Medeniyet dediğin

Fatih Yılmaz
Fatih Yılmaz

Batı dünyası, bilim, sanayi ve teknolojinin üzerine bina edilmiş kokmuş, çürümüş sahte bir medeniyet olarak tanımlanabilir. Üzerinde yaşadığımız mübarek topraklarda uzun yıllardır alıkların hayranlıkla izlediği, sahnesi, senaryosu rezalet fakat iyi oyuncuların idare ettiği çakma bir tiyatro. Sanayi devriminin ardından bilim putu aracı kılınarak inşa edilmiş bir dinin üzerinde hüküm sürdüğü kitleler yığını. Sosyal devlet paketi içerisinde, en azından geçinecek kadar maaşın tahsis edildiği, kadının mal olarak kullanıldığı, hazza dair ne varsa pazarlanan, ailenin yok olmanın eşiğinde olduğu bir dünya. Nedendir bilinmez Doğu bloğu tarafından hayranlıkla izlenmeye devam ediyor.

Titanik’in kibirli yolculuğundan, ölüme hala çare bulamayan bilimden, bir sivrisineğin kanadını dahi yapamayan teknolojiden ders almayan kitlelerin korona imtihanından ders alacaklarını bekliyor değilim. Güneş, ay, yıldızlar, sonsuz kâinat, yoktan var oluş asırlar boyu insanlığın büyük bir çoğunluğuna gereken dersi verememişken bugünlerde beklentiyi çok da yükseltmemek lazım. Merhum Mehmet Akif Batı medeniyetini “tek dişi kalmış canavar” olarak tanımlarken belki de Batı medeniyetinin ölümün eşiğinde olduğunu belirtmek istemişti. Ne var ki medeniyetlerin yoğun bakım süreçleri insanlara nazaran biraz daha uzun sürmektedir ve insan çok acelecidir. Bizim inancımızda insanın yürüyeceği yol tarif edilirken Batılı filozoflar düşüncenin kör düğümünde kitlenmiş ve asırlar boyu birbirlerini tenkit, inkâr ve tekrar yoluna gitmişlerdir. Cenab-ı Allah insanı nasıl yarattığını anlatmış ama filozoflar kısır bir döngü içerisinde asırlar boyu bu konuyu tartışmaya devam edegelmiştir. Son birkaç asırdır bizim hezeyanımız maalesef Batı dünyasının bilim ve teknolojide ileride oluşundan ibarettir. Fakat bu durum İslâm’ın eksikliği ya da kusurundan değil sadece Müslümanların tembelliğinden kaynaklanmaktadır. Şimdi meseleye bir de başka açıdan bakalım.

Her ne şart altında olursa olsun Müslümanlar Batı karşısında aşağılık kompleksine kapılmaya mahkûm değildir. Bugün evlerinde ölüme terk edilmiş yaşlıların bulunduğu topraklar Batı dünyasına aitken, insanların birbirine yardım etmek için canını dişine taktığı topraklar bizim medeniyetimize aittir. Bugün ülkemizi de saran çocukların ve büyüklerin kurumsal, soğuk binalara ve hissiz ellere teslim edilmesine kaynaklık eden Batı dünyası iken hala aile müessesesinin değerinden bahseden, evlatların anneleri ile ve hatta nine ve dedelerinin riyasetinde büyümesi gerektiğinin mücadelesini veren zihniyet bizim topraklarımızda yaşamaktadır. Bugün haz üzerine kurulu Batı dünyası kadını bir meta olarak parçalarken bizim inancımız anneyi en kutsal mertebeye koymuş ve ayaklarının altına cenneti sermiştir.

Batı dünyası aydınlanma döneminde kilisenin mantık dışı baskısından kaçarak bilim putuna sığınmış ve asırlardır cahilce tapınmaya devam etmektedir. İslâm dünyasını zora sokan ise bu tapınmacıların kötü birer taklidi olan dünyevileşmişler sürüsüdür. Bunların içerisinde en can yakıcı ve sıkıcıları ise kitap yüklü olanlardır. Şefkat, merhamet, gönül gibi kelimelerin karşılığını bile bulamadığınız Batı dünyasının insanları en azından bireysel olarak hakikate oldukça yaklaşmış durumdadır. İslâm dünyası kendine gelip, bir olup, üretime geçse işte o zaman insanların fevç fevç dinimize akın ettiğini görmemizin önünde hiçbir engel kalmayacaktır. İşte bugün, küresel kemirgenlerin en büyük arzusu Müslümanların bilim, sanayi ve teknolojiden uzak durmalarını sağlamaktır. Çünkü bilim ve getirdikleri gayri Müslimlerin gözleri önündeki perdenin adıdır.

Bugün içerisinde bulunduğumuz sıkıntılardan kurtulmanın formülü çok basittir. Merhum Necmettin Erbakan Hocamızın YouTube’da yayınlanan videolarını izlemek sureti ile hükümet politikalarının belirlenmesi. Allah rahmet eylesin, kendisi zamanında gerekli tüm araştırma ve çalışmaları yapmış, geriye kalan sadece uygulama.

- Milli Gazete, Fatih Yılmaz tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/4224926/fatih-yilmaz/medeniyet-dedigin