Yüzyıl Sonra Başa mı Dönüyoruz?

Mustafa Kaya
Mustafa Kaya

Bugün 19 Mayıs. Milli Mücadelemizin başladığı günün 100. Yıldönümü. Bugün Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışı ile başlayan, Erzurum ve Sivas kongreleriyle devam eden Kurtuluş Savaşımızın ilk adımlarının atıldığı gün.  Bu gidişin detayları neydi, neden böyle bir karar verildi, bu yolculukta sarayın rolü var mıydı gibi sorular bu zamana kadar çok soruldu. Bu noktada Murat Bardakçı’nın geçen yıl, 19 Mayıs 2018 tarihinde, Habertürk’teki yazısına bakmanızı tavsiye ederim. Orada belgeleriyle ortaya konan cevapları bulabilirsiniz. (https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1974048-iste-mustafa-kemal-pasaya-verilen-samsun-talimatinin-sultan-vahideddin-imzali-orijinal-nushasi )

Bendeniz asıl bugün yüzyıl sonra ne durumdayız sorusunun cevabını aramak istiyorum. Zor ve sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Bir asırda köprünün altından çok sular aktığı doğru ama bugün hangi durumda olduğumuzu tahlil edebilecek objektif değerlendirmelere ihtiyaç var. Siyasi kariyer derdi olanların, bu hesapların altında kalabileceği günler çok uzağımızda değil. Coğrafyamız savaş oyunlarının laboratuarına dönüştürülmüş durumda. Milli güvenliğimiz bıçak sırtı bir noktada bulunuyor. 2023 diye bir tarih üzerinde duygusal çıkarımlar yapıyoruz ama sanki bölgemizde yaşananlar, iyi niyetli olmamızın önündeki en büyük engel olarak duruyor. 20-25 yıl öncesine göre çok daha riskli bir atmosferde, bulanık sularda yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada kıyamete kadar kalacağımızı söylediğimiz halde, bunu gerçekleştirebilmek için doğru adımları atabiliyor muyuz sorusu en can alıcı soru. Hem içerde hem de dışarıda olup bitenleri doğru bir şekilde masaya yatırmak zorunda olduğumuzun farkında mıyız emin değilim.

Suriye meselesinde yapılan hataları ne anlatmak, ne de anlamak mümkün. Şimdi sonuçlarını konuşmaktan başka bir şey yapamıyoruz. Kıbrıs’ta göz göre göre düşülen tuzakları yorumlamak bile insanı kahretmeye yetiyor. Doğu Akdeniz en önemli kuşatma hamlesine dönüşmüş durumda. Irak “Sarı Öküz”dü verdik ama doymak nedir bilmiyorlar. Önce Suriye’yi geri dönülmesi zor bir duruma soktular, şimdi ise gözlerini İran’a diktiler. Ardından doyacakları zannediliyorsa, geçmiş olsun demekten başka bir söz akıllara gelmiyor.

Bu millet Kurtuluş Savaşı’nı verirken tek yumruk idi ama bugün düşmanı dışarıda aramaya gerek kalmadı. Kendi içimizde düşman(!) kamplara ayrılmış durumdayız. Toplumsal dinamikler açısından bir asır öncesine göre daha gerilerde miyiz diye bir endişeye kapılıyorsak çok da haksız sayılmayız.

Evet, bugün bir Kurtuluş Savaşı’na daha ihtiyacımız var. Bu savaş önce kendi nefislerimizle olmalı. Bencillikten, vurdumduymazlıktan, nemelazımcılıktan kurtulma mücadelesi vermek durumundayız. Adaletle hükmetmeli, emanet sahibi olmalı ve istişare denilen güvenli limana demir atmalıyız. Bu milletin “asgari müştereklerini” hatırlamalı ve ona göre hareket etmenin ne kadar hayati olduğunu yeniden idrak etmeliyiz. Bu devletin, bu milletin her birimizin şahsi maddi ve ikbal çıkarlarından çok daha önemli olduğunu unutmamalıyız. Tarihimizin bize yüklediği misyondan ne kadar haberdarız sorusuna doğru cevaplar vermeliyiz. Söylem ile eylem arasındaki olmazsa olmaz uyumu sağlamak için kendi kendimizi ciddi olarak masaya yatırmalıyız. Kanuni Sultan Süleyman nasıl hükümdar olduğu 46 yıl boyunca kararlarını alırken fetvalara başvurdu ve öldüğünde de o fetvaların sandıkla tabutuna konulmasını isteyecek kadar titiz davrandıysa, bugün bizler de kılı kırk yaracak şekilde adımlar atmalı ve tarihin bizi nasıl kaydetmesini istiyorsak, öylece hareket etmeliyiz. Unutulmamalıdır ki, gaflet denizlerinde kat edilen yol, selamete değil, yok oluş girdabına atılan kulaçlardır.

Bu vesile ile milli mücadelemizin yüzüncü yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, bütün cepheleri kanlarıyla sulayan şanlı ordumuzun subayından, erine bütün mensuplarını ve Kurtuluş Savaşımızın kazanılmasında zerre kadar emeği geçmiş, farklılıklarıyla tek renk, tek yürek olmuş ecdadımızın bütün fertlerini rahmetle ve minnetle anıyorum.

 “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın”

 

- Milli Gazete, Mustafa Kaya tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/2552595/mustafa-kaya/yuzyil-sonra-basa-mi-donuyoruz