Suriye Afganistan Olur mu?

Mustafa Kaya
Mustafa Kaya

Barış Pınarı Harekâtı Amerika ile yapılan anlaşma ile farklı bir sürece girdi. Bu anlaşmanın içeriği nasıl değerlendirilmeli, bundan sonra Suriye’de hangi gelişmeler olabilir gibi sorular hâlâ tartışılmaya devam ediliyor. En başta şunu ifade etmemizde fayda var. Hiç kimse bu anlaşmayı çok büyük bir zafer diye takdim ederek, bundan sonra atılacak adımları şimdiden boşluğa düşürecek şekilde, zihinleri sarhoş edici yorumlarda bulunmasın. Aynı zamanda hiç kimse de yandık, bittik, mahvolduk gibi yaklaşımlarla yapılan bu anlaşmadaki bazı önemli noktaları yok sayarak değerlendirmeye de kalkmasın. Bardağın dolu tarafı neresidir, kalan boşluklardaki riskler nelerdir gibi sorulara cevap aramamız bu saatten sonra kullanılması gereken en önemli yöntem olacaktır. Her şeyden önce tarihimizde ilk defa bir ABD Başkanı tarafından bu denli hakaret dolu ifadelerle karşı karşıya kaldığımızı bilmemiz gerekir. Bu durum onur kırıcı ve mutlaka olması gerektiği şekliyle cevaplandırılması gereken bir hadsizliktir. Kullanılan dili not etmek yetmez, gereğinin yapılması şarttır. Hâl böyleyken Barış Pınarı Harekâtı için ülkemize gelen Başkan Yardımcısı Pence ile önce görüşmeyeceğiz, muhatabımız değil diye ifadeler kullanıp, ardından oturma planı ile onu taltif etmekten maksadın ne olduğu maalesef bir türlü çözülememiştir. Diplomatik mütekabiliyet bu toplantıda hiçe sayılmıştır. Hem Trump’ın ifadeleri, hem de toplantıdaki oturma düzeni olur böyle şeyler diyerek geçiştirilecek durumlar asla değildir.

Anlaşmanın detaylarına gelirsek, Türkiye’nin 30 km derinlik ve 450 km sınır hattı boyunca güvenli bölge oluşturma girişiminin bu anlaşma ile beraber hedeflendiği şekliyle tamamlanamadığını görüyoruz. Ancak en azından 120 km’lik bir hattın kontrol altına alınması ve bu bölgeden YPG’lilerin çıkarılmasına dair karar önemlidir. Şimdi 5 gün olarak verilen süreyle birlikte bu geri çekilmenin nasıl gerçekleşeceği çok iyi izlenmelidir. Savunma Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada çekilecekleri söylenen YPG’lilerin saldırı ve tacizlerine devam ettiklerinin ifade edilmesi dikkatle takip edilmesi gereken bir noktadır.

Bunun yanında malum olduğu üzere Suriye meselesinin çözümü adına aslında elde kalan belirgin iki hukuki zemin vardır. Bunların birincisi Adana Mutabakatı diğeri ise Astana Süreci’dir. Bu anlaşmayla beraber, yapılan bazı açıklamalarda Cenevre’ye atıf yapılması, ABD’nin bu süreçleri baltalama girişimi olarak tasarladığının delili olabilir. Diğer taraftan bu anlaşma ile ABD-YPG ilişkisi Türkiye tarafından resmen tanınmış mıdır, eğer öyleyse bundan sonraki zamanlarda Suriye’nin toprak bütünlüğü vurgusuna bu durum nasıl bir etki yapacak sorusu cevap bekleyen en önemli sorudur.

Ayrıca anlaşmada BM Güvenlik Konseyi’nin 2015’te aldığı 2254 sayılı karara atıf yapılması ilginçtir. Bu karara “ateşkes ile birlikte siyasi çözüme ulaşılma” ifadesi vardır. Ateşkesten kasıt bu anlaşma mıdır? Eğer öyleyse bu durum YPG’yi meşru bir ordu statüsüne taşımak anlamını taşımaz mı? Her ne kadar bu maddede ABD, “Suriye’nin siyasi birliğini ve toprak bütünlüğünü taahhüt eder” denilse de Amerika korumasında güneye ineceği söylenen YPG’nin hedefleri ortadayken, bu taahhüde inanmak ne kadar mümkün olacaktır? Güneye inen YPG bundan sonra ne yapacak ve nasıl hareket edecektir? Amerikan şemsiyesinin yanında ayrıca YPG iddia edildiği gibi Rusya dolaylı da olarak Şam yönetiminin de koruması altına mı girecektir? Ya da YPG paylaşılamayan bir örgüt haline mi dönüştürülmek istenmektedir? Ayrıca ABD Suriye’yi büyük ihtimalle bir Afganistan yapmak istiyor olabilir. Buna kesinlikle izin verilmemelidir. Çünkü ABD’nin “kontrollü kaos” stratejisi uyguladığı Afganistan’da bölgesel dengeler adına neler istedikleri nettir. Her şeye rağmen orada bulunma hedefinin ne olduğu bellidir. Aynı şekilde Suriye’de de bu yol haritasını uygulamak isteyebileceğini görmek için uzman olmaya gerek yoktur. Devir on düşünüp bir konuşma devridir. Dönem dış politikayı iç siyasetin bir parçası yapmadan hareket etme dönemidir. Suriye bir Afganistan yapılırsa, bundan herkesten önce Türkiye etkilenecektir. Bu saatten sonra en can alıcı tehlike budur.

- Milli Gazete, Mustafa Kaya tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/3213956/mustafa-kaya/suriye-afganistan-olur-mu