Şehir makasıdı: Topluluk ve toplum

Yusuf Yalanız
Yusuf Yalanız

İnsanın bizatihi varlığı üzerinden ortaya çıkan meseleler insanın yaşatılışı ve bu yaratılıştan murat edilen temeller üzerinedir. Yeryüzünün insanın imtihanı için hazırlanması ve yaratılmışlar arasında insana yüklenen ayrıcalık yahut sorumluluk sadece teolojik bir çıkarım değil, aynı zamanda insanın yaratılışına uygun olarak beliren bir makasıd barındırır.

İslam medeniyetinin ortaya koymuş olduğu evrensel değerlere ve toplumları inşa süreçlerine bakıldığında “makasıdın ele alınması” insanın iki cihan saadeti için önemli bir noktadadır. Bu minvalde makasıdın ortaya çıkışındaki unsurların başında “düzen fikri” gelir. Çünkü düzen, sürekliliğe ve kalıcılığa imkân vererek “amaç idrakinin” zinde tutulmasını sağlar.

Muhakkak düzen deyince aklımıza ilk olarak kâinatta, yeryüzünde ya da insanda değişmeksizin devam eden harmoni yapıları gelir: Yıldızların ve gezegenlerin hareketleri, ekolojik döngü, biyolojik otonomi gibi... Ancak burada akli, kalbi yahut vicdani bir duruş yahut bunlara dair bir imkân, bir imtihan biçimi söz konusu değildir.

Topluluk da bu kategoride temelde rasyonel bir birlikteliğe dayanmaz. Dolayısıyla türsel güdü esasına dayanan hayvan toplukları ve bitki toplulukları olduğu gibi kan bağına dayanan ve kaçınılmazlığı ifade eden kabile, aşiret tipi insan yapıları da bir çeşit topluluktur (community). Ancak asıl düzen, insanın “aklı” müşterek ve evrensel ölçüt kabul eden, “başkası tasavvurunu” erdemleştiren “toplum” (society) evresinde ortaya çıkar. Böylece şehrin inşasında “toplum ve topluluk” çerçevesinde bir makasıd belirmiş olur.

Alman düşünür Ferdinand Tönnies (1955-1935) bu ayrımı yapı bakımından sosyolojik, istenç bakımından psikolojik tasnifleri ile “Community and Society” olarak açıklamıştır. Bu tanımlama biçiminde bazen toplum olmanın zaruretini kaçınılmaz şekilde ortaya koyarken bazen de topluluğun hissiliğine karşı kendini alamayarak modern Avrupa toplumlarının ruhsuzluğuna karşı “topluluğa geri dönüş çağrısı” yapar.

Kemalden ve cemalden uzak bir toplum olma hevesi Batı’yı rasyonaliteyi bir çeşit bozum ile ele alarak salt çıkar ve güç birlikteliğine dayalı acımasız bir mekatroniğe dönüştürmüştür. Ona göre topluluk gerçek ve organik hayatın gereksinimlerini karşılar iken toplum birbirinden bağımsız olan bireylerin yan yana oluşu olarak yapay ve mekaniktir. Topluluk güven ve dostluğun bulunduğu yer iken toplum anonim ve kamusaldır. Topluluk bir arada yaşayışın gerçek özü iken toplum sadece bir meydanda oluştur. Bundan dolayıdır “kötü toplum vardır ama kötü cemaat yoktur” der. Ancak mesele tam da bu değil midir? Toplulukta kötü olmanın imkânı düşüktür.

Daha sıhhatli bir ifade tarzı ile aslında Topluluk, bir arada bulunmayı ifade ederken toplum, birlikteliği yani rasyonel bir akdi temsil eder. Bu minvalde anlaşmanın da itaate nazaran takva değeri vardır. Dolayısıyla toplum; bir bilinç, maksat ve eylem ile belirli ilkeler, değerler ya da kabuller etrafında bir araya gelmiş “siyasal birliği” temsil etmektedir. Bu yüzdendir ki gerçek anlamıyla “birlik düşüncesi” şehirde oluşur. Bir arada bulunmanın şuuru, kabiliyeti, görgülülüğü ancak “başkası” idrakinin olduğu yerde gerçekleşir. Bundan dolayı bir şehir kurmak yüksek idrak düzeyi ve çaba gerektirir.

Şehir, bu bilincin ortak hafızaya dönüştüğü yer olarak bizlere bir dizi makasıd sunar. Hukuk, bu maksadın ortak kurallara bağlandığı yasalarıdır. İrfan, bu maksadın ortak kültür ile görgülendiği anlama becerileridir. Ahlak, bu maksadın ortak niyet ve eyleme dayandığı kabulleridir. Siyaset, bu maksadın ortak geleceğe odaklandığı yönetim sanatlarıdır...

Batı’da şehrin inşasında ortaya çıkan makasıd bu yönü ile düzenin tam da karşıtı olarak bir kaos teorisine dönüşmüştür. Bundan dolayı çözüm olarak karşılıklı rızaya dayalı bir toplum inşa etme sürecine odaklanamadıkları için tek çözüm olarak gördükleri “topluluk” hasretleri bir türlü bitmiyor.

Çıkarı, imtiyazı, üstünlüğü şiar edinmiş “Avrupa Topluluğu” bu sebeplerle ırkçılığın her türlüsüne gebedir. Kendinden olmayana karşı duyduğu kabileci tutumu her ne kadar dilinden düşürmese de “evrensel ölçütlerin” fersah fersah gerisinde bencildir, nefret doludur, paylaşıma kapalıdır. Batı’nın bugünkü tavrı “Yalnız kendini düşünen adam, yumurtasını pişirmek için komşusunun evini yakar.” sözüne bezenmiştir.

Bu dünya Batı’nın dağı ama bizim şehrimiz!

- Milli Gazete, Yusuf Yalanız tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/2849881/yusuf-yalaniz/sehir-makasidi-topluluk-ve-toplum