Biz bu değerleri kaybettik 

Fatma Tuncer
Fatma Tuncer

Geçtiğimiz günlerde Doğan Cüceloğlu’nun sosyal medya üzerinden yayınladığı bir görüntüye rastladım: İsviçre’nin bir dağ köyünde yolun hemen kıyısına seyyar bir dolap kurulmuş. Dolabın içinde bir köylünün satışa sunduğu süt ürünleri mevcut. Yoldan geçen müşteriler araçlarını durdurup, dolabı açıyor üzerinde fiyatlar yazan peynir ya da tereyağını alıyor ve parayı dolabın içinde bulunan kutuya bırakıyorlar. Ne satıcı ürünlerin çalınacağı endişesi taşıyor ne de alıcı dolaptan bir şey aşırmayı düşünüyor. İnsanlar ürünleri alıyor ve parayı bırakıp gidiyorlar. Mahallemizde kimin eli kimin cebinde belli değilken acaba elin adamı dağların eteğinde bu sistemi nasıl oturtmuş olabilir? Peki, ahlaki değerlerimizin bir parçası olan bu davranışları bizler nasıl kaybettik? Yolsuzluğu, hırsızlığı, haksızlığı nasıl ve hangi gerekçelerle sıradanlaştırdık.

Adalet ve hakkaniyet İslam’ın omurgasıdır. Hâl böyleyken ne acıdır ki, sokağa çıkarken kapılarımızı kilitlemekle kalmıyor, içeride bulunan değerli eşyaları korumaya alıyor, kapıya güvenlik kameraları takıyor ve alınabilecek bütün önlemleri alıyoruz. Fakat hırsız her yöntemi deniyor ve haneye girip, evi talan edip gidiyor.

Çocukluğumda mahallemizin imamı ve dert ortağı olan bir kişi vardı. Dedem borç istediğinde hiç tereddüt etmeden verir, “Bu adam Allah sevgisi taşıyan bir kişi, borcunun üzerine yatmaz, kul hakkı yemez” derdi. Fakat bugün kimse kimseye güvenemiyor, kimse, kimse adına referans olamıyor. Günümüzde ne yazık ki kendilerini muhafazakâr dindar olarak gören kişiler bulundukları makam ve mevkii nefislerine göre kullanarak kul hakkını meşru görmeye başladılar. Dini istismar eden bu kişiler dindarlar hakkında bir önyargının oluşmasına da neden oldular.

Devletin bir güvenlik sistemi vardır ki, toplumun sükuneti bu sistemin işleyişiyle gerçekleşir. Ancak aslolan bu sistemin, bu düzeneğin, bu vicdani duyarlılığın fertlerin yürek devletlerinde kurulabilmesidir. Eğer aile, eğitim kurumları ve devlet adalet sistemini fertlerin yüreklerine kurabilirlerse o toplumda ne yolsuzluk olur, ne adaletsizlik olur, ne de zulüm olur. O toplum sevgi ve şefkat toplumuna dönüşür.

İsviçre’nin bir dağ köyünde bir şahsın ürünlerini sergilemesi ve insanların hakkaniyet gereği ürünleri alıp ücreti kutuya bırakmaları elbette Batı’da yaşayan bütün insanların hakkaniyet ölçülerini tamamıyla korunduklarını göstermez. Ancak bu olay o toplumlarda bir arada yaşama ve haklara riayet etme noktasında bir sistemin oluşturulduğunu gösteriyor. Burada yaşayan bazı fertler en azından bunu bir sorumluluk olarak benimsemiş durumdalar. Peki, haram-helal bilinci taşıyan ve ahirete iman eden bizler acaba bu sistemi neden hâlâ kuramadık? Unutmayalım eğer kıldığımız namaz tutum ve davranışlarımıza yansımıyorsa ebedi âlemde kurtuluşa ulaşma şansımız olmayacaktır.

- Milli Gazete, Fatma Tuncer tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/3217437/fatma-tuncer/biz-bu-degerleri-kaybettik