Ramazan diriliş ayıdır

Değerli hocam Ramazan, rahmet, bereket, arınma ve fazilet ayı, oruç ayı, dünyevilikten arınıp uhreviliğe doğru bir yolculuk olduğuna göre, çağımızdaki modernizm ve dünyevileşmenin Müslümanlar üzerindeki etkilerini anlatır mısınız?

Doğrudur. Ramazan ayı bir rahmet ve bir arınma ayıdır. Müslümanlığın beş temel esasından biridir. Oruç sadece Allah için olduğu zaman rahmeti ve arınmayı celb eder. Bu bakımdan yüce Peygamberimiz (S.A.V.), “Size mübarek ay geldi. Allah size bu ayın orucunu farz kıldı. Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır. Ramazan ayında bir gece vardır ki, o bin aydan daha hayırlıdır. Ramazan’ın hayrından mahrum olan, büyük mahrumiyete uğramış demektir” buyurdular. Bu hadis-i şeriften de anlıyoruz ki Ramazan ayı diğer aylardan çok ayrı bir özelliğe sahiptir. Bu özelliğinden dolayı orucunu hakkıyla tutana rahmet ve mağfiret sağanak sağanak yağar. Dünyevileşmek demek yaptığı işi ahiretteki hesabı düşünmeden, Allah için yapmayıp sadece dünyevi bir maksat için yapmak demektir. Bu aslında kısa devredir. Bilmemiz lazım ki Müslümanlıkta bütün günahlar kısa devre olarak yapılır. Böyle olunca da sigorta atar. Sigortası atan insan niyetini ve amelini Allah için ve onun buyurduğu ölçüler içerisinde yapmayınca günaha girerek dünyevileşmiş olur.

İnsanın helal yoldan kazandığını yiyip içtiği bir Ramazan ayı İslam’ın temel hükümleri açısından nasıl bir yere sahiptir?

Bir defa biz Müslümanlar olarak biliyoruz ki oruç bize farz kılındığı gibi daha önceki milletlere de farz kılınmıştır. Ayrıca Yüce Rabbimiz o aya yetişen her Müslüman’a orucu tutmayı farz kılmıştır. (Bakara 184-185). Bir de yüce Peygamberimiz (S.A.V.), “Her kim Ramazan’da özür ve hastalık olmadan bir gün oruç yerse, bütün sene oruç tutsa bile, o bir günün yerini ödeyemez” buyurmaktadır. Ramazan orucu Şaban’ın otuzuncu günü gökteki Ay’ın görünmesi ile sabit olur. Bunun için Peygamberimiz (S.A.V.), “Ayı görün oruç tutun, ayı görün bayram yapın. Eğer hava bulutlu olursa Şaban’ı otuz güne tamamlayın” buyurmaktadır. Oruç tutmanın iki rüknü vardır: Biri niyet etmek, diğeri de fecr-i sadıktan güneşin batmasına kadar yemekten içmekten ve cinsi münasebetten kendisini Allah için alıkoymaktır. İşte orucun İslami hükümler açısından yeri budur.

 “ORUÇ BENİM İÇİNDİR VE ONUN MÜKÂFATINI SADECE BEN VERECEĞİM”

Hocam Ramazan gelince sahur, iftar ve ardından bayramlarda evlerimizi, soframızı, gönüllerimizi ve hatta şehrimizi bir huzur ve mutluluk kaplıyor. Nereden geliyor bu atmosfer?

Evet, Ramazan gelince bu güzel atmosferi her Müslüman hisseder ve gönül huzuru bulur. Çünkü bu ayda şeytanlar zincire vurulur, cehennem kapıları kapanır, rahmet kapıları açılır. Durum böyle olunca da orucu hakkıyla tutan insanın mutluluğu artar. Bir kutsi hadis-i şerifte, “Oruç benim içindir ve onun mükâfatını sadece ben vereceğim” buyrulmaktadır. Ayrıca Ramazan ayının en büyük özelliği Kur’an-ı Kerim’in o ayda bulunan Kadir Gecesi’nde indirilmiş olmasıdır. Ramazan ayını bir taraftan oruç tutma kıymetlendirirken diğer taraftan da insanlığın kurtuluş rehberi olan Kur’an’ın bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’nde indirilişi değerli kılmaktadır. Diğer taraftan yüce Peygamberimiz (S.A.V.) bir hadis-i şeriflerinde, “Her kim inanarak ve sevabını sadece Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır” buyurmaktadır. Ayrıca yine buyuruyor ki: “Nasıl beş vakit namaz, bir cumadan diğer cumaya kadar olan küçük günahları bu namazlar silerse, bir Ramazan’dan diğer Ramazan’a kadar olan vakitte büyük günahlardan sakınıldığı takdirde aradaki küçük günahlara Ramazan orucu kefaret olur” buyuruyor. Bütün bu müjdeler Ramazan’ı ve oruç tutan insanları ve bölgeleri huzur ve mutluluğa gark eder.

