Arşivden notlar: Türkiye'de ordu-siyaset ilişkilerinin tarihsel boyutu

Türkiye Cumhuriyeti’nde ordu-siyaset ilişkisi, dönem dönem darbeler, dönem dönem de başarılı askeri operasyonlar çerçevesinde şekillenmiştir. Ordu-millet anlayışıyla yönetilen Türk devletlerinde ordunun siyasallaşması ilk olarak Osmanlı’da başlamıştır.

Osmanlı’da 18. yüzyıl itibariyle başlayan modernleşme çabaları, ilk olarak askeri alanda gerçekleşmiş, bu dönemde devlet kademelerinde Batılılaşma Hareketlerinin giderek yaygınlaşmaya başladğı görülmüştür. 19. Yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı İmparatorluğunu yeniden eski gücüne kavuşturmak isteyen subaylar ülke yönetiminde etkili olma çabaları içerisine girmiş ve siyasallaşmaya başlamışlardır.

Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze ordu siyaset ilişkileri açısından zorlu süreçler yaşanmış, ordu ve siyaset arasındaki çatışmalar belirli bir döngüde devam etmiştir. Bunun son örneği de 15 Temmuz darbe girişimi olarak örneklendirilebilir. Ancak ordu ve siyaset kurumunun uzlaştığı durumlar da mevcuttur.

Ordu-siyaset ilişkilerinde tarihe not düşülen detaylar:

13 Eylül 1859 Kuleli Vak’ası: Türk tarihine ilk askeri darbe girişimi olarak geçen Kuleli Vak’ası, Osmanlı’da ordu ile siyaset arasındaki ilk etkileşimdir. Padişaha suikast yapmak için Kılıç Ali Paşa Camiinde plan yapan 41 kişi, gerçekleştirilen baskın ile yakalandı. Bugün İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü olarak kullanılan "Seraskerlik" binasına götürülen zanlılar sorguya alındıktan sonra Çengelköy'deki Kuleli kışlasına kapatıldı. Yargılama sonucunda birçok mahkum idam cezasına çarptırıldı. Ancak Sultan Abdülaziz mahkûmların idam cezasını sürgüne çevirdi.

30 Mayıs 1876 Darbesi – Sultan Abdülaziz’in Öldürülmesi: 30 Mayıs 1876 Darbesi, Osmanlı padişahı Abdülaziz'in tahttan indirildiği bir hükümet darbesi olarak tarihe geçmiştir. Avrupa ülkelerinin Osmanlı’ya müdahalesinden rahatsız olan halk, 9 Mayıs tarihinde gösteriler düzenlemeye başladı. Gösteriler nedeniyle sadrazam, şeyhülislam ve seraskerlik görevlerinde değişiklikler oldu. Buna rağmen 17 Mayısta gösteriler devam edince Padişah Sultan Abdülaziz’in tahta indirilmesi için Yeni Osmanlılar Şeyhülislam Hasan Hayrullah Efendi’den padişahın indirilmesi için bir fetva aldı. 30 Mayıs günü Harbiye Mektebi öğrencileri Süleyman Paşa'nın emrinde, Taşkışla ve Gümüşsuyu kışlalarındaki askerler ise İstanbul ordu komutanı Refik Paşa’nın emrinde harekete geçtiler. Medrese öğrencileri de bu gruba katıldılar. Dolmabahçe Sarayı'nı çember altına alındı. Tahttan indirilen Abdülaziz bir kayıkla saraydan uzaklaştırıldı. Yerine V. Murat Osmanlı padişahı ilan edildi. Feriye Saraylarında gözaltına alınan devrik padişah 4 Haziran günü bilekleri kesilmiş bir şekilde ölü bulundu. Abdülaziz'in eşlerinden Neşerek Kadın Efendi 11 Haziran'da vefat etti. Çerkez Hasan olayının ardından zaten ruhsal bir bunalımda olan padişah V. Murat'ın durumu daha da kötüleşti. 31 Ağustos'ta şeyhülislamdan tekrar bir fetva alınarak tahttan indirildi ve yerine II. Abdülhamit geçirildi.

