Yüz yüze eğitim mi, uzaktan eğitim mi?

Abdülkadir Özkan
Abdülkadir Özkan

Korona salgını hayatımıza zorunlu yenilikler soktu. İnsanların evlerine kapanmaları sonucu çeşitli alanlarda zamanın boşa geçmesini engellemek için farklı uygulamalar gündeme geldi. Söz gelimi ülkemizde eğitim genel olarak yüz yüze yürütülürdü. Yani, öğrenciler belli bir mekanda hocaları ile karşı karşıya eğitim öğretimden yararlanırlardı. Bunun için sınıflardaki öğrenci sayılarının belli bir rakamı geçmemesi önerilirdi. Ancak, öğrenci sayılarının her geçen sene artması sonucu gerek ilk ve ortaöğretim kurumlarında öğrenci sayıları ideal rakamın çok üzerine çıktı. Bunun sonucu ikili öğretim gündeme geldi. Yani,  ister istemez şartlar olması gerekenin yerine yeni alternatif uygulamalarını zorunlu kılıyor.  Uzaktan (online) eğitimde böyle bir zorunluluk sonucu ortaya çıktı. Ancak, korona salgınının ortaya çıkardığı şartlara kadar uzaktan eğitim sınırlı bir alanda yürütülüyordu. Gelinen noktada ilk ve orta öğretimden yükseköğretime kadar her alanda yaygınlaştı.

Ancak, bütün olarak birden bire böyle bir uygulama ile yüz yüze gelince ister istemez ortaya bir uyumsuzluk çıktı. Bunun çeşitli sebepleri var. Başta, yıllardan beri devam edip gelen uygulamalar birden bire yerini yeni bir uygulamaya terk etti. Özellikle ilk ve orta öğretimde öğrenciler alışık olmadıkları bir zeminde ders dinlemeye başladılar. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen uzaktan eğitim muhteva ve uygulama olarak başarılı olmasına rağmen öğrencilerin bir bölümünde uyumsuzluğun ortaya çıkmasına sebep oldu. Tanımadıkları öğretmenler ile bir bakıma dolaylı olarak ders yapmak durumunda kaldılar. Kısacası, eğitimin, öğretmen, öğrenci ve okul üçgeninin yerini bilgisayar ya da telefon ekranı aldı. Buna şimdilerde üniversite ve yüksekokullar da katıldı. Değerlendirmek için vakit erken olmakla birlikte sanıyorum hazırlıksız yakalanmış olmanın bir soncu olsa gerek genellikle öğrencilerde ortaya çıkan bir takım aksaklıklar sebebiyle tereddüt, hatta stres oluştu. Bunları söylerken yapılan işin gereksiz ya da yanlış olduğunu söylüyor değilim. İnsanların evlerine kapanmak zorunda kaldıkları zamanın değerlendirilmesi için uzaktan eğitim uygulamaya geçirilmesi gerekliydi. Ancak, daha önce uzaktan eğitim ile bir ilişkileri olmayan üniversite ve öğrenciler başlangıçta sisteme girmekte, girdiklerinde ise derslere başlamaları zor oldu. Bazıları ilk günleri sisteme giremeden geçirmek zorunda kaldılar.

Bu durum ister istemez bazı öğrencilerde stres ve panik oluşturdu. Bu durum birkaç gün içinde atlatılmadığı takdirde verilen derslerden gerektiği kadar öğrencilerin faydalanması mümkün olmayacaktır. Dünkü yazımda dünyanın korona salgınına hazırlıksız yakalandığına ya da başlangıçta ciddiye almadıklarına dikkat çekmiştim. Aynı değerlendirmeyi uzaktan eğitim konusunda da çekmek yanlış olmayacaktır. Tüm eğitim sisteminde öğrencilerin dönem ya da sene kaybetmemelerini sağlamak için uzaktan eğitime geçilmesi ister istemez sadece öğrencilerde değil velilerde de uyum sorununu gündeme getirdi. Böyle olunca eğer bu uzaktan eğitim ile yüz yüze eğitim gibi aynı sonucun alınması beklenecek olursa sanıyorum hayal kırıklığı oluşacaktır. Buna bir çözüm bulunabilir mi, sorusunu veliler düşünecektir ama hiç olmazsa özellikle yüksek eğitimde bir ay yüz yüze telafi eğitimi yararlı olabilir. Bunun için zaman geçmiş değil. Zaten sokağa çıkma yasağının bitmesi ile bu konu gündeme gelecektir.

            Sonuç olarak gençlerin zaman kaybetmemesi için devreye sokulmuş olan uzaktan eğitim uygulamasının bu süre içinde aksayan tarafları tespit edilir, gelecekte hayata geçirildiğinde bu tecrübelerden yararlanılabilir. Bu defa hazırlıksız yakalanmış olunsa da, bu olaydan sonrası için çok daha yararlı hale getirilebilir. Ancak; esas olanın yüz yüze eğitimin olduğu unutulmamalıdır.

- Milli Gazete, Abdülkadir Özkan tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/4139223/abdulkadir-ozkan/yuz-yuze-egitim-mi-uzaktan-egitim-mi