Engellilerin mağduriyetleri görmezden gelinemez

İsrafil Bayrakçı
İsrafil Bayrakçı

Mağdurların ve mazlumların çığlıkları sadece kulaklarımızı rahatsız etmiyor, aynı zamanda vicdanlarımızı da kanatıyor. Her gün onlarca telefon, mesaj, e-mail yoluyla bize ulaşarak sıkıntılarını ve mağduriyetlerini dile getiren ve bizi kurtuluş kapısı olarak görenler, yeter artık, bu zulüm bitsin diyenler, çığ gibi çoğalmaktadır. Bunların sesine kulak vermek ve duygularına tercüman olmak bizim asli görevimizdir. Çünkü biz böyle bir misyonu temsil ediyoruz. Bundan ötürü de bigâne kalamıyoruz. Haliyle bunları gündeme getirirken de zülfü yâre dokunmak mecburiyetinde kalıyoruz. Maksadımız hiçbir kimseyi yermek değil, hakkı söylemektir.

Şöyle ki; KHK ile yaklaşık 2.000 engelli memuriyetten ihraç edilerek mağdur edilmiş, 15 yıl ve daha yukarı hizmeti olanlar, emeklilik hakkını kazanmalarına rağmen bu hak verilmemiştir. Diğer bir taraftan taşeron işçi olarak çalışan engelliler ise 15 senesini dolduranlara emekliliği hak etmişsiniz diye resen emekliye sevk ediyorlar ve kadro vermiyorlar. Bu çelişkili duruma bakıldığı zaman, sanki devlet engelliye zulüm etmek için bahane arıyor. Hâlbuki bizim tanıdığımız Cumhurbaşkanı ve Hükümeti öyle değildi, bu kadar zulmü reva görmezdi.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın engellilere yaklaşımını biliyoruz. Bu yapılanlar sanki bunun bilgisi dışında oluyormuş gibi intiba uyandırıyor. Her ne sebeple olursa olsun, bir haksızlığın yapıldığı aşikârdır. Bu konuda duygu, düşünce ve serzenişlerini haykırarak dile getiren kendisi de görme engelli olan Ömer SEZER’in Saadet Partisi Genel Merkezi’ne hitaben göndermiş olduğu yazının bir bölümünü harfine dahi dokunmadan okurlarımıza sunuyoruz.

“Değerli Saadet Partililer. Gerçekten çok zor ve trajik günlerden geçiyoruz. Her türlü zulüm, baskı, işkencenin hakim olduğu bir ortamda, her çeşit kötülüğün meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde en çok mağdur edilen gruplardan biri engelliler, sakatlardır. KHK’lar aracılığıyla ikibinden fazla engelli ihraç edilmiş, bunlardan binden fazla kişi emeklilik haklarını kazandıkları halde hakları gasp edilmiştir. Aşağıda bu adaletsizliği dile getiren araştırmayı okuyacak durumu daha yakından gözlemleme imkânı yakalayacaksınız. Böyle devam ettiği takdirde intiharlar, cinnetler, toplumsal felaketler kapıdadır. Saadet Partisi’nin toplumsal vicdanın sesi olmak gibi bir yükümlülüğü yerine getirmesi, bu mağdur edilen hakları gasp edilenlerin seslerini duyurması, baskılanan, kıstırılan seslere hayat vermesi bu partinin dünden bugüne tarihsel misyonunun bir gereğidir.

Türkiye’de darbe “girişiminden” aylar geçtikten sonra, OHAL kapsamında “olağan hukuka aykırı bir şekilde” işten atmalar gerçekleştirilmiştir. İhraçların, masumiyet karinesi gözetilmeden yapıldığı, idari tasarruflarla yüz binleri aşan sayıda yurttaşın “kişisel kanaatler, ihbarlar ve fişlemeler” sonucu işten atıldığı yaygın bir şekilde ifade edilmektedir.

“Kanunsuz suç ve ceza olmaz”, “İdari kararla suç ve ceza inşa edilemez”, “Sert çekirdekli haklar KHK ile düzenlenmez”, “Suç ve cezanın şahsiliği”, “Kanunlar geriye yürümez”… gibi tarihsel/evrensel hukuk ilkelerine ve cari anayasaya aykırı bir sürecin, “OHAL” adı altında yaşatıldığı görülmektedir.”

Evet Ömer SEZER’in göndermiş olduğu yazı aynen böyle. Görme engelli Âşık Ruhani’nin bir şiirinden alıntı sunuyorum:

Zulüm zehirli diken,

Mazlumlara bakarken

Komşusu aç yatarken

Peygamber sözü şöyle “Tok yatan bizden değil”

Gafil gafletten ayır

Ayır adamdan sayıl

İslam’da ölçü varken

Biri yer biri bakar

Bakanın gözü akar

O gün kıyamet kopar. Vesselam

- Milli Gazete, İsrafil Bayrakçı tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/1512577/israfil-bayrakci/engellilerin-magduriyetleri-gormezden-gelinemez