Esad cesareti nereden alıyor?

Abdülkadir Özkan
Abdülkadir Özkan

Suriye rejimi önce İdlib’deki TSK’nın 10 numaralı gözlem noktasına, 4 gün sonra da İdlib’in Hama’nın kuzey kırsalındaki Morik yakınlarındaki TSK’nın 9 numaralı gözlem kulesini havan ve top mermileriyle vurdu. Dört gün önceki ilk saldırının ardından Türkiye yeni bir saldırı söz konusu olması durumunda sert bir şekilde karşılık verileceğini açıklamış olmasına rağmen, 4 gün sonra yeni bir saldırının gelmesi, ister istemez akla, “Esad nereden güç alıyor, kimler öne sürüyor” sorusunu getiriyor. Kaldı ki, TSK’nın güvenlik noktaları Astana anlaşmasının gereği olarak oluşturulmuş olduğuna göre bu saldırılar Astana anlaşmasının tarafı olan ülkeleri de hedef alıyor demektir. Yani Esad güçlerinin TSK’nın gözlem noktalarına saldırısı sadece Türkiye’ye yönelik olmayıp başta Rusya olmak üzere anlaşmaya imza atan taraflara da yönelik demektir. Hâlbuki Suriye’de çatışmaların başlamasından bu yana Rusya ve İran Esad rejiminin yanında yer almış olduklarına göre dışarıdan bakıldığında bu saldırıların anlaşılması zorlaşıyor. Çünkü bugüne kadar kendini ayakta tutan ülkelere karşı Esad’ın saldırı gerçekleştirmesi akıllıca bir davranış olmasa gerek. Böyle olunca da ister istemez bir yandan Türkiye ile birlikte hareket eder görünen bazı ülkelerin el altından Esad rejiminin Türkiye’ye karşı harekete geçmesine destek mi veriyorlar? sorusu akla geliyor.

Çünkü eğer ortada bir anlaşma varsa ve bu anlaşma Suriye rejim güçleri tarafından dikkate alınmıyorsa bu saldırılar karşısında Rusya ve İran’ın ciddi bir tepki vermeleri gerekmez mi? Böyle ciddi bir tepki söz konusu olmadığına göre özellikle Rusya’nın ikili oynadığı akla geliyor. Kim bilir belki Rusya, Esad vasıtasıyla Türkiye’yi sıkıştırmak istiyor olabilir. Yani, bir yandan ABD, Türkiye’yi kendi yanında olması, S-400 füze savunma sistemlerini Rusya’dan almaması için bir takım yaptırımları uygulamaya koyarken buna karşılık Rusya’da farklı bir tutum sergiliyor olabilir. Çünkü Astana anlaşması gereği Rusya, Türkiye ve İran Suriye’de gözlem noktaları oluşturdular. Bu oluşturulan gözlem noktalarından Rusya ve İran’a ait olanlara yönelik bir saldırı söz konusu değilken sadece TSK gözlem noktalarına saldırı söz konusu olmasını sadece Esad’ın sınırı aşması olarak nitelendirmek eksik bir değerlendirme olmaz mı?

Suriye’nin belli bölgelerinde İdlib ağırlıklı olmak üzere Rusya, Türkiye ve İran’ın gözlem noktaları oluşturmasının sebebi rejim güçlerinin ve terör örgütlerinin sivillere yönelik saldırılarını önlemek, böylece ülkemize yönelik yeni bir göç dalgasını engellemek için oluşturulduğu düşünüldüğünde son saldırılar karşısında Türkiye’nin sesiz kalması düşünülemez. Zaten 10 numaralı gözlem noktasına ilk saldırının arkasından Türkiye çok net ve sert açıklamalarda bulundu, tekrarı halinde karşılık verileceği belirtildiğine göre ikinci saldırı belki de ülkemize yönelik yeni bir göç dalgası tetiklenmek isteniyor.

Bu noktada ABD’nin de Suriye’de terör örgütleri ile birlikte hareket ettiği, söz konusu terör örgütlerinin hedefinde genellikle Esad rejiminin olmadığı, sadece hâkimiyet alanlarını genişletmek ve ABD’nin elini güçlendirmek için hareket ettiklerini unutmamak gerekiyor. Sonuç olarak diyebiliriz ki, Suriye’de ABD ve Rusya birbirlerine zarar verecek bir harekette bulunmadılar, bulunmuyorlar. Onlar için Esad’ın iş başında kalmasının bir sakıncası yok. Eğer, ABD ve Rusya için Esad tehlikeli olarak değerlendirilmiş olsaydı şimdiye kadar Esad ülkeyi çoktan terk etmek zorunda kalırdı. Bu bakımdan Suriye’de ABD ve Rusya Esad’sız çözümden yana değiller. Esad’lı çözüm ise Türkiye’nin aleyhine bir durum. Buna rağmen  Esad rejimi Türkiye’nin askeri gözlem noktalarına saldırı cesaretini kendinde buluyorsa bu işin arkasında Türkiye’ye karşı dost gibi görünen ABD ve Rusya’nın desteğinin olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü sessiz kalmakta destektir.

- Milli Gazete, Abdülkadir Özkan tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/2611634/abdulkadir-ozkan/esad-cesareti-nereden-aliyor