Münafık

Burhan Bozgeyik
Burhan Bozgeyik

Münafık, insan nevinin en sefihidir. Bunlar insan sınıfından gözükmekteyse de gerçekte insan değillerdir. Bunlar zahiren iman etmiş gözüken, ama gerçekte iman etmemiş olan kimselerdir. Bunlar, gerçek iman sahiplerine karşı kin doludurlar. Kendilerini çok zeki, çok üstün görürler, Müslümanları küçümserler. Müslümanlar kâfirler tarafından öldürülecek olsalar, hakarete ve zulme maruz kalsalar, münafıklar buna için için sevinirler. İşte bu yapılarından dolayı, cehennemin en aşağı tabakasında münafıklar olacaktır.

Münafıklar kesin olarak ancak vahiyle bilinir. Rabbimiz (c.c.) münafıkları Peygamber Efendimize (a.s.m.) bildirmiş, Resul-i Ekrem de münafıkların ismini yalnızca bir sahabeye (Hz. Huzeyfe’ye –r.a.-) söylemiş ve hiç kimseye söylememesini de tembihlemiştir. Münafıkların bu şekilde ifşa edilmemesinin pek çok hikmeti vardır. Bazıları şunlardır: 1) Böylelikle küfür aleniyete çıkarılmamaktadır. 2) Belki tevbe ederler. 3) Diğer kâfirler, “Müslümanlar kendilerinden olanları öldürüyor” demesinler, diye…

Vahiy devri geçtiğine göre münafıkları nasıl tanıyacağız? Bu hususta da ilk rehberimiz, Kur’ân-ı Kerim’dir. Pek çok ayet-i kerime, âdeta “münafıkları tanıma rehberi” gibidir. Bakara Sûresi’nin 8-20. ayet-i kerimeleri, Münâfıkûn Suresi ve daha pek çok âyet-i kerime, biz müminlerin gözüne âdeta röntgen veya tomografi cihazı koymaktadır. Basiret gözü körleşmemiş olanlar, dersini alır, hadis-i şeriflere, tefsirlere bakarak, kendisinde münafıklık alâmetleri olanları tanır ve ona göre dikkatli hareket eder.

Münafıkları tanımak için elimizdeki “rehberlerden” biri de Bediüzzaman Hazretlerinin ordumuzun saflarında gönüllü alay kumandanı olarak cihat ederken yazmış olduğu İşârâtü’l-İ’câz eseridir. Ne gariptir ki ve ne tuhaftır ki, yaklaşık 40 sene bu eserde münafıklarla ilgili ayet-i kerimelerin tefsiri çıkarılmıştır. Daha yakın zamanlarda bir yayınevinin neşretmesinden sonra neşredilmeye başlanmıştır. Bu değerli eserin dünyadaki ilk şerhinin 4. cildi bütünüyle münafıklarla ilgili ayet-i kerimelere tahsis edilmiştir. Bu cildi okuduğumuzda münafıkları tanıma hususunda epeyce bilgi sahibi olmaktayız. Eserde yer alan, Münâfikun Suresi’nin 4. ayet-i kerimesinin mealine bakalım: “Ey Habîbim! (Onları gördüğün zaman boyları, posları, kalıpları hoşuna gider.) Taaccüb edersin. (Konuşurlarsa) o kadar beliğ ve fasih konuşurlar ki; (Sen dahi sözlerini dinlersin. Onlar, sanki duvara dayanmış) yakılmaktan başka şeye yaramayan (kütükler gibidir.) Onlar, daima korku ve tereddüt içindedirler. (Her sesi, her gürültüyü kendi aleyhlerine zannederler. Asıl düşman, onlardır. Onların şerrinden sakın. Allah onların canlarını alsın; onları, helâk etsin. Nasıl olur da bu hâle geliyorlar! Nasıl haktan yüz çeviriyorlar!”

Bu mealden sonra, Diyanet Vakfı Yayınları’ndan Kur’an-ı Kerim ve Açıklamaları Meali isimli eserdeki bu ayet-i kerime ile açıklama da nakledilmekte ve daha sonra şöyle denilmektedir: “Evet, âyât-ı beyyinât, bahusus mezkûr ayet-i kerime, münafıkların, bilhassa reislerinin suretlerini tasvir ve ahlâk-ı zemîmelerini tarif hususunda şöyle buyuruyor: ‘Onların cisimleri, boyları, endamları o kadar güzeldir ki; ey Habîbim! Seni bile hayrette bırakırlar. Onların heykelleri büyük; boyları posları yerindedir. Onlar hüsn-i cemâl sâhibidirler; kurnaz ve heybetlidirler. Oturdukları zaman, koltukları doldururlar; meclisin aşağı kısmında oturmazlar; buna tenezzül etmezler; devamlı meclisin en yukarısında otururlar; kibirli ve çalımlıdırlar. Konuştukları zaman, avurtlarını doldura doldura sarf-ı kelâm ederler; edebiyat ve lügat parçalayarak konuşurlar; fasih görünmek için çok beliğ ve acîb sözler söylerler. Hatta mezkûr ayet-i kerimenin ifadesiyle, konuştukları zaman, bir peygamber bile onların konuşmalarına ve belâğatlarına hayrette kalır; onları dinler.”

“Yine mezkûr ayetin ifadesiyle; ‘Onların heykelleri, içi bomboş bir kütük gibidir.’ Yani, yakılmaktan başka bir şeye yaramayan bir kütük; içi çürümüş bir kalas; duvara yaslanmış bir kereste gibidirler. Onların neyi varsa, zahiren dillerinde ve heykellerindedir. Yoksa, hakikatte çürük birer kütük gibidirler. Ancak ateşte yanmaya yararlar, vesselâm…” (Arâbîİşârâtü’l- İ’câzMeâl ve Şerhi, c. 4, s. 38-39).

- Milli Gazete, Burhan Bozgeyik tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/1737484/burhan-bozgeyik/munafik