Belediye vurgunları

Ekrem Şama
Ekrem Şama

Aslında Sayıştay elemanı olup, defter kitap incelemesi yapmaya gerek yok. Yüzeyden bakınca da çok şey anlaşılabiliyor:

Kentsel dönüşüm projelerinde verilen yoğunluğun kat kat arttırılması nelerin sonucudur? Her ay değişen kaldırımların yeniden defalarca sökülüp yapılmasının sebebi nedir? Akşamları eğlence ve yeme içme yerlerinin kapısına park etmiş resmi plakalı, ya da üstünde belediye amblemi olan araçlar neyin nesidir? Görevden uzaklaşmaları “rica” edilen büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanlarının, bu ricalara muhatap olma sebepleri nedir? Bu ve bunun gibi görüntüler, hemen göze çarpan işaretler. Ama Sayıştay’ın denetleyebildiği çok az sayıdaki belediye ve belediye kuruluşlarındaki vurgunlar, akıllara ziyan görüntüler oluşturuyor. Öyle gözüküyor ki, yolsuzlukların üzerine gitmek yerine, ortaya çıkartıp raporlara yansıtanlar cezalandırılıyor. Demek ki artık denetleme yoluyla bu vurgunların ortaya çıkarılıp önlenmesi de pek mümkün gözükmüyor.

Belediyelerde ne büyük soygunlar olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil. Ama Sayıştay raporlarına geçmiş bazı soygunlar dudak uçuklatıyor. Kilometre başına onlarca litre “yakan” otomobiller mi ararsınız? Bir ay eğlence uğruna verilen milyonlarca lira para mı arasınız? Beş stadyum maliyetine bir stadyum yapan, ama onu da hâlâ bitiremeyen belediyeler mi arasınız? Yüzlerce milyon lira harcayarak yaptıkları kongre merkezlerini yıllık birkaç yüzbin liraya yandaşlara kiraya verenleri mi ararsınız? Tarihi dokunun içine eden belediyeler mi ararsınız? Yönettiği şehre ihanet edenleri mi ararsınız? Nasılsa gökyüzünde bir engel yok deyip, 80-100 kat ucubelerin dikilmesine “göz yuman” belediyeler mi ararsınız? Sultanahmet Camii’nin minarelerinin arasına beton bloklar eklercesine siluetin içine edenler mi ararsınız?

İsraf adam boyunu geçmiş, vurgun ve soygunlar adiyattan işler haline gelmiş, kimsenin hesap soramadığı, bıyığını balta kesmez başkanlar türemiş, yandaş şirketlerin mantar biter gibi yerden fışkırdığı bir ortam oluşmuş.

Bu ortamda yetimi kim düşünür, öksüzü kim hatırlar, halkın kaynaklarının çarçur edilmesini kim önler?

Unutulmasın ki, bu haram servetler kimsenin yanına kalmaz. Bu haramzadelerin çoluk çocuk, yedi göbek sülalesi iflah olmaz. Yenilen, içilen ve biriktirilen bu gayrimeşru servetler dolayısıyla, asıl sahipleri ile “helalleşme” imkânı da olmaz. Bu dünyada hesap soran çıkmaz ise, bunun asıl hesaplarının sorulacağı gerçek bir dünya da var. Unutulmasın! Ama bu, bu dünyada hesap sorulmayacağı, yapılan bu gayrimeşru vurgunların sahiplerine fayda getireceği de sanılmasın.

Sayın Cumhurbaşkanımızla Büyükşehir Belediye Başkanlığı sırasında beraberce çalıştığımız dönemde, yine beraberce tanık olduğumuz bir örneği vermenin tam sırasıdır:

Yıl 1994, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kazanmıştık. Bir dizi ziyaretle belediyeyi ve müesseselerini devralıyorduk. Ziyaret sırası İSKİ’de idi. Belediye Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında bir gurupla birlikte İSKİ binasındayız. CHP’li meşhur Ergün Göknel’in Genel Müdür olduğu İSKİ’yi devralacağız. Kendisi ortalıkta yok. Bir toplantı düzenledik. Yeni atadığımız görevlilerin yanında, bazı eski görevliler ve bir de eski müteahhit vardı. İSKİ’nin nasıl vurgun ve soygunlara alet edilmiş olduğu konuşuluyordu. Müteahhit söz istedi:

-Efendim burada aklın havsalanın alamayacağı vurgunlar yaşandı. Hepsini sayıp dökmek zor. Mesela olmayan yatırlımlar yapılmış gibi hayali evraklar tanzim edilerek istihkaklar alındı. Bu şekilde yapılan vurgunun haddi hesabı yok. Belirli bir müteahhit gurubu ile akıl almaz soygunlar yapıldı. Misal olarak söylüyorum, bir dere ıslahı için düzmece evrak tanzim ettiler. Olmayan bir dere, güya el ile kazı yapılarak ıslah edilmiş gibi para aldılar. Misli misli fiyatlarla daha neler neler yapılmış gibi gösterildi.

Ben araya girmiş ve sormuştum:

Adamın yüzü gerildi, gözleri daldı, kafasını sağa sola sallayarak mırıltı halinde cevap verdi:

Başkanımız dâhil şaşkınlıktan ve hayretten gözlerimiz fal taşı gibi açılmış, bir birimize anlamlı anlamlı bakmıştık. Tüyü bitmedik yetim hakkını yemenin sonuçlarını birinci elden canlı olarak dinlemiştik.

Milli Görüş kadroları Allah’ın yardımı ve bütün teşkilatlarımızın katkısı ile o kokuşmuş İstanbul Büyükşehir Belediyesi, başta İSKİ olmak üzere, belediye yan kuruluşlarını bu halde iken teslim almış, muslukların başına Milli Görüşçü sadece 150 emin kişi getirmiş, yaklaşık 12 ay içinde tıkır tıkır işleyen bir sistem kurmuş, bataklıkları kurutmuş, rüşveti büyük ölçüde önlemiş, borçları ödenmiş bir belediye haline getirmiştik.

Biz İstanbul’daki başarılara şahit olduğumuz için bu örneği verdik. Sadece İstanbul’da değil elbet. Bütün Türkiye’de bu başarılmıştı.

Şimdi o kokuşmuşluk daha büyük boyutları ile geri gelmiştir maalesef. Ergün Göknel’lerin rekorları defalarca yeniden kırılmıştır.

Demek ki maharet şu veya bu şahısta değil, Milli Görüş zihniyetindedir.

İnşallah bu kokuşmuş bataklıkları kurutmak da yine Allah’ın yardımı ile Milli Görüş zihniyetli, Saadet Partisi kadrolarına nasip olacaktır.

PARALAR

Hep helalinden kazanılmalı,

Makamlar, şöhretler, paralar;

Edinmişse haram yoldan malı,

Bunlar bir gün kişiyi paralar…

- Milli Gazete, Ekrem Şama tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/1757397/ekrem-sama/belediye-vurgunlari