Şehir Ve Medeniyet

Muhammet Esiroğlu
Muhammet Esiroğlu

Şehir, medeniyetin mekânsal karşılığıdır, medeniyeti bağrında inşa eden, taşıyan ve yaşatan mekândır. Şehirler, üzerinde, mensubu olduğu medeniyetin izlerini taşır. İslam medeniyeti, ilk nüvelerini Medine şehrinden aldı, medeniyet orada yükseldi, İslam şehrinin ana karakteri de orada oluştu. Medine, İslam’la şehirleşti, medeniyet Medine şehrinden ilham aldı. Bu yüzden şehir ve medeniyet birbirlerini tamamlayan iki olgudur.

Şehirler, dediğimiz gibi, medeniyet kodlarını üzerinde taşır. Geçmişte de bu böyle olmuştur günümüzde de. Modern şehirlerin keşmekeşliğini yine buna yorabiliriz. Nasıl ki İslam şehirlere bir nefes verdiyse, ortaçağ Avrupa’sında Hıristiyanlık, modern dönemlerde ise kapitalizm aynı şekilde şehre nefesini vermiştir.

Max Weber kapitalizme meşruiyet sağlayabilmek adına Protestan ahlakı kavramını gündeme almış ve dini kapitalist nizamla barıştırmaya çalışmıştır. Bunun gibi modern şehirlerin yapısı da kapitalist nizamın uygulanabilirliğini arttırmaya dönük şekilde kurulmuştur. Kapitalizm şehirleri, şehirler ise kapitalizmi etkilemiştir.

Modern şehirler kapitalizmin toplumsal mekânlarıdır. Bu mekânların inşasında kapitalizmin birçok yönünü görebiliriz. Mesela paylaşımdaki adaletsizliğin yansıması modern şehirlerde kendini göstermiştir. Üretimin ihtiyaçları gözetmeden artması kapitalizmle inşa edilen modern şehirlerde mümkün olmuştur. Bunun yanında tüketim alışkanlıklarının değişmesi yine şehrin şekillenmesinde önemli etkendir.

Bizler İslam medeniyetinin yeniden çağa nefesini vermesini istiyorsak; öncelikle mekânın ruhuna kendi kodlarımızdan üflemeliyiz. Bunun için şehri sadece insanların bir arada yaşadığı bir mekân olarak tasavvur edemeyiz. Bir arada yaşayabilmenin yolu sadece mekânı paylaşmaktan geçmiyor. Asıl olan o mekânı birlikte anlamlandırabilmektir, işte bu medeniyetin bize sunduğu bir imkândır.

Şehirleri bu noktaya yerleştirdikten sonra şehrin yönetimlerinin ne kadar önemli olduğunu idrak edebiliriz. Bunun için yerel siyasetin belirlenme sürecini dikkatli bir şekilde yürütmeliyiz. Yerel seçimlerin önemi asıl buradan kaynaklanıyor. Yoksa yerel seçimler, merkezi hükümeti bütünüyle etkileyebilecek bir netice doğurmaz. Yerel seçimleri kazanmak adına önemini ve önceliğini başka alanlara yönelterek bir beka sorunu çıkarmak bu seçimler için anlamsızdır.

Bu seçimlere yönelik olarak bir beka sorunundan bahsedecek olursak bu ülkenin bekasıyla alakalı değil, imtiyazın, ihtişamın ve rantın bekasıyla alakalıdır. Eğer bir beka sorunu varsa bu aslında şehirlerimizin beka sorunudur. Beka sorunu dediğimiz husus talan edilen doğanın ve üzerine beton dökülen yeşilin beka sorunudur. Bizim gözümüzde, tahrip edilen tarihi mekânlar ve yok sayılan kültürel miras beka sorunuyla karşı karşıyadır.

Bu münasebetle şehre anlam yükleyen, şehre kimlik veren, şehri hem maddi hem de manevi anlamda güzelleştiren bir yönetim anlayışına ihtiyacımız olduğunu kabul etmeliyiz. Yerel seçimler bunun için bize fırsat sunuyor. Bugüne kadar yürütülen kavgacı seçim propagandalarının toplumsal barış anlamında bize ne kadar zarar verdiğini görebiliyoruz. En azından bu süreci bir imkân olarak görüp şehirlerimize ve kendimize bir güzellik yapmalıyız. Bunun için her şeyden önce dürüstlüğe talip olmalıyız.

- Milli Gazete, Muhammet Esiroğlu tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/1920780/muhammet-esiroglu/sehir-ve-medeniyet