Bağırıp çağırmakla davet olmaz!

Burhan Bozgeyik
Burhan Bozgeyik

Yaklaşık bir sene önceki İstanbul seyahatimde, hac arkadaşım Ali Ünal’ı ziyaret için Sultanahmet Camii’ne gitmiştim. Tercüman olarak görevli Ali Hoca, ikindi namazı için, “Müezzin Mahfili’nde kılalım!” dedi. Gittik. Müezzin efendi ile tanıştık. Bana merhum Şevket Eygi abi ile ilgili bir diyalogunu aktardı: “Namaza geldiğinde mikrofonun sesi çok yüksekmiş. Bana, ‘Böyle yüksek sesle olmaz. Bir daha buraya gelmem!’ O günden sonra da gelmedi. Civardaki diğer camilere gidiyor. Kendisine söyleyin, bakınız mikrofon düzeldi.” Ben de ilk görüşmemizde söyleyeceğimi bildirdim. Kısmet değilmiş, bu görüşmemizi aktaramadan Şevket Ağabey vefat etti.

Merhum Ağabeyimiz, yazılarında sık sık, cami mikrofonlarından şikâyet eder,  volümü çok yüksek ezanların aksi tesir yapacağını söylerdi. Geçenlerde bizim camide okunan ezanları duyunca aklıma merhum Şevket Ağabeyin yazıları geldi. O ne müthiş ses! Âdeta kulakları sağır ediyor. Bir vakit, iki vakit, üç vakit… Derken bir gün, iki gün, üç gün… Hep böyle… Cami işleriyle ilgilenen dernek başkanına söyledim, cami imamına söyledim. “Bizimle ilgisi yok. Merkezden ayarlıyorlar. Biz müdahale edemiyoruz” dediler. O günden sonra sanki nispet edercesine ses daha da açıldı. Yanlış anlaşılmaya da müsait bu hassas konuda lafı ortaya söyleyeceğim. Artık kim üzerine alacaksa alsın.

Muhteremler! Ezan-ı Muhammedî Şeâir-i İslâm’dır. Elbette çok mühimdir. Hem tevhidin ilânı, hem namaza davettir. Bu bakımdan hem işin güzel ses ve makam ciheti, hem de ses düzeni yönü vardır. Duyurma işi, cami ve çevresi ile sınırlı olmalıdır. Eskiden bizim bölgede bir tek bize yakın olan cami vardı. Sonradan belediyenin ve hayır sahiplerinin himmetleri ile pek çok cami yapıldı. Mesela bizim eve yürüme mesafesinde 5-6 cami var. Ses düzeni bu sınırlar gözetilerek ayarlanabilir.

Caminin içindeki mikrofon teşkilatı da rahatsız edici olmamalıdır. Bazen mikrofon da kullanılmayabilir. Çünkü ses rahatça duyulmakta.

Evet, ezanın davet ciheti de vardır, ama bağırıp çağırmakla davet olmaz. Atalarımız, “Namazda gözü olmayanın kulağı ezanda olmaz!” demiş. Sen sesi istediğin kadar yükselt, adamın içinde atar yoksa tesir etmez. Belki hafif meyilli ise de inadına vazgeçebilir.

Davetin “kavl-i leyyinle”, yani “yumuşak sözle” olması hükmü, Ezan-ı Muhammedî’nin okunuşuna da tatbik edilebilir. Davetin kavl-i leyyinle olması, sert davranılmaması, davetin hikmetle ve güzel öğütle olması hususlarında, Kur’an-ı Azimüşşan’daki İlâhî emirlerin bazılarına mealen bakalım:

“O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; (umuma ait) işlerde onlara danış. Artık kararını verdiği zaman da Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah kendisine sığınanları sever” (Âl-i İmrân Sûresi / 159) [Burada muhatap Peygamber Efendimizdir (a.s.m.)].

“(Ey Muhammed!) Sen, Rabbin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Çünkü Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de en iyi bilendir” (Nahl Sûresi / 125).

“Firavun’a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı.

Ona tatlı dille konuşun. Belki o, aklını başına alır veya korkar” (Tâhâ Sûresi / 43-44), (Burada muhatap Hz. Musa Aleyhisselam ile Hz. Harun Aleyhisselamdır).

Sayın ilgililer! Şöyle çevrenize kulak verin. Pek çok kişinin mikrofon sesinin çok yüksek, çatlak, cırtlak, cızıltılı, tırmalayıcı olmasından şikâyetçi olduğunu işiteceksiniz.

İslâmiyet sade güzelliktir. Her yönüyle güzeldir. Davet de güzel olmalı, itici olmamalıdır. Ayet-i kerimede emrolunduğu üzere, “kavl-i leyyinle” davetin tekrarlanması kalplere inşirah verir ve inşallah namaz kılmaya vesile teşkil eder. Kulakları sağır edercesine yapılan çağrının aksülamel yapacağı aşikârdır. Takdir, zatıâlilerinizindir.

- Milli Gazete, Burhan Bozgeyik tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/3276740/burhan-bozgeyik/bagirip-cagirmakla-davet-olmaz