların. Ama üzerimize atılan her mermi, yüreklerimize çarpan her söz, her eylem bizi daha da güçlendiriyor ve zafere ulaşacağımız günü büyük bir heyecanla bekliyoruz. Ufuklarda gün ağarıyor, yıldızlar doğuyor gök kubbenin bağrında ve zindanlara kapatılan o çocukların yüreklerinde papatyalar açıyor. Ve ne zaman ki ufukta beliren güneş üzerimize doğacak, işte bizler gerçek bayramı o zaman yaşayacak ve kutlayacağız…

- Milli Gazete, Fatma Tuncer tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5109738/fatma-tuncer/bayramdan-geriye-kalanlar