Ramazan mü’minleri inşa eder

Ramazan bizi inşa eden, ötekiyle, bizim dışımızdaki insanlarla ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmemize imkânlar sunan bir fırsat iklimidir. Bu sebeple Ramazan’ı, dış dünyayı, bizim dışımızdaki insanları gözetlemek, fark etmek, onlarla paylaşmak iklimi  olarak görmek lazım. Hem takva duygusu kazanma imkânımız var Ramazan’da hem de insanlara ait ihsan, iyilikleri kuşanma iklimi sunduğu için önemli bir fırsattır Ramazan.

Nedim ODABAŞ

Hocam, rahmet, bereket ve gufran ayı Ramazan ayı içerisindeyiz. Biz mü’minler olarak bu ayı nasıl idrak edelim, nasıl istifade edelim. Anlatır mısınız?

12 ayın içerisinde bir ay var ki, Kur’an-ı Kerim’de  rahmet, gufran ayı olarak, Kur’an ayı olarak zikredilen dolayısıyla Ramazan’ın rahmeti, bereketi, rahmeti hiç şüphesiz  o ayda meydana gelen  olaylarla, Kur’an’ın o ayda, Kadir Gecesi’nde inmeye başlamış olması, daha sonraki süreçlerde de oruç gibi takvaya erdirecek olan bir ibadetin farz kılınmış olması, Ramazan’da oruç dışında nafile ibadetler, zekât ve nafile sadaka gibi ibadetlerin, zikir gibi ibadetlerin, tesbihatın çokça yapıldığı bir iklim olması itibarıyla çok anlam ifade ediyor. Efendimiz’in tavsifiyle “Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden azad olma ayı” olarak ifade edilen Ramazan ayı. Bu bakımdan Ramazan’ın gelişini mü’minler gafletle idrak etmesinler diye bizim kültürümüzde bir üç aylar kültürü gelişmiş ki, Efendimiz’in tavsifiyle Recep ve Şaban ayları, bir bakıma intibak ayı, Ramazan’a uyanıklık, Ramazan’a diri bir gönülle sahip olmak için bir hazırlık süreci. İnsanın gönül dünyası dış etkilere açık. Kirleniyor, tozlanıyor, gündemi değişiyor, gündeme başka şeyler geliyor. Ve maalesef öncelikli olan gündem maddelerimiz, başka yerlere düşüyor. Ramazan iklimi bir bakıma bizim asıl gönül gündemimizin ne olması gerektiğini bize hatırlatarak toparlanmaya vesile oluyor. Daha önceki dönemlerde dünyevi meşgalelerle gafletle efendim işte iş güç saikiyle, daha mazlum ifadeyle sığınamayacağımız şeyler Ramazan’da sığınamayacağımız hale geliyor.  Ramazan’da artık rahmet iklimi, mağfiret iklimi, burada duyarsızlığımızın yeri  olmadığını hatırlatıyor.

Ramazan’a hazırlığımız çok önemli

Üç aylar iklimi bizi Ramazan’a hazırlıyor. Ramazan’a o yüzden biz her ibadette olduğu gibi hazırlıklı olarak girmiş oluyoruz. Bütün ibadetlerimizin hazırlık safhası var. Hiçbir ibadete elektrik düğmesini açar şalteri açıp/kapatır gibi girmiyoruz. Mesela, namaz, günde 5 vakti kıldığımız namazın bir hazırlık safhası var. Hadesten taharet diyoruz, necasetten taharet diyoruz, vakit diyoruz, istikbali kıble diyoruz, iftitah tekbiri diyoruz. Altı tane madde saydım ki, bu altı maddeyle namaza giriyoruz. Ramazan’da böyle. Ramazan’da biz üç aylar iklimiyle hazırlanıyoruz. Dikkatimiz rikkatimiz heyecanımız, coşkumuz, ailemiz, farkındalığımız artsın diye, Ramazan’ı idrak edebilelim. Konstrasyonu yüksek huşu içinde bu hazırlıklarla biz dünyanın kirliliğinden soyutlanıyoruz. Hatta bu namazı cemaatle kıldığımız zaman sevabı fazladır diye en sevdiğimiz hane halkından çıkıp mescide gitmemiz, camiye gitmemiz, camiye giderken sokağımızı terk etmemiz, caminin bulunduğu yerle muhatap olmamız, orda da mezar taşlarıyla muhatap olmamız ölümün soğukluğunu hissetmemiz, rabıta-i mevt yaparak camiye girmemiz, sağ ayağımızı atarak girmemiz, tahiyyetül mescid yaparak nafile namaz kılmamız, daha sonra kametle ilahi duruşa durmamız gibi, Ramazan’da da biz üç aylar iklimiyle Ramazan’a Resulullah Efendimiz bizi Ramazan’a hazırlıyor. Ki gafletle geçirecek zamanımız olmasın. Ramazan bizi memnun olarak hoşnut olarak ayrılsın.

