Korona günlerinde mantar toplamak

Abdülkadir Özkan
Abdülkadir Özkan

Korona salgınından korunmak için benim gibi 65 yaş üzerindekilerin evlere hapsolması bana ilk önce Marquez’in Kolera Günlerinde Aşk kitabını hatırlatmıştı. Ancak, ev hapsinin sebep olduğu yalnızlık duygusu ile bir gemi gezisine çıkmanın ve ardından bölgede başlayan kolera salgını sebebiyle belirsiz bir süre gemide mecburi olarak karantina altında kalmak sanıyorum birbirinden çok farklıdır diye düşünmeye başladım. Özellikle korona salgınının ailelerin fertleri arasında bile bir mesafe koyması bu karantinayı daha da sıkıcı hale getiriyor. Hemen belirteyim ki, derdim sokağa çıkma yasağından şikâyetçi olmak değil. Çünkü bu durum gerek kendimizin gerek çevremizin ve diğer insanların hayatının korunması bakımından bir zaruret. Böyle olunca geçici olarak ortaya çıkan sıkıntıya karşı sabırlı olmak durumundayız.

Toplumun önemli bir bölümü bu gönüllü hapis hayatına alışmaya çalışırken, TRT’de yer alan bir haber karşısında şaşırdım. Haberin bir mizah mı yoksa gerçek mi olduğunun tereddüdünü yaşadım. Haberi izlerken sadece ben değil ev halkı da bu korona günlerinde mantar toplamak için İstanbul’dan Akdeniz Bölgesi’ndeki bir ilçeye insanların mantar toplamak için gelmeleri ya da maksat başka olup da böyle bir gerekçeye sarıldıklarını insan düşünmeden edemiyor.

İnsanların bu ev hapsine alışmakta zorluk çekmelerine alışmaları kolay olmasa da bu bir mecburiyet, bunun da ötesinde bir görev olduğuna göre alışmak zor olmayacaktır. En azından ben böyle düşünüyorum.

Salgını önlemek, hiç olmazsa en aza indirmek için devlet her gün yeni tedbirler açıklıyor. Açıklanan bu tedbirlerin arasında son zamanlarda insanların bulundukları şehirleri terk etmemelerini sağlamaya yönelik olanlar çoğunlukta. Bu bakımdan şehirlerarası her türlü ulaşım en azından kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Toplum olarak alınan tedbirlere mümkün olduğu kadar uymamız gerekiyor. Ancak, görünen o ki uymayanların, uymakta güçlük çekenlerin de sayısı az değil. Bu tipler ister istemez alınan tedbirlerin tesirini azaltıyorlar. Böyle olmasa Antalya’nın bir ilçesine bir günde İstanbul’dan 150 kişinin geldiği, niçin geldikleri sorulduğunda, “Mantar toplamaya geldik” demeleri insana komik gelebilir mi? Yani, böyle bir gerekçe ileri sürenlerin söylediklerine kendilerinin de inanmadığını söylemek mümkün. İnsanların kendilerini bulundukları şehirleri terk etmek zorunda hissetmelerinin yadırganacak bir yanı olmayabilir. Ancak, bu tür davranışların salgın ile mücadeleyi zorlaştıracağı ortada iken bulundukları şehirleri terk ederek uzak yerlere gitmelerine daha ciddi bir gerekçe bulmaları gerekmez mi?

Salgın daha uzun süre devam ettiği takdirde çok daha başka gerekçelerle insanlar oturdukları yerleri terk etmeye çalışacaklar gibi görünüyor. Söz gelimi insanların hayatlarını evleri ile sınırlandırmak durumunda kalmaları, hemen her gün tekrar tekrar koronaya yakalananlar ve hayatını kaybedenlerin sayısının açıklanması ister istemez insanların psikolojisi üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Özellikle de hemen her gün ölenlerin yüzde 80’inin 60 yaş üzeri hastalardan oluştuğu açıklamaları karşısında söz konusu yaş üzerindeki insanlarda olumsuz etki yapması mümkündür. Böyle bir vurgu iki bakımdan tedirgin edici olabilir. Birincisi günlerce  televizyon ekranlarında korona salgınından ölenlerin yüzde 80’inin yaşlılardan oluştuğu açıklamaları yaşlıları tedirginliğe itebileceği gibi bu yaklaşım gençlerin kendilerini koronadan korunmuş görmelerine ve sonuç olarak kendilerini her fırsatta evden dışarı atmalarına vesile olabilir. Bu da gençleri hasta olmasalar bile taşıyıcı hale getirmez mi? Toplumu evlerinde durmaya zorlamak için daha farklı uygulama ve söylemlere ihtiyaç var sanıyorum.

- Milli Gazete, Abdülkadir Özkan tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/4130055/abdulkadir-ozkan/korona-gunlerinde-mantar-toplamak