Birliğin imkânı

Muhammet Esiroğlu
Muhammet Esiroğlu

Günümüz dünyasının insanlara huzur ve saadet getiremeyeceğini her gün acı bir şekilde tecrübe ediyoruz. Irkçı emperyalizmin kurduğu bu ifsat dünyası ancak bir avuç azınlığın mutluluğunu amaçlıyor. Bu dünyanın fotoğrafı azgın azınlığın mutfağına erzak götüren çoğunluğun bir fotoğrafıdır. Bu dünyanın fotoğrafı içinde servet sahiplerinin olduğu tahtırevanı omuzlarında taşıyan dünya halklarının bir fotoğrafıdır.

Bir tarafta varlığı lükse ve israfa bulaştıranlar bir tarafta ise yokluğu kaderi olarak yaşayanlar var. Bir coğrafyada insanlar eğlencenin gürültüsünden rahatsızlık duyarlarken başka bir coğrafyada bomba ve silah seslerinin gürültüsünde yaşamak zorunda kalıyorlar. Her an her bölgede yaşanan çatışmalar, savaşlar, katliamlar ve terör eylemleri dünyamızı yaşanabilir olmaktan çıkarıyor.

Bu dünyadan rahatsız olanların yeni bir dünya gayesiyle zihinlerinin meşgul olması kaçınılmazdır. Yeni bir dünya sözle kurulamayacağına göre pratiğe dair bazı stratejilerin mutlaka olması gerekir. Aşama aşama ilerleyen bir sürece ihtiyacımız var. Bunun için üç farklı birliktelik fikri gündeme gelebilir. Bunları bölgesel birliktelik, inançsal birliktelik ve ilkesel birliktelik olarak sıralayabiliriz.

Bölgesel birlik hepimizin malumu olduğu üzere aynı coğrafyayı paylaşan farklı devletlerin bölgesel anlamda ortak hareket edebilme kabiliyetlerini elde etmeleridir. O coğrafyada yaşanan bir sorunun çözümü yine o coğrafyanın sakinlerindedir. Eğer dışarıdan birileri sorunla ilgileniyorsa mutlaka o coğrafya üzerinde bazı emelleri vardır.

O yüzden hangi coğrafya olursa olsun o mekânı paylaşanların birbirleriyle güven içerisinde meselelerini çözmeleri gerekiyor. Bugün kendi coğrafyamızda yaşananlar bunun en bariz örneğidir. Irak’ta, Suriye’de, Libya’daki kaos ortamlarını gördüğümüzde bu birlikteliklerin ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Hiçbir yöneticinin bu tür bir birliktelik imkânını engelleyecek ya da zedeleyecek söylemde ve eylemde bulunma hakkı yoktur.

İnançsal birliktelik dediğimiz ise daha çok bizim özelimizde İslam Birliği fikriyatına dayanır. Irkçı emperyalizm tüm kültürleri, tüm direnç alanlarını yok etmek üzere bir dünya inşa etmişken Müslümanların bu duruma müdahale edebilme zemini halen devam etmektedir. Bundan dolayı günümüzde mevcut dünyaya karşı durabilecek yegâne güç Müslümanlardır.

Her ne kadar bilfiil olarak buna hazır değillerse de bil kuvve olarak bu umudu taşımaktadırlar. Bu noktadan hareketle bir sonraki aşamaya geçebilmek için Müslümanların ırkçı emperyalizme karşı direnç alanlarını harekete geçirmesi gerekiyor. İslam Birliği gayesi onun için olmazsa olmazlardandır. İlkesel birlikteliğe giden yolun taşları İslam Birliği’yle döşenmelidir.

Yeni bir dünyanın son aşaması ilkesel birlikteliktir. İlkesel birliktelik dinsel, mezhepsel ve etnik olarak farklı devletlerin ırkçı emperyalizmin kurduğu dünyaya itiraz ettiği bir duruşun kurumsal karşılığıdır. Merhum Erbakan Hocamızın D-160 diye formüle ettiği birlik oluşturma amacı bunun en güzel örneğidir. İlkesel birliktelik tesis edilirken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, bu birlikteliğin yeni bir güç hiyerarşisi oluşturmamasıdır.

Adalet, eşitlik ve barış insanlığın en büyük ihtiyacıdır. Bu vasatta itirazı olan, duruşu olan, vakarı olan devletlerin bir araya gelmesi elzemdir. Bunun için ivedilikle aşama aşama bölgesel, inançsal ve ilkesel birlikteliği sağlamanın stratejisi geliştirilmelidir.

 

- Milli Gazete, Muhammet Esiroğlu tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/3213957/muhammet-esiroglu/birligin-imkani