Ramazan’ın feyiz ve bereketinden bol bol istifade etmeliyiz

Bu ayın bereketlerinden istifade edebilmek için yapmamız gereken ibadetler nelerdir?

Bir defa orucu zedeleyecek her türlü söz ve davranışlardan kendimizi uzak tutmalıyız. Bu konularda ısrarcı olan olursa “ben oruçluyum” diyerek onu da uyarmalıyız. Ayrıca teravih namazlarını cemaatle camilerde kılmaya azami gayret sarf etmeliyiz. Kur’an-ı Kerim’i mümkünse her gün bir cüz okuyarak bu ayda hatim yapabiliriz. Bu ayda fakir fukaraya soframızda yer açıp mümkünse ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmalıyız. Bayram namazından önce fıtır sadakamızı muhakkak hesaplayıp vermeliyiz. Ramazan’ın feyiz ve bereketinden bol bol istifade etmeliyiz.

ESKİ RAMAZANLARI YAŞAMAK MÜMKÜN OLMUYOR

Genelde büyüklerimizden “nerede o eski Ramazanlar” sözünü çok duyarız. Eski Ramazanlarda olup da şimdi olmayan neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Eski Ramazanlarda ihlas vardı, gösteriş yoktu. Paylaşma vardı, cimrilik yoktu. Kardeşlik vardı, yabancılaşma yoktu. Zenginler bayramlarda gurur ve kibre kapılmadan evlerinde sofra kurar, herkesi davet ederlerdi. Ayrıca çocuklar bayram sevincini yaşamak için büyüklerle birlikte mezarlıkları ve akrabaları ziyaret ederler, büyüklerin hayır duasını alırlardı. Şimdi ise bir mesajla eski Ramazanları yaşamak mümkün olmuyor.

Ramazan orucuna karşı işlenmiş bir edepsizlik

Son yıllarda dernekler ve belediyelerin çok şaşaalı Ramazan etkinlikleri yaparak bu ibadeti konserlerle kutlanan bir eğlenceye dönüştürdükleri gözlemlenmektedir. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Açıkçası bunu bir sapma ve Ramazan orucuna karşı işlenmiş bir edepsizlik olarak görüyorum. Her İslami değerin suiistimal edildiği gibi Ramazan’da da Ramazan bezirgânlarının bu ibadeti istismar edip dünyevi maksatlarına alet ettikleri görülmektedir. Bu gibi durumlara karşı uyanık olmalıyız. Ve bu sapmalara meydan vermemeliyiz. Bu gibi durumlar İslami olduğu gibi yaşamaktan değil, muhafazakâr ve liberal bir yapıya kaymaktan doğmaktadır.

RAMAZAN İSLAM DÜŞMANLARINA KARŞI BİRLİK OLMA AYI

Bugün bütün İslam coğrafyası olarak bir Ramazan’ı daha yaşıyoruz. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

Ramazan ayı diriliş, uyanış ve kendine gelip nefsani arzuları terbiye etme ayıdır. Umarım ki İslam coğrafyasındaki kan ve gözyaşı bu ayda biraz olsun diner. Bu mübarek ay Müslümanlar arasındaki kardeşliğin pekişmesine, İslam birliğinin kurulmasına ve Müslümanlar arasındaki ihtilafların kalkmasına vesile olur. Kur’an’ın indiği bu ayda İslam toplumları birbirlerini öldürmeyi bırakır, İslam düşmanlarına karşı birlik olurlar. Ramazan demek insanın nefsine karşı cihadının doruk noktaya ulaştığı ay demektir. Ayrıca yüce Peygamberimiz İslam düşmanlarına karşı Bedir Savaşı’nı, Tebük Seferi’ni ve daha birçok seferlerine Ramazan’da çıkmıştır. Buradan da anlıyoruz ki Ramazan ve oruç içte nefis ve şeytana karşı, dışta da İslam düşmanlarına karşı birlik olma ayıdır.

- Milli Gazete, Ramazan bölümünde yayınlandı
https://www.milligazete.com.tr/haber/1545977/ramazan-dirilis-ayidir