Ramazan empati mevsimidir

Onun rahmetine şefaatine mazhar olalım.  Resulullah Efendimizin çok meşhur bir hadisi şerifi var. Diyor  ki Resulullah Efendimiz, minbere çıkıyor, üç basamağa, üçünde de duruyor,  Ve diyor ki, “Adım yanında anıldığı halde bana selatu selam getirmeyen kimsenin kıyamet gününde burnu yerlerde sürünsün” dedi Cebrail (as) ben Amin dedim.  İkinci basamakta dedi ki, “Anne babası ya da ikisinden birisi yanında ihtiyarladığı halde onların rızasını alamadan ölen kimsenin kıyamet günü burnu yerlerde sürünsün” Amin dedim.  Üçüncü basamakta “Ramazan’a ulaştığı halde Ramazan’ı  idrak ettiği halde, Ramazan’ın feyzinden, rahmetinden istifade edemeyen kimsenin de kıyamet günü burnu yerlerde sürünsün” ya Resulallah dedi. Ben de amin dedim” Bu hadisi şerife baktığımızda Ramazan’ı büyük bir tenebbühle, uyanıklıkla basiretle, göz açıp girmemiz gereken bir ibadet ve ay boyu da uyanık geçirmemiz gereken bir ay. İmsakiyle, orucuyla, iftarıyla, teravihiyle, 5 vakit namazıyla, Ramazan boyunca yapılacak hayır hasenatıyla, iftar vermekle insanlara oruç tutanlara oruç açtırmakla, sadaka vermekle,  zekat vermekle, Kur’an’la daha fazla yoğunlaşarak, bizzat hatim ederek, mukabelelere katılarak, Kur’anla bütünleşerek dolu dolu yaşamak Ramazan’ı gerekiyor. Diğer iklimlerden farklı şeyler sunuyor Ramazan. Bize tevavih imkanı sunuyor Kur’anı daha bol okuma iklimi sunuyor. Ve orucun fakirleri anlayabilme gibi bir duyguyu yaşatıyor. Aç açın halinden anlar. Aç olmayan açın halinden anlamaz.  Onun için biz oruçtaki açlık duygumuzla fakirler ne çeker, açlar ne çeker bunu anlama imkanına sahibiz.Empati kurabiliyoruz açlıkla. Ramazan’ın bizi inşa eden ötekiyle bizim dışımızdaki insanlarla ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmemize imkanlar sunan bir imkandır. Bu sebeple Ramazan’ı dış dünyayı bizim dışımızdaki insanları gözetlemek fark etmek,  onlarla paylaşmak iklimi  olarak görmek lazım.  Hem takva duygusu kazanma imkanımız var Ramazan’da, hem de insanlara ait ihsan, iyilikleri kuşanma iklimi sunduğu iç in önemli bir fırsattır Ramazan.

Ramazan Kur’an ayıdır

Hocam, Ramazan ayı Kur’an ayı. Bu ayda mukabele geleneğimiz var. Sizler de İstanbul Müftülüğü olarak İstanbul’un değişik bölgelerinde mukabele geleneğini sürdürüyorsunuz. Biraz bundan bahseder misiniz?

