Sağlıklı bir tercih için puanı değil sıralamayı esas alın

Kızılay Çözüm Rehber Öğretmeni Gülsüm Tırtar’la tercih sürecinden geleceğin mesleklerine, üniversite kontenjanlarından yeni sistemin getirdiklerine kadar her şeyi masaya yatırdık. Tercih yapacaklara altın değerinde tavsiyelerde bulunan Tırtar, sağlık bir tercih için puanın değil sıralamanın dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi. Bölüm tercihinin aile ve çevre baskısıyla değil, öğrencinin yatkınlık ve karakterine göre yapılması gerektiğini vurgulayan Tırtar, bu dönemde yapılacak tercihin öğrencinin hayatını şekillendireceğini hatırlatarak, dikkatli olunması uyarısında bulundu.

SADECE YERLEŞMİŞ OLMAK İÇİN TERCİH YAPMAYIN

1-Malumunuz stresli bir sürecin ardından üniversite sınav sonuçları açıklandı. Ve şimdi de tercih maratonu başladı. Sağlıklı bir üniversite tercihi için öğrenciler neye dikkat etmelidir?

Sağlıklı bir tercih için öğrencilerimiz puandan daha çok sıralamaya dikkat etmelidir. Puanın hiçbir önemi yok diyebiliriz. Tercih sıralaması yapılırken kendi sıralamalarının yüzde 10 üstünden başlamalıdır. Örneğin 300 bine giren bir öğrenci 270 bini başlangıç kabul ederek tercih yapmalıdır. Aynı şekilde yüzde 50-60 oranında da aşağıya doğru inebilir. Bu durumda 300 bin sıralaması olan bir öğrencimiz 270 bin ile 360- 370 bin arasında tercih yapabilir. Öğrenci aralığı daha da arttırabilir. Ancak sadece yerleşmiş olmak için de tercih yapmamalı. Sonra ‘ben neden geldim? Bir yıl daha deneseydim de bu kadar gerilere düşmeseydim’ dememek için sıralamanın çok gerisinde bir tercih yapmak zorunda kalmamalı.

TERCİHİNİZ HAYATINIZI ŞEKİLLENDİRECEK DİKKATLİ OLUN!

Öncelikle hangi bölüme yatkınlık varsa o bölüm belirlenmeli. Daha sonra ise maddi manevi rahat edebileceği, bölümü için en uygun il seçilmelidir. Öğrenci hayatı boyunca yapacağı mesleği çok iyi seçmek zorunda. ‘Hukuk hukuk’ diyen bir öğrenci araştırınca uluslar arası ilişkilere daha yatkın olduğunu görüp, o bölümü tercih edebiliyor. Böyle şeylerle çok karşılaşıyoruz.  Yapacağı tercih öğrencinin hayatını şekillendirecek o yüzden çok dikkatli olmak gerekiyor.  Yapılan araştırmalara baktığımız zaman da önemli bir oranda tıp öğrencisinin daha sonra bilgisayar mühendisliğine geçtiğini görüyoruz. Peki neden? Ailelerin ‘tıp tıp olsun.’ ‘En iyisi olsun. O kadar sıralamaya girmişsin, boşa gitmesin’ gibi düşüncelerinden kaynaklanıyor. Bu baskılardan dolayı çocuk tıpa gidiyor ancak yapamayacağını, fıtratına uygun olmadığını görüyor.  Aslında tıpa değil de bilgisayar mühendisliğine yatkın olduğunu anlıyor ve oraya yöneliyor. Boş yere öğrencinin bir dönemi heba oluyor. Tercih aşamasında kesinlikle bunlar göz önünde bulundurulmalıdır.

YAPINIZA, KARAKTERİNİZE UYMAYAN BÖLÜMLERDEN KAÇININ

2- Bu tercihler öğrencinin bir nevi hayatındaki kırılma noktası! Gençlerimizin hayatları boyunca sevmedikleri bir mesleği yapmamaları için öncelikleri neler olmalıdır?

Mesleği seçerken kendi kişisel yapısına, karakterine yapabilecek mi, uyum sağlayabilecek mi? Bunların hepsine dikkat etmelidir öğrenci. Dediğimiz gibi ‘hukuk’ der öğrenci ama haksızlığa tahammül edemiyorsa sabredemiyorsa o mesleği yapamaz. Aynı şekilde baskılardan dolayı tıpı seçmek zorunda kalan öğrenciyi kan tutuyorsa o mesleği devam ettirmesi mümkün değil. O yüzden öğrenci kendi yapısına uygun mu değil mi buna bakmalıdır. Bölümü her yönden araştırması gerekir. Okuyacağı bölüm ve üniversitede okuyan öğrencilerin yüzde kaçı başarılı oluyor? Ne kadarı iş sahibi olabilmiş? Ya da o üniversitede kaç tane prof. bulunuyor? Bunların hepsinin analizinin yapılıp ona göre tercihler yapılmalıdır.  Bölümü okuyacak olan öğrencidir, ne hocası ne de velisi değil.  Onun için kesinlikle öğrencinin tercihine bırakılması lazım. Bir de iş garantili meslek ya da iş garantili alan tanımlamalarına da karşıyım. Tarih, coğrafya ya da fizik bunlar için genelde ‘iş imkânı yok okuma’ gibi bir algı var. Bu her alanda böyle bilgisayar mühendisliği de okusan  4 senelik eğitim hayatı boyunca kendisini yetiştirmemişsen, bir şeyler yapmamışsan seminerlere katılmamışsan, araştırmalar yapmamışsan oradan mezun olduğun zaman da başarılı olamazsın. Bu tamamen senin elinde, kendini geliştirmene bağlı.  

