Kitap Dünyası

Burhan Bozgeyik
Burhan Bozgeyik

Her İstanbul seyahatim gibi, bu defaki seyahatim de dolu dolu geçti. İstanbul bir âlem. Bizim Gaziantep’e göre orada hayat, “hızlandırılmış film gibi”. Yolda ağır ağır yürüyene rastlayamazsınız. Herkes koşar adım gidiyor. Ya otobüse, minibüse, ya metroya, metrobüse, ya vasıtadan inip evine doğru… Ama hep koşar adım. Zannedersiniz, bizim memleketteki gibi kostak kostak yürüyenleri döverler…

Biz de 33 yıl yaşadığımız bu şehr-i İstanbul’a uyduk. Akrabaları, dostları, ahbapları, arkadaşları süratli bir şekilde ziyaret ettik. Gazeteye uğradım, geceli gündüzlü koşturan bu fedakârları teşehhüt miktarı ziyaret ettim. Yayınevlerine uğradım. Bu dertli taife ile hasbıhal ettim. Yayıncılığın çok çok zorlaştığını bir de onların ağzından dinledim. 

Âcizane kanaatime göre, bir ülke için, yayıncılık, bilhassa kitap yayını, millî savunma sanayi ile eşdeğerdir. Çok gelişmiş cihazlarınız, araç ve gereçleriniz, silahlarınız olabilir. Ancak, aklı ve kalbi kitaplarla gelişmemiş insan gücünüz yoksa bütün bunlar boştur.

Dünyada mühim işler başarmış şahsiyetlere, idarecilere, kumandanlara, zaferlere imza atmış orduların efradına bakınız, hepsinin “okumuş adamlar” olduklarını görürsünüz. Cehalet ancak zillet getirir, mağlubiyet getirir. Bir Fatih Sultan Mehmet’e bakınız, gece gündüz okuyordu. Bir Yavuz Sultan Selim’e bakınız, seferlere bile develer yükü kitaplarıyla gidiyordu. Bir Selahaddin Eyyûbi’ye bakınız. Kudüs’ü düşmandan okumuş askerleriyle kurtardı. Hakeza devrinde dünyanın en büyük ordularının tamamını Hıttîn Çölü’ne okumuş askerleriyle gömdü. Emrindeki muazzam askerî güce rağmen, Kudüs’ü işgal eden Haçlıların üzerine gitmedi. Yaklaşık 10 sene hem askerini, hem halkını eğitti. Doğru İslâmiyet’i ve cihadı anlattı. Yani bir okuma seferberliği başlattı. Kitaplarla bu candan dostluk zaferler getirdi. Şeyh Şamil de öyle yaptı. Yaklaşık 15 sene bir asırdır esaret altında yaşayan halkını okuttu, eğitti. Ondan sonra koca Rus ordularına diz çöktürdü.

İşleri güçleri slogandan ibaret olanlar, okumayanlar, saman alevine benzerler. Bir an parlarlar, sonra sönüp giderler. Okuma yolunu tercih edenler, kitaplarla dostluk kuranlar ise, zahmetli bir yolu seçmiştir, ama o yolun sonu zaferler kazanmaktır.

Bu seyahatimde en çok, kitaplarla haşir neşir olanlarla görüştüm. Kısa günün kârı, değerli eserlere sahip olmak oldu. Hem de imzalı… Ravza Yayınevi’nde karşılaştığım Hindistanlı değerli âlim Halid Hasan Hindâvî değerli eseri “Rahman Sûresi’nin Tefsiri”ni hediye etti. Mustafa Kasadar Hocam, “Vahiy Kültürü” ve “İslâm’a Davetin Öncelikleri” kitaplarını hediye etti. Bilali Yıldırım “İyi Dertler Arkadaşlar” kitabını imzalayıp hediye etti. Kitabı yolda okumaya başladım. Akşam devam ettim.42. sayfaya gelince, “Bu kadar dert yeter şimdilik” deyip ara verdim. Evet, İslâm coğrafyasının dertlerine az çok aşinaydık, ancak o dertlerin arasından “bir taneciğin” bile san’atkârâne bir şekilde işlenmesiyle o dertler sanki narkozlaşmış ümmet için uyarıcı tokatlar gibi oluyor. Bilali kardeşime, “kalemine sağlık” diyorum ve serinin diğer kitaplarının vücut bulmasını temenni ediyorum.

Avrasya Kitap Fuarı’nda yayınevlerini gezip kitapları inceleme fırsatı buldum. Orada kadim dostlarla karşılaşmamız ise latif bir tevafuk oldu. Mehmet Nuri Yardım ile Nurettin Taşkesen Mihrabad Yayınları standında idiler. Ali Erkan Kavaklı ise hemen karşıda Ensar Yayınları standında imza merasiminde idi. Dördümüzün de ortak noktası İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu olmamız idi. Tanışıklığımız da fakülte yıllarına dayanıyordu. Değerli dost Nurettin Taşkesen ile aynı müessesede çalışmış, yemekhanede karavanaya birlikte kaşık sallamıştık. Yani aramızda böyle bir hukuk da vardı. Ancak kendilerini görmeyeli uzun yıllar olmuştu. Doğrusu bu karşılaşmaya çok sevindim. Nurettin Taşkesen, son eseri “Özgür Kudüs’ün Şifresi” eserini imzalayıp hediye etti. Ben fakülteye başladığımda son sınıfta olan Ali Erkan Kavaklı dostumuz ise son eseri “15 Temmuz’da Tankları Vuran Ebabiller” eserini imzalayıp hediye etti. Böylece çantam bu güzel eserlerle dolu vaziyette memlekete döndüm. Zihnimde ise yayıncıların meseleleri dönüp duruyordu. Allah kolaylık versin. İnternetmiş, sosyal medya imiş, televizyon imiş… Onu bunu bilmem, dünya kitaplarla güzel. “El ilmü saydun, velkitâbetü kaydun” demişler. Yani, “İlim bir avdır, yazı ile avlanır.” Kitabın yerini sanal âlem tutamaz, vesselam…

- Milli Gazete, Burhan Bozgeyik tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/1903855/burhan-bozgeyik/kitap-dunyasi