Yıkılan duvarlar

Fatma Tuncer
Fatma Tuncer

Bir çocukla karşılaştığında kalbinde şefkat hissi uyanmayana insan denmez. Zira çocuk hem bedenen zayıftır hem de fıtratında taşıdığı özden hiçbir şey kaybetmemiş ve dünyevi kirlere bulaşmamış bir masumdur. Kötülüğün hangi rengi taşıdığını, kötünün kim olduğunu bilmez çocuk. Habis ruhlu insanların desiselerini anlayamaz ve onların tuzaklarına karşı kendini nasıl koruyabileceğini bilemez. O yüzden bir çocukla karşılaştığımızda onu kanatlarımızın altına alır ve gelebilecek tehlikelerden korumaya çalışırız. Fakat ne acıdır ki, kötüler çoğaldıkça çocukları koruyamaz hale geldik ve birçok çocuk kurulan hain tuzaklara takılarak hayata veda etti. Aile içi hesaplaşmaların, para ve kişisel ihtirasların, cinsel istismarın, öç alma dürtülerinin kurbanı oldu çocuklar ve acımasızca katledildiler... Daha geçtiğimiz günlerde bir yavrumuzun ölüm haberiyle sarsıldık. İkranur sebebini hiç bilmediği bir nedenden dolayı bir caninin elinde can verdi.

Hatırlayacağınız üzere İkranur bir süredir kayıptı ve hepimiz ondan gelecek iyi haberi bekliyorduk. Fakat olmadı, küçük kızın cansız bedeni bir dere yatağında bulundu. İkranur acaba bir intikam aracı olarak mı seçilmişti? Pedofili hastası bir caninin kurbanı mı olmuştu ya da? Kim ne istemiş olabilirdi bir çocuktan? İddialara göre İkra sığır otlatmakta olan amcasının yanına gitmek için arkadaşlarından ayrılmıştı bir daha da kendisinden haber alınamamıştı.

Güçlü akrabalık bağları olan kırsal alanda çocuklarımızın güvende olduğunu düşünürsünüz değil mi? Fakat yaşanan olaylar çocukların güvenliği konusunda artık köy-kent ayrımının kalmadığını gösteriyor. O nedenle şehirli insan çocuklarını koruyabilmek için hangi önlemleri alıyorsa kırsal alanda yaşayanlar da aynı önlemleri almak zorundalar. Zira erdem ve faziletlerin geçerliliğini kaybettiği bir çağda yaşıyoruz. Sadece çocuklarımız değil güçsüz ve zayıflarımız da tehlike altında, dolayısıyla çocuklar için aldığımız önlemleri onlar için de almalıyız.

İkranur’un yasını tutarken aile hesaplaşmalarının kurbanı olan Leyla’nın masumiyeti canlandı zihnimde. Hatırlarsınız, Ağrı’da dedesiyle bayramlaşmak için ailesiyle birlikte köye giden 4 yaşındaki Leyla kaybolmuş, 18 günlük bir aramanın ardından cenazesine ulaşılmıştı. İddialara göre Leyla kaçırıldıktan sonra uzun süre aç bırakılmış ve bu sebepten dolayı hayatını kaybetmişti.

Ankara’nın Polatlı ilçesinde kaybolan Eylül’ün dramatik hikayesi yüreklerimize kazınmıştı hatırlarsınız. Eylül, karadan ve havadan sürdürülen çalışmaların ardından bir elektrik direğinin altında gömülü olarak bulunmuştu. Eylül, cinsel istismara maruz kalmış ve öldürülmüştü. Küçük kızın vücudunda kesici alet izleri mevcuttu ve yapılan otopsi sonucunda boğularak öldürüldüğü ortaya çıkmıştı. Alaşehir’de evlerinin önünde oynarken hurdacı bir sapık tarafından kaçırılıp cinsel istismara maruz kalan ve katledilen Irmak Kupal’ın çığlıkları ise hala kulaklarımızda yankılanıyor. O günlerde Irmak’ı katleden sapık, bir televizyon programında suçunu itiraf etmiş ve kirli emellerini nasıl planladığını açıklamıştı. Irmak’ın vefatından sonra baba Bilal Kupal eşini ve oynaşındaki kızını öldürmüş ve aile tamamen dağılmıştı.

2014 tarihinde evinin önünde oynarken kaçırılan ve katledilen Gizem Akdeniz’in masum yüzü hayallerimden hiç gitmedi. Gizem, aile bireylerinin kirli ilişkilerine kurban edilmiş bir çocuktu ve bir katilin elinde can verdi. Son birkaç yılda çok sayıda çocuk kaçırıldı, bunların büyük çoğunluğu cinsel istismara maruz kaldı ve katledildiler. Fakat ne çocukların güvenliğini sağlayacak önlemler alındı ne de canilere hak ettikleri cezalar verildi. Çocuklar adeta bir tehlike çemberinin içinde yer alıyor ve avucumuzun içinden kayıp gidiyorlar. Onları koruyamıyoruz, onlara karşı sorumluluğumuzu yerine getiremiyoruz…

Terapistler anne babanın kaygılarını iyileştirmeye ve onları çocukları ile daha verimli vakit geçirmeye teşvik ederler. Ancak kabul etmeliyiz ki şiddetin kol gezdiği kirli bir dünyada yaşıyoruz ve çocuklarımızın güvenliği ile ilgili kaygılanmakta haksız sayılmayız.

Pedofili hastalarının, anti sosyal kişiliklerin ve ağır ruh hastalarının mantar gibi türediği bir çağda çocuklarımız adına kaygılanıyor ve onları koruyabilmek için kanatlarımızı sonuna kadar açıyoruz. Kaygı itidal sınırlarını aştığında bir sorun olarak karşımıza çıkar ancak çocuklarımızı bekleyen tehlikeleri dikkate alarak normal seviyedeki kaygılarımızın haklı gerekçelere dayandığını kabul etmek zorundayız.

Anne babalar tehlike işaret eden küçük ayrıntıları dahi dikkate almalı ve çocukların eli, ayağı, gözü kulağı olmalıdırlar. Çocuk katillerinin sapık ve canilerin tıbben ve ahlaken rehabilite edilmeleri gerekir. Ancak bütün bunlara rağmen kalplerinde hastalık taşıyanlar mutlaka olacaktır. Bunlar için ise cezalar caydırıcı hale getirilmeli, caniler birkaç yıl yatıp sokaklarımızda tehlike saçmaya devam etmemelidirler.

- Milli Gazete, Fatma Tuncer tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/5009355/fatma-tuncer/yikilan-duvarlar