İLK DEFA BU SENE ÖĞRENCİ ALACAK ÖNEMLİ BÖLÜMLER AÇILDI

3-Gelişen, değişen bir dünyada yaşıyoruz. Bazı meslekler hayatımızdan çıkarken bazıları da hayatımıza giriyor.  Yeni dönemde öğrencilere tavsiye ettiğiniz,  YÖK’ün açtığı yeni bölümler, alanlar var mı?

Bu yıl yanılmıyorsam 18 tane yeni bölüm açıldı. Bunlardan öne çıkan en iyisi diyebileceğimiz Yapay Zeka Mühendisliği var. Hacettepe ve İstanbul gibi belli üniversitelerde açıldı. Bu da öğrenciden öğrenciye değişiyor. Yeni açılmış bir bölümde okumak yerine köklü bir üniversitenin bilgisayar mühendisliği veya elektrik,  elektronik mühendisliğini tercih ederek yapay zekadaki  gibi çalışmalar yapabileceğini düşünenler de var.  Yeni bir bölüm olduğu için tercih edenler de var. Gözde bir bölüm ve geleceği olan bir meslek olarak Yapay Zeka Mühendisliğini tavsiye ederim.

SAĞLIK ALANINDAKİ KONTENJANLAR ARTTIRILDI

4-Hocam peki bu sene kontenjanlarda bir değişiklik var mı geçen yıllara göre?

Öğretmenlik kontenjanlarında yüzde 10’luk bir azalma oldu. 53 binden 48 binlere düştü.  Sayısal bölümlerde de nispeten artışlar oldu. Özellikle tıp 15 bine çıktı. Diş hekimliği kontenjanı 6 bin 668 oldu.  Eczacılık 3 bin oldu. Hemşirelik 15 bine çıktı. Sağlık alanında ciddi bir ihtiyaç var. Öğrencilerin de daha çok tercih ettiği alanlar olduğu için YÖK de böyle bir artış yaptı. Sözel ve TM’lerin öğretmenliklerinde azalış olurken diğer alanlarda çok bir değişiklik olmadı. Ancak sayısal alan bölümlerinde kontenjanlar arttırıldı. Bu kontenjanlarla birlikte sayısaldan tercih yapan öğrencilerin yerleşme oranı kısmen biraz daha artmış olacak.

YENİ NESİL DAHA GÜÇLÜ GELİYOR

5-Son olarak yeni üniversite sınav sistemimiz iki yaşında. Bu iki yıllık süre zarfında sistemin artıları ve eksileri var mı, anlatır mısınız?

Bu sistem daha çok yeni olduğu için eksileri artıları net ifade etmek biraz zor.  Geçen yıl  geçiş dönemiydi bu sene oturma dönemi. Bu yıl biraz daha oturdu seneye tam oturacak. Önceki sistem YGS’de 17 binle kapatan bir bölüm yeni sistem YKS’de 30 bine kadar gerilediğini gördük bu sene. Böyle bazı farklar var arasında. Ama bu sistemden dolayı yeni nesil gerçekten çok güçlü geliyor. Eskiden sadece 12’inci sınıf ve mezunken gidilen dershane ve kurslara şimdi artık 9’uncu sınıfta başlatıyor veliler. Sürekli gelişen ve değişen bir sistemin içindeyiz. TYT’nin yüzde 90’nını ise 9’uncu ve 10’uncu sınıf konuları oluşturuyor. Dolayısıyla temelin sağlam olması için de ekstra desteklenme ihtiyacı duyuyor öğrencilerimiz.

BU SİSTEMLE ALANDIŞI TERCİHİN ÖNÜ KESİLDİ

Öte yandan bu yeni sistem daha çok ayırt edici oldu. Eskiden herkes her alanda tercih yapabiliyorken şimdi herkesin ayrı bir bölümü, sıralaması oldu.  Eskiden sayısalcı öğrenci tıp gelmediği için hukuk tercih edebiliyordu. Ama artık bunun önü kesilmiş oldu. Artık sayısalcının hukuk tercih edebilmesi için eşit ağırlık puanının yüksek olması lazım. Eşit ağırlık puanının yüksek olabilmesi için de edebiyat yapması gerekiyor. Sadece matematik yetmiyor. Bu sistemle alan dışı tercih yapmak azaltıldı ve kısmen haksızlık giderildi diyebiliriz.

Bünyamin Güler 
Foto: Muhammed Kurtar

- Milli Gazete, bölümünde yayınlandı
https://www.milligazete.com.tr/roportaj/2923461/saglikli-bir-tercih-icin-puani-degil-siralamayi-esas-alin