Macera Dolu Amerika (!)

Mustafa Kaya
Mustafa Kaya

Amerika’nın Soğuk Savaş sonrası bize bakışı hep “Öküz öldü, ortaklık bozuldu” şeklinde oldu. ABD özellikle 1991 Körfez Savaşı’ndan beri başta Irak olmak üzere istisnasız bütün problemli alanlarda bizim altımızı oymaya devam ediyor. Her attığı adımda kuşatmayı biraz daha daraltıyor. Etki alanımızı gün geçtikçe sınırlandırıyor. Bizi şimdilik 784 bin km kare içine sıkıştırmak istiyor. Sonrasında mevcut sınırlarımızı da tehdit eden adımları sinsice atmaya devam edecek. NATO’daki birlikteliğin yanında, yarın başımıza bir sıkıntı gelirse yanımızda yer alır diye en azından kâğıt üzerinde beklenti içinde olduğumuz ABD, bütün yaptıklarıyla resmen ancak bir düşmandan beklenebilecek tavırlar sergiliyor.

Mesela Dışişleri Bakanı Tillerson, “ABD YPG’ye hiçbir ağır silah vermemiştir, dolayısıyla geri alacağı hiçbir şey yoktur” diyerek, fütursuzluğun, ciddiyetsizliğin, gözlerin içine baka baka yalan söylemenin ne demek olduğunu hepimize göstermiş oldu. Sanki terör örgütlerine hafif silah vermek çok masummuş gibi akıl oyunu yapmaya çalışıyorlar.

Diğer taraftan Savunma Bakanı Mattis’in “YPG ile PKK’yı savaştırma projesi” ise tam trajikomik bir yaklaşım olarak ortaya çıktı. Aslında açıklama bu terör örgütlerinden beklenti içinde olanları uyandırmak için yeter de artar bile. Bölge halklarını birbirine kırdırma projesinin yanında, aynı terör örgütünü kendi içinde savaştırma stratejisi ABD’nin bu coğrafyaya basit bir oyun teorisiyle yaklaştığını göstermiyor mu? Durum bu iken hala bu terör örgütlerinin bağımsızlık mücadelesi verdiğine safça inananlar varsa onları uyandırmak için fazla uğraşmaya gerek yok. Çünkü çuvala birlikte girdikleri yılana güvenenlere söylenecek bir şey kalmıyor.

Mattis’in “YPG’yi PKK’ya karşı savaştırabiliriz” sözü ve Tillerson’un YPG açıklamalarından bence aşağıdaki sonuçları çıkarabiliriz.

1- ABD’de devlet aklı diye bir şey kalmamış. ABD muhakeme yetisini tamamen kaybetmiş.

2- ABD kendisini çok uyanık zannediyor, bize ise aptal muamelesi yapıyor. Trump’ın sözde Kudüs kararına imza atarken duyduğu hazdan kibrinin doruklarında dolaştığını görmüştük. Bu açıklamalarla birlikte ise bu kibrin ABD’de her tarafı sarıp sarmaladığına şahit olduk.

3- ABD’ye güvenip devlet kuracaklarını zannedenler acı bir hayal kırıklığı yaşayacaklar ve tarih hepsinin birer taşeron olduklarını büyük harflerle yazacak.

4 ABD için kendi çıkarları ve İsrail’in güvenliğinden başka hiçbir şeyin önemi yoktur.

Bütün bu gerçeklerle birlikte ülkemizin cumhurbaşkanlarının Amerika’ya yaptığı resmi ziyaretlerde Beyaz Saray’da şu kadar görüştü, bu kadar içerde kaldı diye dakikalar üzerinden değerlendirmeler yapılırken, ABD dışişleri bakanının 3 saat 15 dakika Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile görüşmesi mütekabiliyet ve diplomatik teamüller açısından ABD’ye ödül gibi bir yaklaşım olmuştur.

Ayrıca Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile Tillerson arasındaki görüşmenin ardından “normalleşme” açıklamalarının yapılmış olması da her şeyin üzerine tuz biber ekmiştir.

Sonuç olarak 1991 Körfez Savaşı sonrası “ABD ile normalleşme” hedefinin ardından 36. Paralel’de Irak’ın bölünmesini kucağımızda nasıl bulduysak, bugün Suriye’deki “normalleşme”den de elimizde Suriye’nin kuzeyinin bölünmesi kalacaktır.

Bu gerçekleşirse ne mi olur? Cevabını biliyorum ama söylemeye dilim varmıyor.

- Milli Gazete, Mustafa Kaya tarafından kaleme alındı
https://www.milligazete.com.tr/makale/1504009/mustafa-kaya/macera-dolu-amerika