İslâmî edebiyat ve Üstad Ali Nar

Siyami Akyel
Siyami Akyel

Medeniyetin en temel unsurlarından biri edebiyattır. Edebiyat; inanç, hukuk, ahlak ve sanatla birlikte medeniyetin inşasında, beşeri tekâmülün ve beşerin refaha kavuşmasının olmazsa olmazıdır. Bir toplumda “inanç, hukuk, ahlak, sanat ve edebiyat” etkinliğini yitirir ve çökerse, o toplum maddi olarak ne kadar güçlü de olsa yıkılmaya, yok olmaya mahkûmdur. İşte medeniyetin inşasında edebiyatın önemi neyse, İslâm medeniyetinin inşasında da İslâmî Edebiyat’ın rolü öyledir.

İslâmî Edebiyat, inancı en beliğ şekilde anlatma sanatıdır ve medeniyetin temel taşı, ruhu olarak edebiyatın ve bu edebiyatı ortaya koyarken İslâmî tahassüsle söylenen sözdür İslâmî Edebiyat. Kısacası, İslâmî duygu, heyecan ve hassasiyetle ortaya konulan emeğin adıdır.

İslâmî Edebiyat’ın ilham kaynağı ve nirengi noktası Kur’an-ı Kerim’in söz mucizesidir. Bu büyük mucizenin kalplere çarptığı an uyandırdığı histir, duygu yoğunluğudur. Beşeri yeteneklere meydan okuyan, dengi bir harfin ortaya konulamadığı fesahat ve belâğatıyla insanlığa yön veren Kur’an Edebiyatı, İslâmî Edebiyat’ın ilham kaynağıdır.

İslâmî Edebiyat’ın ikinci kaynağı, Ümmü’l Kurâ’nın (Mekke-i Mükerreme’nin) yani şehirlerin efendisinin içinden çıkan o Büyük Efendi’nin, Resul-ü Kibriya’nın, Hatemü’n-Nebiyyin’in mübarek dudaklarından dökülen sözler bütünü olan Nebevi Edebiyat’tır, Hadis Edebebiyatı’dır. Budur İslâmî Edebiyat’a can suyu olan.

Ümmü’l Kurâ’nın içinden çıkan ve tüm âleme efendi olan Sevgili Peygamberimiz şöyle bahseder sözün gücünden: “Allah’ın bana verdiği bilgi ve beni vazifelendirdiği dünya görüşü, bol yağmura benzer. Onu cins toprak alır, ekinleri ve meyveleri çıkarır. Sert arazi de biriktirir. Allah böylece de onunla insanları faydalandırır; ekin ve hayvanlarını sular, kendileri içer insanlar. Aynı yağmur bir araziye düşer ki, kaybolup gider, ot ekin de bitirmez… İşte bu, şunu anlatır: Allah’ın dininde kavrayışlı olan, benim sunduğum bilgi ve nizamdan faydalanır ve başkalarını da faydalandırır. Ama buna kulak vermeyen ve akıl erdiremeyenler, anlamadığı için de benim getirdiğimi kabullenmezler.”

İslâmî Edebiyat’ın üçüncü kaynağı bizlere Kur’an-ı Kerim’i ve Hadis-i Şerif’leri, güvenilir şekilde ulaştıran ümmetin şereflileri sahabelerdir. Hassân b. Sâbit’tir, Abdullah bin Revâha’dır.

İslâmî Edebiyat, Kâ’b b. Züheyr’le “Kaside-i Bürde”dir, İmam-ı Busayri’yle “Kaside-i Bür’e”, Yusuf Has Hacib’le “Kutadgu Bilig”, Edip Ahmed’le “Atabetü’l-Hakayık”, Ahmed Yesevi’yle “Divan-ı Hikmet”, Mevlânâ’yla “Mesnevi”, Yunus Emre’yle “Risalet-ün Nushiyye”, Fuzuli’yle “Su Kasidesi”, Şeyh Galib’le “Müseddes Na’t-ı Şerif-i Nebevî”, Nâbi’yle “Sakın Terk-i Edepten”, Ebu’l-Hasen en-Nedvi’yle diriliş, Mehmed Akif’le “Çanakkale Şehitleri”, Sultânüşşuarâ Necip Fazıl’la “Sakarya Türküsü”, Ali Nar Hoca’yla “Yeni İslam Gençliği’ne Mesaj”dır.

20’nci yüzyılda İslâmî Edebiyat, Hint ikliminde Şeyh Nedvi’dir, payihatta Ali Nar Hoca’yla vücud bulmuştur. Rahmet olsun.

Duyuru: Ali Nar Hocamızı (16 Temmuz’un Pazartesi (iş) gününe tesadüf etmesi ve 15 Temmuz etkinlikleriyle çakışmasından dolayı) “13 Temmuz 2019, saat 18:00’de mezarı başında yâd edeceğiz.

- Milli Gazete, Siyami Akyel tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/2849879/siyami-akyel/islami-edebiyat-ve-ustad-ali-nar