Bir ıspanak yazısı da benden

Hüseyin Akın
Hüseyin Akın

Art arda gelen ıspanak zehirlenmesi vakaları ıspanak satışlarını bıçak gibi kesti.

Suçlu ıspanak mı yoksa ıspanağa karşı bir karalama kampanyası mı var diye düşünüp dururken hadiseye iki ayrı otun adı karıştı.

Bu otlardan biri “güzel avrat otu” diğeri ise “adamotu”.

Gerçekten ilginç, böylesine zehirli bir ota başka isim bulunamamış mı da “güzel avrat” layık görülmüş?

Hem güzel avrat otunun ıspanağa karıştığı yetmiyormuş gibi hemen yanında bir de “adamotu” da dâhil olmuş.

Araştırdım gördüm ki güzel avrat otuna bu adın verilmesi boşuna değilmiş, meğer kadınların bir zamanlar göz bebeklerini büyütmek için kullandıkları “atropin” maddesi bu bitkinin zehirli yemişleriyle birlikte uzanan yapraklarından elde ediliyormuş.

Güzel avrat otu insanlarda zehirli etkiler gösteren bir bitki. İlk başta baş ağrısı, uyku hali; ardından susuzluk hissi ile birlikte sayıklama hali ortaya çıkarıyormuş.

Adamotu bitkisine bu adın verilme sebebi ise bitki kök yapısının adeta bir insan vücudunu andırıyor oluşuyla ilgiliymiş.

Bu ota Abdüsselamotu, Ademotu ve insanotu da deniliyor. Gerçekten de ilk bakışta insan bedeninden hiçbir farkı olmayan bu bitkinin bir gün gelip de gündemimizi işgal edeceği kimin aklına gelirdi ki?

Gelelim ıspanağa. Çocukluğumuzdan beri Temel Reis çizgi film kahramanının gücünü ıspanağa borçlu olduğu telkiniyle yetiştik.

Tadını sevmesek de bu çizgi roman kahramanına öykünerek ıspanakla iyi geçinmeye çalıştık. Kadınlar için yıkaması zor, çocuklar için yenmesi nazlanma gerektiren bir sebze.

Çabuk bozulan, ısıtılmaya gelmeyen, ertesi güne saklanmaya tahammülü olmayan naif, narin ve alıngan bir bitkidir ıspanak.

Siz ona katlanırsanız o da bu emeğinizi boşa çıkarmaz ve size zengin C vitamini sunar.

Güzel avrat otu ve adamotu ıspanağın arasında ne arıyor diye sormayacağım.

Zehirlenme hadisesinin faili olarak bu iki otun olduğunu söyleyenlere inanmaktan başka çaremiz yok.

Zira kırk yıldır yediğim ıspanağın imajının sarsılmasına gönlüm razı olmuyor.

Üstelik adı dünyayı dolaşmış ve sonunda lezzet olarak bizi bulmuş gibi.

İngilizce spinach kelimesi teleffuz edilirken de aynı lezzeti kimseden esirgemiyor.

Kelkit yöresine ait bir mani ile bitirelim:

“Ispanağı haşladım / Doldurmaya başladım / Dediler yârin asker / Ağlamaya başladım.”

KAPLANIN İŞARETLERİ VE DİLİN KUZULARI

Âherli Zamanlar, İncire Yemin, Rüya Kasrı, Nurisiyah ve Kaplanın İşaretleri…

Ercan Yılmaz şiiri ile ilgili ilk cümleyi kurmadan evvel çıkan şiir kitaplarının ve belki de tek tek şiirlerine ad olan başlıklara bakmanız gerekir. O Âsaf Halet’ten aldığı rüzgârı Hilmi Yavuz şiirinde dinlendirerek gökyüzüne salar. Ne bileyim, diyeceğim yukarıdaki cümle değil bambaşka bir şeydir belki de. Lakin Ercan Yılmaz şiirinin işleyen saati bambaşka bir zamanı işaret ettiğinden hâl üzere şairin hâlini ifade etmekte zorlandığımı itiraf etmeliyim. Ercan Yılmaz’a 41. armağanı olarak takdim edilmiş kitap. Şiir tam da burada başlıyor. Şairin Ercan Yılmaz olan kimliği ile şairliği arasındaki o uzun mu uzun mesafede. Göz gözü görüyor bu şiirlerde: “turuncu çizgileriyle bu şiir / bir kaplanı andırabilir / kuzuya ot verirken her okur / masumiyet şarkılarını söylemelidir.” Okurun anlama isteği ile kalbini şiirdeki manaya uzatması en sahici yakınlıktır ki bir kuzuya bir tutam ot veren elin müşfik bakışı gibidir. Okur ile şair arasındaki bir metni tamamlayan ilişkinin şiirini yazıyor Ercan Yılmaz. Yer yer şiirlerarasılık ile şairlerarasılık yer değiştiriyor. Okuyucu bu şiirin buzlu camından kendi muhayyilesini de devreye sokarak çok zamanlı bir dünyayı seyrediyor. Sözgelimi, “bir akşam vakti, kendini / bir incir ağacının altına atıp / gözyaşlarının akmasına izin / veren şairin eprimiş tini”ni bile görebilir. Bir kaplanın çizgilerinde akan mürekkebin kımıltısını hisseden kişiye şair denir. Ercan Yılmaz şiirini bir de simgeleri okuyarak anlamaya çalışın derim. Bu beşinci kitap şairin şiir adına ne yapmışsa hepsinin eksik değil esrik itiraflarını içerisinde barındırıyor. Okumanın da bir ömrü olduğunu anlıyorsunuz hayat gibi. Sevgili okul, hayata, görüntüye ve gürültüye takılıp kalma; “Kaplanın İşaretleri” de bazen parmak vazifesi görebilir istikameti gösteren. (Kaplanın İşaretleri-Ercan Yılmaz-Şule Yayınları)

- Milli Gazete, Hüseyin Akın tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/3287660/huseyin-akin/bir-ispanak-yazisi-da-benden