II. Meşrutiyet İlanı - 31 Mart Vakası: 31 Mart Vakası, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. On üç gün süren ayaklanma, II. Meşrutiyet döneminin en önemli olaylarından biri olarak kabul edilir. Askeri bir isyan olarak ortaya çıkmasına rağmen daha sonra dinî bir hal almıştır. İsyanın ilk günü hükûmet istifa etmiş, isyancı askerler yedi gün süre ile İstanbul'a hakim olmuştur. Bir milletvekili, bir Nazır ve tespit edilemeyen sayıda asker ve sivilin hayatını kaybettiği isyan, Selanik'te bulunan Üçüncü ve Edirne'de bulunan İkinci Ordulara mensup askerlerin oluşturdukları, Rumeli halkının gönüllü katıldığı “Hareket Ordusu”’'nun İstanbul'a gelmesi ile bastırıldı. Üç gün süren çarpışmaların ardından sıkıyönetim ilan edildi; padişah II. Abdülhamit tahttan indirilip yerine V. Mehmed Reşad tahta çıktı. İsyana katılanlar ve destekleyenler yargılanarak 70 kişi idam edildi, 420 kişi ise çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı.

1912 Halaskar Zabitan Hareketi: Amacı; ‘Askeri siyasetten uzak tutmak, siyaseti siyasetçilere bırakmak’ olan Halaskar Zabitan Grubu, ülkeyi yıkıma götüren İttihat ve Terakki iktidarının yıkılması ve ordunun siyasetten çekilmesi için Sopalı Seçimlerinden sonra aktif rol oynadı. Halaskar Zabitan, seçim yolsuzluklarının araştırılmasını ve kanıtlanırsa Meclis-i Mebusan’ın dağıtılmasını istiyordu. Gazetelerde sert bildiriler yayınlayan ve Askerî Şura'ya muhtıra veren Halâskâr Zabitan, Sadrazam Mehmed Said Paşa'nın istifa etmesine sağladı. Hükümet kurma görevi 21 Temmuz 1912’de 73 yaşındaki Gazi Ahmet Muhtar Paşa’ya verildi. Bu atama ile İttihat ve Terakki Cemiyeti 1908’den beri sürdürdüğü denetleme iktidarından da uzaklaştırılmış oldu.

23 Ocak 1913 Babıali Baskını: Balkan savaşında Osmanlı ordularının bozgunu ve düşman ordularının bozgunu ve düşman ordularının İstanbul önlerine kadar yaklaşması İttihatçı karşıtı Ahmet Muhtar ve Kamil Paşa hükümetlerinin saygınlıklarını yitirmesine yol açtı. Ağır yenilginin sorumluluğunu Kamil Paşa hükümetine yükleyen İttihatçılar 23 Ocak 1913’de “Babıali Baskını” olarak adlandırılan bir darbeyle iktidarı yeniden ele geçirdiler. İttihatçıların tekrar barıştıkları eski Harbiye Nâzırı Mahmut Şevket Paşa hükümetin başına getirildi. İttihatçıların kesin olarak iktidara el koyması ise 11 Haziran 1913’te Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın muhaliflerce düzenlenen bir suikastle öldürülmesinden sonra gerçekleşti.

Birinci Dünya Savaşı’na Enver Paşa, Almanya ile birlikte İttifak devletleri bloğunda yer almış, Türk ordusu Çanakkale, Irak ve Hicaz-Yemen gibi birçok cephede üstün başarılar sergilemiştir. Ancak Almanya’nın kaybetmesi üzerine Osmanlı’da yenik sayılmış, toprakları parçalanmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasıyla birlikte Anadolu topraklarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu. Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyete devreden en örgütlü ve güçlü kurum yine ordu olmuştur. Devletin baş kademelerin de yine ordu komutanları yer almıştır. Cumhuriyetin ilanından bugüne kadar siyasal yaşamdaki ilişkileri yeniden düzenlemek ve güç dengelerini değiştirmek için sık sık ordu devreye girmiştir.

