O dall ve mudil kişi

Mehmed Şevket Eygi
Mehmed Şevket Eygi

Pek muhterem kardeşimiz... İsim vermek, polemik yapmak istemiyorum. Sorduğunuz o şahıs, birçok konu ve meselede Fırka-i Nâciye Ehl-i Sünnet ve Cemaatin dışına çıkmış dall ve mudil (sapık ve saptıran) bir kimsedir. Allah hepimizi ve onu ıslah buyursun.

Etrafına topladığı bazı cahil kimselerin ayaklarının kaymasına vesile olmuş, vebali katlanmıştır.

Biz Sünnî Müslümanların ana ölçüsü şudur: Bütün ihtilaflı meselelerde Ehl-i Sünnet haklıdır, söyledikleri doğrudur. Ehl-i Sünnete ters, zıt, aykırı fikirleri, görüşleri, re’yleri olanlar haksızdır. O zat Resulullah (Salât ve selam olsun ona) Efendimize gereken hürmeti göstermemektedir. Hz. Ömer radiyallahuanh Efendimiz hakkında saygısız bir dil kullanmaktadır. Kırdığı camların, devirdiği çamların haddi hesabı yoktur.

O, müctehid olmaktan geçtim, tabakat-ı fukahanın en alt derecesi olan ifta makamında bile değildir. Sözde ictihadlarında, fetvalarında hayli hatalar vardır. Hiçbir Sünnî Müslüman’ın bunlara itibar etmemesi gerekir.

Ankara’daki Diyanet’in ona ve benzerlerine cevap vermesi, ilmin irfanın ışığında bozuk ve yanlış görüşlerini red, ibtal, cerh, tâ’dil ve tashih etmesi gerekir. Maalesef bu yapılmıyor.

Dikkat buyurunuz, bendeniz polemik yapılsın demiyorum. İlmin ışığında çürük ve bozuk tarafları gösterilsin, düzeltilsin diyorum.

Diyanet bu konuda maalesef büyük vebal altındadır.

Tekrar ediyorum: Ehl-i Sünnete aykırı görüşleri olan, müctehidlik taslayan, ıslah perdesi ardında ifsad eden; bozuk, reformcu, dinde yenilik ve değişim taraftarı, mevrid-i nassa aykırı görüşleri olan, cumhur-i ulema dairesinden dışarıya çıkan kimseleri okumayınız, desteklemeyiniz, onlara itibar etmeyiniz, değer vermeyiniz. Cenab-ı Hak bizleri bu gibi fitnelerden korusun, onlardan uzak tutsun.

Bizim vazifemiz Sevad-ı Âzam dairesi içinde bulunmaktır. Fırka-i Nâciye, Ehl-i Sünnet ve Cemaat, cumhur-i ulema dairesinden çıkarsak ayaklarımız kayar ve büyük mânevî zararlara uğrarız.

***

Âhir zamanda çok yaygın olan şu üç şey dünyanın ve insanlığın sonunu getirecektir: Bina, zina ve riba.

***

Batı Avrupa topyekûn bir intihara sürükleniyor. Kendisi ile birlikte insanlığı da felakete sürüklüyor. Bunu ancak İslam durdurabilir.

***

İslam’ın ve Ümmet’in önündeki büyük engel radikallerdir.

***

Ölü değildi canlıydı ama ölü gibiydi. Ona çok önemli şeyler söyledim; dikkat eder, anlar gibi yaptı, lakin pek bir şey anladığını sanmıyorum. Onu bir müddet sonra tekrar gördüğümde eski tas eski hamamdı.

***

Geminin kaptan köşkünde, uçağın pilot kabininde muvafıklar ile muhalifler arasında dehşetli kavgalar cereyan ediyor. Allah vere de gemiyi batırmasalar, uçağı düşürmeseler.

***

O dünya ve ikbal sarhoşları mutlaka uyanacaklardır. Öldüklerinde... Uyanacaklar ama çok geç kalmış olacaklardır.

***

İrtibatsız, kopuk, kesik cümlelerle konuşan, ne dediği anlaşılmayan o adam acaba şizofreni hastası mıdır?

***

İleride mühendis veya teknokrat olmayacak kimselere matematik okutmamak gerekir.  İlköğretimdeki dört işlem, biraz matematik eğitimi onlara yeter de artar.

***

Müslümanlar birlik olsaydı, tek bir Ümmet olsaydı, başlarında kendisine biat ve itaat edilen kâmil ve râşid bir İmam bulunsaydı; bu rezaletler, bu zilletler, bu fitne fesatlar, bu yenilgiler, bu tezebzüb, bu anarşi, bu hercümerc olmayacaktı.

***

Avusturya’da bir bakan bir müteahhide ileride sana ihale veririz demiş. Duyulunca kıyamet koptu, bakan istifa etti, kabine sallantıda, başbakan güvenoyu isteyecek, ülke erken seçime gidiyor... Ne demek istediğimi anladınız mı?

***

Bayram tatilinin de bir mantığı vardır. Geçen sene bayramda çok mantıksızlıklar yapıldı. Hesap kitap yapmadan güneydeki bir şehre bir milyon kişi akın etti. Yollar tıkandı, yatacak yer bulamadılar, ekmek yemek su yok, meydanlarda parklarda yattılar, yestehlemek için WC de bulamadılar. Bayram yapalım derken rezil ve perişan oldular. Bunlarda akıl ve mantık var mı?

***

Bazıları, bozuntuya vermediler, bu kadar rezillikten ve rüsvaylıktan sonra, döndüklerinde ah ne eğlendik ne eğlendik edebiyatı yaptılar.

***

Teorik mantık fazla bir şey kazandırmaz. Önemli olan pratik=amelî mantıktır. Kendine yeni bir gömlek alacağın zaman bile bu mantığa ihtiyacın var. Pratik mantık ahlak (etik) ile iç içedir. Bu ikisine sahip olan kimse, bildiklerini hayata uygulayabilirse mantıksızlık ve ahlaksızlık yapmaz, dengeli ve haysiyetli bir ömür sürer.

***

Lüks ve pahalı mekânlarda yemek yemeyi bir statü, bir tutku haline getirenler; hem paralarını, hem de (maddî ve mânevî) sağlıklarını yitirirler.

***

İslam’ı doğru bilen, bildiklerini hayata uygulayan bir Müslüman, Allah’ın izni yardımı fazlı keremi ile kurtulur.

- Milli Gazete, Mehmed Şevket Eygi tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/2581549/mehmed-sevket-eygi/o-dall-ve-mudil-kisi