Mukabele geleneği nebevi bir gelenektir. Hz. Peygamber (sav) Medine döneminde Ramazan ayında  o güne kadar inen Kur’an-ı Kerim’i karşılıklı olarak mukabele etmişlerdir, Cebrail dinlemiş Peygamberimiz okumuş, Cebrail okumuş Peygamberimiz dinlemiştir. Hatta son  Ramazan’da bunun iki defa gerçekleştiği rivayeti de vardır. Efendimiz’in Cebrail ile gerçekleştirdiği mukabele geleneği Efendimizden sonraki süreçte ümmet-i Muhammed (sav) camilerde mabetlerde veya kendi evlerinde dinleyicilere okumak. Dinleyenlerin de Kur’an’la yüzünden takip ederek sürmelerini sağlamak şekilde hatim geleneği sağlamışlardır. Bizim inancımıza göre Kur’an hem lafzıyla hem manasıyla bir mucizedir.  Onun lafzını okumak suretiyle insanın zihnine, kalbine, gönül dünyasına etki eden önemli yönleri vardır. Bu yüzden Ramazan’da oruçla beraber Kur’an-ı Kerim’in Fatiha’dan Nas Suresi’ne kadar okunması bu nevebi  sünnetin bir idrakidir. Ramazan’ı bir Kur’an ayı olarak idrak etmenin de güzel bir vesilesidir. Biz de bu asırlardır devam eden geleneği Selattin camilerimizde belli başlı camilerimizde hafız hocalarımızla daha çok öğle vakitlerimizde sabah vakitlerimizde, öğlen ikindi namaz öncelerinde yer yer mukabele geleneğimizi devam ettirmeye çalışıyoruz. Biz bu hatim geleneğini teravihleri de hatimle kıldıracak olan  hafız hocalarımızla zenginleştirmeye çalışıyoruz. Efendimiz (sav) sonraki süreçlerde teravih namazlarının da hatimle kılınması geleneği bizim kültürümüzde vardır. İstanbul’da da sayıları azımsanamayacak kadar bu sene biz  planlama yapıyoruz.

Zekât potansiyeli fakirliği ortadan kaldırır

Hocam Ramazan’ı sosyo ekonomik bir yönü de var. Müslümanlar genelde zekâtlarını, sadakalarını Ramazan’da vermeye gayret ediyorlar. Bu konuda  neler söylersiniz?

Ramazan’da açlık duygusu insanda farkındalığı, empatiyi tetikleyen bir özelliğe sahiptir. İnsanlar acın halinden daha iyi anladıkları için hem iftar sofrası açarak hem de fakirlerin dertlerine dokunacak işler yapmaya çalışıyorlar. Tezkiye kökünden gelen zekat farizası bizim daha çok Ramazan ikliminde gerçekleştirmeye çalıştığımız bir ibadettir. Ramazan’da verilecek diye bir kayıt yok  zekatın. Zekat için aslolan malın üzerinden nisap miktarının üzerinden bir yılın geçmesidir. Ama Ramazan’da Allah’ın bizim infaklarımıza daha çok ecir vereceğinden ve Ramazan’da insanlarımızın ihtiyaçlarının görülerek bayrama daha mutlu çıkmaları sağlanacağından insanlar zekatlarını Ramazan ayında verirler. Böylelikle kendi gönül dünyalarında Ramazan’ın rahmeti ve bereketiyle bir coşku meydana gelir. Böylelikle diğer insanların Ramazan’dan ekonomik olarak da fayda  sağlayacak bir iklim meydana gelir. Bir de Ramazan’ın bayram sabahı  itibariyle vacip ola n ve verilen Sadaka-i fıtır vardır. Ramazan’a sağlıkla  kavuştum,  oruç tutmaya da  muvaffak oldum diye insanların bir infak var. Bu da her sene açıklanıyor biliyorsunuz, bu sene daha açıklanmadı. Bu miktar üzerinden oruç tutan herkes ihtiyaç sahibi insanlara böylece infakta  bulunur. Ki bunu bayram öncesinden vermek uygun olur. Ramazan Bayramı’na giren insanlar ihtiyaçlarını karşılasınlar, bayramın sevincini aile olarak, toplum olarak yaşamış olsunlar. Zekat potansiyeli ülkemiz için anlamlı, çok anlamlı ve önemli. Keşke bütün insanlarımız zekatı 40’ta bir mal emtiasından veya öşür olarak da ticaret malından  verebilseler, bu potansiyel ülkemizde fukaranın kalmayacağı sosyo ekonomik bir durumu getirir. Ama verenler verdikleri için kazanıyorlar, alanlar da aldıkları için kazanıyorlar. Cenab-ı Hak inşallah  bu gani gönüllü Müslümanların sayısını artırsın. Mal verdiği kullarına malına güvendirmesin, kendisine güvendirsin.

- Milli Gazete, Ramazan bölümünde yayınlandı
https://www.milligazete.com.tr/haber/2503547/ramazan-muminleri-insa-eder