27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi: Millî Kalkınma Partisi’nin 1945 yılında kurulmasıyla çok partili hayata geçilmiş, 1946 seçimlerine de çok partili olarak gidilmişti. Aynı yıl Adnan Menderes liderliğinde Demokrat Parti’nin de kurulmasıyla parti sayısı üçe yükseldi. DP, 1950 genel seçimlerinin kazanını oldu. DP iktidarı boyunca Marshall yardımları ile ekonomi iyileşmişti. 1954 ve 1957 seçimlerini de kazanan DP iktidarının son yıllarında ülkede karmaşa başlamıştı. TSK, ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçelerini ileri sürerek ordu içerisinde bir grup subay, 27 Mayıs 1960 sabahı ülke yönetimine bütünüyle el koydu. Yargılamalar sonucunda Adnan Menderes 17 Eylül 1961 tarihinde İmralı adasında idam edildi.

12 Mart 1971 Askeri Muhtırası: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri komutanı Muhsin Batur'un imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a bir muhtıra vererek hükûmetin istifaya zorlandığı askeri müdahaledir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde meydana gelen dördüncü; başarılı olmuş ikinci; ve emir-komuta zinciri içerisinde yapılmış ilk askeri darbe eylemidir. 1969 Türkiye genel seçimleri ile Adalet Partisi aldığı %46.55'lik oyla meclise 256 milletvekili gönderip iktidar partisi, Süleyman Demirel ise başbakan olmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi ise meclise gönderdiği 143 milletvekiliyle ana muhalefet partisi olmuştur. 15-16 Haziran 1970 tarihlerinde çıkan işçi ve öğrenci eylemleri muhtıra sürecini hazırlayan olaylardır.

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi: TSK’nın yönetime üçüncü açık müdahalesidir. Bu müdahale ile Süleyman Demirel'in Başbakan'ı olduğu hükümet görevden alındı, Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi, 1970 sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası uygulamadan kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir askerî dönem başladı. Bu dönem yaklaşık dokuz yıl sürdü. 12 Eylül 1980 ardından partiler lağvedildi, parti liderleri önce askerî üslerde gözetim altında tutuldu, ardından yargılandı. Darbenin nedenleri arasında suikastlar, Konya Mitingi, 1 Mayıs Kutlamalarında çıkan olaylar, 1980 Çorum ve Maraş Katliamı yer alıyordu.

28 Şubat 1997 Post-Modern Darbesi: Türkiye'de son askeri müdahale, 1997'de Necmettin Erbakan ve Tansu Çiller hükümetinin silahlı kuvvetler tarafından istifaya zorlanmasıyla yaşandı. Cumhuriyet siyasi tarihinde geçmiş üç örneğin aksine bu sefer askerler yönetime bizzat el koymadı. Bunun yerine medya üzerinden bir savaş verildi. Askerlerin hükümeti görevden zorla almaması 28 Şubat'ın "post-modern darbe" olarak anılmasına yol açtı. Refah Partisi'nin kapatılmasının ardından Necmettin Erbakan'a beş yıl siyaset yasağı getirildi.

27 Nisan 2007 E-Muhtırası: E-muhtıra, Türk Silahlı Kuvvetleri adına Genelkurmay Başkanlığı'nın Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısı ile 27 Nisan 2007 tarihinde gece saat 23:20'de yaptığı, lâiklikle ilgili açıklama. Türkiye kamuoyunda hakim olan görüş, basın açıklamasının "muhtıra" olduğu yönündedir. Bildiri internet aracılığıyla verildiği için "e-muhtıra" olarak da adlandırılmıştır.

- Milli Gazete, Siyaset bölümünde yayınlandı
https://www.milligazete.com.tr/haber/1525930/arsivden-notlar-turkiyede-ordu-siyaset-iliskilerinin-tarihsel-boyutu