Kosova’dan Adelina’nın Saadet Partisi’ne bakışı

Reşat Nuri Erol
Reşat Nuri Erol

Önce bir hatırlatma yapmam gerekiyor: Geçen Aralık ayının başında bu köşede, “Kosova’dan Türkiye’ye bakış” ana başlığı ile beş yazı yayımlandı. Son yazının (5. yazı) başlığı “Kosova’dan Türkiye’ye bakış (5): …Ve SONUÇ!” şeklindeydi…

Bu son yazıda şöyle bir ifade vardı: “Üçüncü grubun en önemli aktörü kanaatimce Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi, rahmetli Erbakan Hoca ekolünün ayaktaki tek vârisidir. Millî Görüş hareketinin ‘kök hücresi’ Saadet Partisi’dir. Kök hücre, bildiğiniz gibi, doğurgan ve üretkendir.”

Kosovalı yazar Adelina Sfishta’yı da tanıyalım: 1987 yılında Kosova-Podujeva’da doğdu. Kosova Savaşı’nı militan bir kız çocuğu olarak yaşadı. Üniversitede radyo televizyon eğitimi aldı. 2009 yılında Balkan TV’de çalışmaya başladı. 9 yıldır TV haber ve programcılığı yapmakta, Ocak MEDYA’da yazmaktadır. Araştırmaları Balkan ülkeleri ve Türkiye eksenlidir.

Malumunuz, bendeniz de Kosova doğumlu yani Kosovalıyım…

Bu Kosovalı hemşerim, Saadet Partisi ile ilgili üç yazı daha yazdı, başlıkları şöyle:

1. “Saadet Partisi: Kök hücre harekete geçebilecek mi?” (16 Ocak 2018)

2. “Saadet Partisi (kök hücre): Beklentiler…” (22 Ocak 2018)

3. “Saadet Partisi kimi seçmeli?” (05 Şubat 2018)

“Saadet Partisi: Kök hücre harekete geçebilecek mi?” sorusunu soran 1. yazı, şu cümleyle başlıyor: “Kök hücreler yüksek çoğalım potansiyeline sahip çok kritik hücrelerdir.” Sonra kök hücrenin ne olduğunu anlatan bir giriş yapıyor ve diyor ki: “Ben Saadet Partisi’nin Türk siyasetindeki ‘kök hücre’ rolünü anlatabilmek için böyle bir giriş yaptım.”

Devamı şöyle: “Türkiye’nin yönetimi için bir ‘millî model’ sağlayabilmek düşüncesi ile yola çıkanlar, ‘ithal ikame’ ile ülkenin kurtuluşa kavuşamayacağı kanaatindeydiler. / Millî oldukları için, milletin bütün hususiyetlerinin bu ‘model’ içinde kapsanması ve milletin tarihi rolünü oynayabilmesi için de ‘güçlü bir kalkınma modeli’ sağlanması öncelikleriydi.”

Erbakan döneminde Millî Görüş olarak adlandırıldı bu anlayış ve daha net bir vaziyete sokuldu. / Milletin cevherine inanan Milli Görüşçüler; “taklit”i reddediyor, “orijinal bir medeniyet sevdası”nın ardına düşüyorlardı. Tıpkı “ecdadın yapabildiği gibi”, kendilerine güveniyorlardı. / Millî Görüş, öncelikle kendi bilimsel potansiyelini oluşturma ve buna dayanarak milli sanayisini kurma iddiasındaydı...

Gelelim esasa. Sözümün özü şu:

Millî Görüş hareketinin “kök hücresi” hâlâ sağ ve salim.

Milyonlarca eziyet çekilerek bu “kök hücre” muhafaza edildi, çok şükür.

Milletin derdi tonlarca. Uhulet ve suhuletle bu devasa meseleleri çözecek, sakin-kararlı-bilgili-disiplinli gayretlere ihtiyaç var.

“Kök hücre” yeni dava adamları yetiştirmek zorunda. Aksi halde “topyekûn” kaybedeceğiz.

Kök hücre başarır, bu yeteneği var. Ve esasen kök hücreler “zor zamanların” aktörleridir.

Derdimiz bireysel olsa, kendimiz olsak, ne gam. Ama bütün mazlumlar; gerçek dava adamlarını, fedakârları, milleti için kendinden vazgeçebilecekleri bekliyor.

İhtiyaç hayati, şakası YOK.

Milletimiz bütün coğrafyalarda “fakru zaruret” içinde. Tefrika almış başını gitmiş.

Evet, size söylüyorum “kök hücre” Saadet Partisi.

Millet için açın bağrınızı, herkesi kucaklayın, davaya, gerçek dava adamı gibi sahip çıkın. Kendinizi feda etmesini bilin.

Kök hücreler biliyorsunuz “uygun iletişimle” süratle çoğalabilirler ve değişime uğramış hücrelerin yerini kısa sürede alabilirler.

Söz konusu milletin onuru ve istikbali. O halde gerisi teferruat.

(2. ve 3. yazılardaki uyarı ve hatırlatmalarla devam edeceğiz, inşallah…)

- Milli Gazete, Reşat Nuri Erol tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/1513212/resat-nuri-erol/kosovadan-adelinanin-saadet-partisine-bakisi